2015 yılında Kardemir Karabükspor’da başlayan teknik direktörlük yolculuğu, bugün Tottenham seviyesine ulaşan Igor Tudor için adeta bir başarı hikâyesine dönüştü. Aradan geçen yıllarda inişler, çıkışlar, tartışmalar ve önemli kırılma anları yaşayan Hırvat çalıştırıcı, Avrupa futbolunun saygın teknik adamları arasına adını yazdırmayı başardı.
IGOR TUDOR'UN FUTBOLCULUK KARİYERİ
Hırvat futbolunun unutulmaz isimlerinden İgor Tudor, futbolculuk kariyerinde sergilediği disiplinli ve sert oyun tarzıyla tanınıyordu. 1978 yılında Split’te dünyaya gelen Tudor, futbola doğduğu şehrin köklü kulübü Hajduk Split’in altyapısında başladı ve kısa sürede yeteneğiyle dikkatleri üzerine çekti. 1995 yılında profesyonel olarak sahaya adım atan Tudor, savunmadaki kararlılığı ve hava toplarındaki hakimiyetiyle takımının vazgeçilmez isimlerinden biri haline geldi. Hajduk Split formasıyla 72 maça çıkan ve 5 gol kaydeden Tudor, gösterdiği performansla Avrupa kulüplerinin radarına girdi.
1998 yılında İtalya’nın dev kulübü Juventus’a transfer olan deneyimli savunmacı, Serie A’da adını duyurdu. Burada geçirdiği yıllar boyunca hem ligde hem de Avrupa kupalarında önemli başarılara imza attı. Juventus formasıyla 143 maça çıkan ve 15 gol atan Tudor, sert savunma anlayışı ve mücadeleci karakteriyle takımının savunma hattının bel kemiği oldu. Kısa süreli kiralık olarak Fiorentina’da da forma giyen oyuncu, İtalya futbolunun önemli savunmacılarından biri olarak kabul edildi.

MİLLİ TAKIM SERÜVENİ
Milli takım kariyerinde de Hırvatistan’ı başarıyla temsil eden Tudor, 55 kez milli formayı giydi ve 2 gol kaydetti. 2002 FIFA Dünya Kupası ve 2004 Avrupa Şampiyonası kadrolarında yer alan Tudor, Hırvat futbolunun uluslararası arenadaki güçlü temsilcilerinden biri oldu.

İLK TEKNİK DİREKTÖRLÜK DENEYİMİ
Futbolculuk kariyerinde Hajduk Split, Juventus ve Siena gibi önemli takımların formasını giyen Igor Tudor, aktif futbolu bıraktıktan sonra teknik direktörlük kariyerine çok genç yaşta başladı. İlk ciddi teknik direktörlük deneyimini 2013 yılında Hajduk Split’te yaşayan Tudor, burada 44 resmi maça çıkarak 20 galibiyet, 10 beraberlik ve 14 mağlubiyet elde etti. Genç yaşına rağmen ortaya koyduğu disiplinli yapı ve taktik cesaret, Hırvat futbol kamuoyunda dikkat çekti. Daha sonra Yunanistan’ın köklü kulüplerinden PAOK’un başına geçen Tudor, kısa süren bu dönemde ise 17 maçta 8 galibiyet, 2 beraberlik ve 7 mağlubiyet aldı. Avrupa kupalarında elde edilen sonuçlar, Tudor’un uluslararası vitrine çıkmasında önemli rol oynadı. Bu iki deneyim, Tudor’un teknik adam kimliğinin şekillenmesinde ve büyük liglere hazırlanmasında kritik basamaklar oldu.

KARABÜKTE BAŞLAYAN TÜRKİYE MACERASI
Igor Tudor, 2015 yılında Süper Lig ekiplerinden Karabükspor’un başına geçtiğinde Türkiye’de çok tanınan bir isim değildi. Ancak sınırlı imkanlara rağmen ortaya koyduğu yüksek tempo, sert pres anlayışı ve oyun disiplini, kısa sürede büyük takımların dikkatini çekti. Karabükspor’un başında 32 resmi karşılaşmaya çıkan Tudor, bu süreçte 12 galibiyet, 10 beraberlik ve 10 mağlubiyet alarak dengeli ve istikrarlı bir performans ortaya koydu. Özellikle İstanbul’un üç büyüklerine karşı oynanan cesur futbol, onun adını vitrine taşıdı. Karabükspor dönemi, Tudor’un kariyerindeki ilk büyük sıçrama noktası oldu.

GALATASARAY DÖNEMİ: BAŞARI, GERİLİM VE AYRILIK
Karabükspor’daki çıkışının ardından Tudor’un yolu Galatasaray ile kesişti. Sarı-kırmızılı ekibin başına geçen Hırvat teknik adam, göreve geldiği ilk dönemde üst üste galibiyetlerle olumlu bir başlangıç yaptı. Galatasaray’ın başında 25 resmi karşılaşmaya çıkan Tudor, bu süreçte 12 galibiyet, 5 beraberlik ve 8 mağlubiyet elde etti. Puan ortalaması olarak başarılı sayılabilecek bir grafik yakalamasına rağmen, özellikle oyun anlayışı ve kadro tercihleri tartışmalara yol açtı. Sarı kırmızılı ekipte özellikle oyuncularla yaşadığı iletişim problemleri, yönetimle yaşanan fikir ayrılıkları ve sert disiplin anlayışı nedeniyle eleştiri oklarının hedefi haline geldi. Kamuoyunda sıkça “futbolcularla arası iyi değil” eleştirileri yapılan Tudor, bu süreç sonunda görevinden ayrıldı. O dönem yaşanan bu ayrılık, Tudor’un kariyerinde en tartışmalı kırılma noktalarından biri olarak kayıtlara geçti.

AVRUPA’DA YENİDEN DOĞUŞ
Galatasaray sonrası rotasını yeniden Avrupa’ya çeviren Tudor, önce Fransa’da Marsilya, ardından İtalya’da Udinese, Verona ve Juventus gibi önemli kulüplerde görev aldı. Özellikle Juventus’taki yardımcı antrenörlük ve geçici teknik direktörlük dönemi, onun taktiksel gelişimine büyük katkı sağladı. İtalya’daki tecrübesi, Tudor’un savunma organizasyonu, geçiş oyunları ve fiziksel futbol anlayışını daha da ileri taşımasına yardımcı oldu. Bu süreçte kazandığı deneyim, onu üst düzey kulüplerin radarına soktu.

TOTTENHAM ZİRVESİ
Tudor’un yükselen grafiği, Premier Lig devi Tottenham’ın dikkatinden kaçmadı. İngiliz kulübü, Hırvat teknik adamı teknik kadrosuna dahil ederek önemli bir adım attı. Karabükspor’dan başlayan yolculuğun Tottenham seviyesine ulaşması, Tudor’un kariyerindeki en büyük başarı göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor.





