BTP Genel Merkezi’nde konuşan Önder, tartışmanın yalnızca bir okulun açılması meselesi olmadığını, konunun tarihsel, siyasi ve egemenlik boyutlarıyla değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Önder, özellikle son dönemde yeniden gündeme gelen Ruhban Okulu tartışmalarının zamanlamasına dikkat çekerek, Türkiye’nin geçmişte büyük mücadeleler verdiği başlıkların yeniden kamuoyunun önüne gelmesini sorguladı. Açıklamasında, “Yıllar önce kapanmış tartışmalar neden bugün yeniden açılıyor?” sorusunu gündeme taşıdı.
HÜKÜMETİN BU KONUDA HALKA DAHA AÇIK BİLGİ VERMESİ LAZIM
BTP’nin açıklamalarında dikkat çeken noktalardan biri de sürecin şeffaflığına ilişkin eleştiriler oldu. Önder, restorasyon ve hazırlık çalışmalarının yürütüldüğü iddialarına işaret ederek, kamuoyunun gelişmeleri resmi açıklamalardan değil, dış kaynaklardan öğrenmesini eleştirdi. Hükümetin bu konuda topluma daha açık bilgi vermesi gerektiğini ifade etti.
Açıklamanın bir diğer başlığı ise ihtiyaç tartışmasıydı. BTP cephesi, Türkiye’de yaşayan Rum toplumunun mevcut nüfusu ve din adamı ihtiyacı üzerinden böyle bir adımın hangi gereklilikle gündeme geldiğinin açıklanması gerektiğini savundu. Bu noktada sürecin iç dinamiklerden çok dış siyasi etkilerle şekillenip şekillenmediği sorusunu gündeme getirdi.
İKTİDAR GEÇMİŞTE ELEŞTİRDİĞİ NOKTALARDA NEDEN BULUŞTU
Önder ayrıca geçmişte FETÖ tarafından desteklendiğini öne sürdüğü bazı projelerle Ruhban Okulu tartışmaları arasında bağlantı kurarak, iktidarın geçmişte eleştirdiği yapıların fikirleriyle bugün benzer noktalarda buluşup buluşmadığının sorgulanması gerektiğini söyledi.
Ancak tartışma yalnızca siyasi açıklamalarla sınırlı değil. Heybeliada Ruhban Okulu meselesi yıllardır Türkiye’de hukuk, laiklik, azınlık hakları, uluslararası ilişkiler ve dini özgürlükler ekseninde farklı görüşlerin karşı karşıya geldiği bir başlık olmayı sürdürüyor. Bu nedenle kamuoyunda asıl tartışılan konu yalnızca okulun açılması değil; kararın hangi gerekçelerle, hangi ihtiyaçlara dayanarak ve hangi hukuki çerçevede şekilleneceği sorusu olarak öne çıkıyor.
Siyasi tartışmalar sertleşirken, kamuoyunda da aynı soru yankılanıyor: Tartışmanın merkezinde gerçekten bir okul mu var, yoksa Türkiye’nin geleceğine ilişkin daha geniş bir siyasi ve toplumsal tartışma mı yürütülüyor?