MAGAZİN

Hülya Koçyiğit: Türk sineması dünyaya açıldı ama kültürden kopmamalı

Yeşilçam’ın usta isimlerinden Hülya Koçyiğit, 60 yılı aşkın sanat hayatı boyunca Türk sinemasının değişim ve gelişimine tanıklık ettiğini belirterek, günümüzde Türk yapımlarının dünyaya açılmasının sinemayı ileri taşıdığını ancak kültürel değerlerin korunmasının da büyük önem taşıdığını vurguladı.

Türk sinemasının usta isimlerinden, Hülya Koçyiğit, Türkan Şoray, Filiz Akın ve Fatma Girik ile birlikte Yeşilçam’ın “dört yapraklı yonca”sından biri olarak anılan sanatçılar arasında yer alıyor. Koçyiğit, 60 yılı aşkın sanat hayatını ve Türk sinema ile dizi sektörünün geldiği noktayı değerlendirdi. Sinemaya başladığı yılların, Türkiye’de sinemanın yeni yeni geliştiği bir döneme denk geldiğini anlatan Koçyiğit, o yıllarda yapılan işlerin amatörlük, doğallık ve toplumun kendisini yansıtan bir gerçeklik taşıdığını söyledi. Herkesin işini büyük bir aşkla yaptığını vurgulayan usta oyuncu, bugünkü noktaya gelmenin o yıllarda hayal dahi edilemeyeceğini belirtti. Koçyiğit, “Günümüzde sinemamızın vardığı yer, gerçekten 60 yıl önce hayal edebileceğimiz bir yer değildi. Son derece amatör, büyük bir hevesle bir işi başarmanın heyecanını yaşayan insanlardık ve Türk halkını sinemayla tanıştırıyorduk. Türk halkının değerlerini ön plana çıkarıp kendi kültürümüzün yaşaması için filmler yapıyorduk.” ifadelerini kullandı. Türk sinemasının bugün dünyaya açıldığını belirten Koçyiğit, bu süreçte ileri teknoloji imkanlarının kullanılmasının büyük katkı sağladığını söyledi. Filmlerin artık sesli çekildiğini, genç sinemacıların oldukça girişken olduğunu vurgulayan Koçyiğit, gençlerin festivallere katılarak dünya çapında ödüller kazandığını ve bu başarılarla gurur duyduğunu dile getirdi.

“SİNEMAMIZ GİBİ TOPLUMUN DA DEĞİŞTİĞİNE ŞAHİTLİK EDİYORUZ”

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından belirlenen “En İyi 100 Türk Filmi” listesinde yer alan eserlerin 10’unda kendisinin de rol aldığını hatırlatan Koçyiğit, Türk sinemasının değişim ve gelişim sürecinin bir parçası olmaktan büyük mutluluk duyduğunu söyledi. Yıllar içinde birçok rol arkadaşını kaybettiğini ifade eden sanatçı, onlardan geriye bu filmlerin kaldığını belirtti.

Kariyeri boyunca çok başarılı ekiplerle ve yetenekli oyuncularla çalışma fırsatı bulduğunu aktaran Koçyiğit, “Bugün aramızda olmayan ama bıraktıkları eserlerle hiçbir zaman aramızdan ayrılmayan çok kıymetli sanatçılar aklıma geliyor. Onların hepsini çok özlüyorum.” dedi.

Koçyiğit, Türk sinemasındaki değişimle birlikte toplumdaki dönüşüme de dikkat çekerek, bazı kesimlerin kendi kültüründen uzaklaşıp Batı kültürüne uyum sağlamaya çalışırken bozulan bir ortama sürüklendiğini ifade etti. Bir toplumun dilini ve kültürünü kaybetmesinin doğaya aykırı olduğunu vurgulayan Koçyiğit, “Bizim yaşadığımız toplumun bir ruhu, sesi, ritmi var. Bunu kaybetmeden hayatımıza devam etmemiz lazım.” diye konuştu.

POPÜLER YAPIMLAR VE TOPLUMSAL ETKİLER

Popüler yapımların ticari getirisi ve yüksek izlenirliği nedeniyle tercih edildiğini dile getiren Koçyiğit, bunun yurt dışında Türk imajı açısından sorun oluşturduğunu ve izleyiciye verdiği mesajlar bakımından olumsuz etkiler doğurduğunu söyledi.

Film ve dizilerde sıkça kavga, mafya ve ihtiras gibi tekdüze anlatıların yer aldığını belirten Koçyiğit, bu yapımların toplumun değer ve yargılarını olumsuz etkilediğini, suçu öven içeriklerin suçlu olmayı popüler bir imaja dönüştürdüğünü ifade etti.

“Suça sürüklenen çocuklar” kavramının bu şekilde normalleştirildiğine dikkat çeken Koçyiğit, çocukların olumsuz örneklerle beslenmemesi, kendilerini doğru ve güzel alanlarda ifade edebilmeleri için doğru örneklerle karşılaşmaları gerektiğini söyledi. Bu konuda caydırıcı cezaların önemine de vurgu yaptı.

“TÜRK KÜLTÜRÜNE KATKI SAĞLAYAN FİLMLER TEŞVİK EDİLMELİ”

Koçyiğit, sinema ve dizilerin yalnızca para kazanmak ve popüler olmak amacıyla yapılmaması gerektiğini belirterek, sinemanın didaktik ve eğitici bir yönü bulunduğunu ifade etti. Kendi kimliğinden kopmadan üretim yapılmasının önemine değinen Koçyiğit, genç sinemacılara da inanmadıkları hiçbir işi yapmamaları tavsiyesinde bulundu.

Genç yönetmen ve senaristlere başarısız olmaktan korkmamalarını söyleyen Koçyiğit, denemekten vazgeçmeden, özlerinden kopmadan daha iyisini ortaya koymaları gerektiğini dile getirdi.

GAZZE VE AYRIMCILIK HATTI DEĞERLENDİRMESİ

Gazze’de yaşanan açlık, ölümler ve katliamlar nedeniyle sanattan bahsetmekten utandığı günler yaşadığını ifade eden Koçyiğit, yaşananların insanlık adına utanç verici olduğunu söyledi. Barış görüşmelerine dair umudunun arttığını ancak İsrail’e güvenmediğini dile getiren sanatçı, masum sivillerin yaşadıklarının büyük bir acı olduğunu vurguladı. Koçyiğit, Gazze’de yaşanan insani dramın dünyaya aktarılmasında Anadolu Ajansı’nın üstlendiği rol nedeniyle gurur duyduğunu belirtti.

Eşitsizlik, hukuksuzluk ve ayrımcılıkla mücadele kapsamında faaliyet gösteren Ayrımcılık Hattı’na da değinen Koçyiğit, bu hizmeti son derece yerinde ve faydalı bulduğunu ifade ederek, “Bundan yararlanan insanlar için çok güzel bir ufuk açıldı.” dedi.