ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik "haritadan silme" tehditleri savurduğu bir atmosferden, aniden iki haftalık bir ateşkesi kabul etme noktasına gelmesi dünya başkentlerinde yankı uyandırdı. ABD basını analizlerine göre bu keskin dönüş, sadece bir iyi niyet göstergesi değil, askeri ve ekonomik gerçeklerin dayattığı stratejik bir geri adım. Trump yönetimi, bölgedeki gerilimi tırmandırırken karşılaştığı devasa maliyetler ve lojistik riskler nedeniyle "maksimum baskı" söylemini geçici olarak askıya almayı seçti.

HÜRMÜZ BOĞAZI’NIN DEĞİŞEN EKONOMİSİ VE PETROL RİSKİ
Ateşkes kararındaki en kritik faktörlerden biri, Hürmüz Boğazı'nın kapatılma riski ve bunun küresel enerji piyasalarına maliyeti oldu. Çin ve Rusya'nın, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yönelik Birleşmiş Milletler kararını veto etmesi, Washington'ı köşeye sıkıştıran bir hamle olarak değerlendiriliyor.
Boğazın kapalı kalması durumunda varil başına petrol fiyatlarının 150 doların üzerine çıkma ihtimali, Trump’ın iç politikadaki en büyük kozu olan "ekonomik istikrar" vaadini doğrudan tehdit etti. Trump, askeri bir zaferin getireceği maliyetin, Amerikan seçmeni nezdindeki faturasını ödemek yerine diplomasi kanalını aralamayı tercih etti.

ÇİN’İN TAHRAN ÜZERİNDEKİ NÜFUZU
Bu süreçte Çin, Trump’ı ikna eden değil, Trump’ın hedefindeki İran’ı "masada kalmaya" zorlayan güç olarak öne çıktı. Pekin, Tahran yönetimine "gerilimi düşür" mesajını net bir şekilde ileterek, bölgedeki ticaret hatlarının tamamen çökmesini engelledi. Trump da bu durumu, kendi diplomatik başarısı gibi pazarlayarak sert söylemlerinden "barış yapıcı" kimliğine hızlı bir geçiş yaptı. Ancak Lübnan üzerinden yürütülen bu trafik, bölgedeki İsrail-İran gerilimini bitirmekten ziyade sadece dondurmayı amaçlıyor.

TRUMP NEDEN GERİ ADIM ATTI?
Trump’ın "yok etme" tehditlerinden saatler sonra gelen sürpriz ateşkes kararı, aslında Beyaz Saray’ın içine düştüğü stratejik sıkışmışlığın bir özeti gibi. Haftalarca bölgeyi ateşe atacak bir retoriği köpürten Trump, sahadaki risklerin maliyetiyle yüzleşince her zamanki "maksimalist tehdit, pragmatik geri adım" taktiğine sığındı.

BEYAZ SARAY’DA ÇELİŞKİLİ BASKILAR VE SEÇİM KAYGISI
Başkanın bu ani karar değişikliğinin arkasında yatan temel motivasyon, zafer hırsı ile ekonomik gerçekler arasındaki o ince çizgi. TIME dergisinin de dikkat çektiği üzere, Trump bir süredir bu krizden prestijini sarsmadan çıkmanın yollarını arıyordu.
Kamuoyu yoklamalarında savaşa desteğin erimesi, tırmanan yakıt fiyatları ve piyasalardaki öngörülemez oynaklık, ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçi cephede ciddi bir panik havası yaratmıştı. Trump, kesin bir zafer kazanamadan masadan kalkmak istemese de, ekonomik bir enkazın altında kalma korkusu ağır bastı.
SAVAŞ HEDEFLERİNE ULAŞAMADI
Uzmanlar İran rejiminin abartılı zafer propagandasıyla ABD başkanını kışkırtması durumunda, savaşın yeniden patlak vermesinin mümkün olduğunu düşünüyor. Birçok şey mümkün görünüyor ve müzakereler hala tıkanma ihtimali öngörülüyor. Ancak, yeni ABD saldırılarının bile İran'daki durumu temelden değiştirmeyeceğine inanılıyor: "Trump'ın etkili askeri seçeneklerden yoksun olması stratejik durumu değiştirmiyor." İran hala Hürmüz Boğazı'nı bloke edebilecek, rejim hava saldırılarıyla yıkılamayacak ve komşu ülkelere yönelik saldırılar devam edecek. Trump savaş hedeflerine ulaşamadı.
Rejim liderlerinin birçoğunun öldürülmesine ve İran ordusunun ve silah sanayisinin büyük bir bölümünün yok edilmesine rağmen, mollalar henüz devrilmedi ve Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolleri sonuna kadar bozulmadan kaldı.

YİNE BİR ALDATMACA VE ZAMAN KAZANMA MI?
Dünya kamuoyu şimdi bu 14 günlük sürenin ne getireceğini bekliyor. Trump’ın bu beklenmedik "barışçıl" tavrı, kalıcı bir çözüm arayışından ziyade, askeri lojistik eksiklikleri gidermek ve petrol fiyatlarını dizginlemek için kurgulanmış bir hamle olabilir.
Uzmanlar, sahadaki askeri sevkiyatın durmadığına dikkat çekerek şu soruyu soruyor: Bu süreç, gerçekten diplomasiye bir şans vermek mi, yoksa yine basın önündeki büyük şovlarla süslenmiş bir aldatmaca ve zaman kazanma manevrası mı?
KAYNAK: KANAL 6 DIŞ HABERLER / ESRA ŞAHİN




