Kanal6 Dijital’de yayınlanan Halil Tabur ile Zihin ve Beden programında bağımlılık konusu masaya yatırıldı. Program sunucusu Halil Tabur’un sorularını yanıtlayan psikolojik danışman ve bağımlılık danışmanı Çiğdem Sönmez, özellikle gençler arasında giderek büyüyen bağımlılık tehlikesine dikkat çekti.
“SOSYAL MEDYA SOKAĞIN YERİNİ ALDI”
Madde bağımlılığına başlamada geçmişte sokak çevresinin etkili olduğunu söyleyen Sönmez, bugün sosyal medya platformlarının çok daha güçlü bir etki oluşturduğunu ifade etti.
“Önceden insanlar birbirlerini sokakta alıştırabiliyordu ama sosyal medya buna kat be kat katkı sağladı” diyen Sönmez, bazı dizilerde, videolarda ve müzik içeriklerinde madde kullanımının özendirildiğini belirtti. Özellikle ergenlik dönemindeki gençlerin rol model arayışı içinde olduğunu söyleyen Sönmez, “Gençler izledikleri insanların ne kullandığına, nasıl yaşadığına çok dikkat ediyor” ifadelerini kullandı.

“AİDİYET ARAYIŞI RİSKLİ GRUPLARA İTİYOR”
Bağımlılığın en önemli nedenlerinden birinin aidiyet ihtiyacı olduğunu belirten Sönmez, aile içinde sürekli eleştirilen gençlerin kendilerini kabul eden gruplara yöneldiğini söyledi.
“Ailede yaptığı her şey eleştirilen bir ergen, eleştirilmediği yerde kendini rahat hisseder. Madde kullanılan ortamlarda ise ‘harikasın’ gibi övgüler alıyor. Bu yüzden o gruplara daha güçlü bağlanıyor” diyen Sönmez, bazı gençlerin arkadaş çevresine ailelerinden daha sıkı bağ kurduğunu dile getirdi.
“ASABİYET VE YALAN EN ÖNEMLİ İŞARETLER”
Ailelerin dikkat etmesi gereken davranış değişikliklerine de değinen uzman isim, ani öfke patlamalarının önemli bir belirti olduğunu vurguladı.
“Birden fazlaca asabi olmaya başlıyorlar çünkü kendilerini saklamaya çalışıyorlar. Asabi olursa aile ona hesap soramaz diye düşünüyor” ifadelerini kullanan Sönmez, yalan söyleme, göz temasından kaçınma ve iletişimden uzaklaşmanın da bağımlılık sürecinde sık görüldüğünü belirtti.

“BAĞIMLILIK HAYATI ELİNDEN ALABİLİR”
Bağımlılığın yalnızca bireyi değil, tüm aileyi etkileyen ağır bir süreç olduğunu söyleyen Sönmez, “Bu hastalık insanın eşini, işini, ailesini, karakterini, itibarını hatta akıl sağlığını bile elinden alabilir” dedi.
Bağımlılığın kişiyi önce zihinsel olarak manipüle ettiğini ifade eden Sönmez, “Kişi sürekli ‘Ben istersem bırakırım’ diye düşünüyor. Oysa bağımlılık önce insanın kendisini kandırmasıyla başlıyor” sözleriyle dikkat çekti.
“ÇOCUĞU BASKILAMAK DEĞİL, ONU ANLAMAK GEREKİYOR”
Ailelerin aşırı baskıcı tutumlarının da gençleri yanlış yönlendirebildiğini belirten Sönmez, ebeveynlerin çocuklarını sürekli kontrol etmek yerine onları doğru gözlemlemesi gerektiğini söyledi.
“Çocuğunu gerçekten tanımak gerekiyor. Aşırı baskı ve sürekli kontrol başka sorunlar doğurabiliyor” diyen Sönmez, ailelerin çocuklarıyla kaliteli zaman geçirmesinin önemine vurgu yaptı. Birlikte yapılan spor ve sosyal aktivitelerin çocukları koruyan önemli bir bağ oluşturduğunu belirten uzman isim, “Çocuk dışarıya değil, aileye daha sıkı bağlansın diye birlikte vakit geçirmek gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“İYİLEŞMENİN İLK ŞARTI SORUNU KABUL ETMEK”
Tedavi sürecine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Sönmez, bağımlılıkla mücadelede ilk adımın kişinin sorunu kabul etmesi olduğunu söyledi.
“Önce kişi ‘Benim bir problemim var’ diyebilmeli. Aileler de bu durumu gizlememeli” diyen Sönmez, bağımlılığın kronik bir hastalık olduğunu ve hayat boyu dikkat gerektirdiğini belirtti.
Programda ayrıca sosyal medya bağımlılığı, sanal kumar, aile içi iletişim sorunları ve gençlerin psikolojik dayanıklılığı gibi başlıklar da ele alındı. Sönmez, bağımlılıkla mücadelede aile, okul, medya ve devlet kurumlarının birlikte hareket etmesi gerektiğini vurgulayarak, “Bu konuda toplumsal bir farkındalık devrimine ihtiyaç var” dedi.





