Tarımın, dolayısıyla da gıdanın en stratejik yapı taşı olan tohum sektörü 2025 yılını net ihracatçı olarak kapattı. Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) Yönetim Kurulu Başkanı Kayhan Yıldırım’ın açıkladığı veriler, Türkiye’nin bu kritik alanda kendi kendine yetmenin ötesine geçerek küresel bir aktöre dönüştüğünü ortaya koyuyor.

KURAKLIĞA VE İKLİM ŞOKLARINA RAĞMEN REKOR

Sektörün elde ettiği bu başarı, artan iklim krizine rağmen gerçekleşti. Geçtiğimiz yıl yaşanan olağanüstü zirai don ve kuraklık gibi iklim şoklarına rağmen sertifikalı tohum üretimi hız kesmedi. 2005 yılında 332 bin ton olan sertifikalı tohum üretimi, yüzde 306 artışla 1 milyon 351 bin tona ulaştı. Sera yetiştiriciliğinde kilit rol oynayan fide üretimi ise son 15 yılda yüzde 100 artarak 7 milyar adede gibi devasa bir hacme ulaştı.

Tohum Ihracat Infog

KULLANILAN TOHUMUN YÜZDE 96'SI YERLİ

Açıklanan resmi veriler, kamuoyundaki ‘ithal tohum’ tartışmalarına da son noktayı koydu. Bugün Türkiye sınırları içinde çiftçinin kullandığı sertifikalı tohumun yüzde 96'sı yurt içinde üretiliyor. 2025 yılında 382 milyon dolarlık ithalat yapan sektör, buna karşılık 540 milyon dolarlık ihracata imza attı. İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 141'e ulaştı. Fidan ve süs bitkileri de eklendiğinde Türk tohumculuk sektörü tam 130 ülkeye ürün satıyor.

HEDEF AVRUPA STANDARTLARI

Üretimdeki devasa artışa rağmen Türkiye'nin gidecek yolu var. Özellikle buğday, arpa gibi stratejik hububat ürünlerinde sertifikalı tohum kullanım oranı şu an yüzde 40-50 bandında seyrediyor. TÜRKTOB'un yeni hedefi, verimi ve kaliteyi doğrudan artıran bu oranı Fransa, Almanya ve Hollanda gibi tarım devlerinde olduğu gibi yüzde 70-80 seviyelerine çıkarmak.

Türk Tohumcular Birliği Başkanı Kayhan Yıldırım

GIDA GÜVENLİĞİ İÇİN 'KAYIT DIŞI' UYARISI

TÜRKTOB Başkanı Yıldırım, merdiven altı ve denetimsiz tohum satışı konusunda da çiftçileri uyararak şu sözleri kullandı:

"Bunların kaynağı belirsizdir, sertifikasızdır ve denetimsizdir. Sertifikasız tohum kullanımı verim kaybına, ürün standardının bozulmasına, hastalık ve zararlı riskinin artmasına neden olur. Ayrıca, üreticilerimizde ekonomik kayba yol açar ve tarımsal üretim planlamasına zarar verir."

Kaynak: Kanal 6 Haber