Prof. Dr. İlber Ortaylı, İstanbul'u kelimenin tam manasıyla keşfetmek isteyenler için Instagram hesabında bir paylaşım yapmıştı. “İnsan Geleceğini Nasıl Kurar?” kitabında da bu yol haritasını çizen Ortaylı’nın önerdiği rota, şehrin modern yüzünün ötesine geçerek İstanbul’un tarihî dokusunu yakından tanıma imkânı sunuyor.
DİVANYOLU VE ÇEVRESİ
İstanbul gezisinin kalbi, Roma döneminde Mese, Osmanlı’da ise Divanyolu olarak adlandırılan aks üzerindedir. Ortaylı, bu bölgede sadece ana hattı değil, kılcal damarları da keşfetmeyi öneriyor:
- Keşif Noktaları: Mahmud Paşa Çarşısı, Tavukyolu ve Kumkapı civarı.
- Kaybolan Doku: Vatan ve Millet caddelerinin açılmasıyla topoğrafyanın bozulduğuna dikkat çeken Hoca, yine de bu hat üzerindeki eski izlerin peşine düşülmesi gerektiğini vurguluyor.
FATİH VE EDİRNEKAPI HATTI
Şehrin bir diğer önemli aksı ise Edirnekapı’ya uzanan yoldur. Ortaylı, özellikle Fatih, Karagümrük ve Edirnekapı hattının derinlemesine incelenmesini tavsiye ediyor.
- Tavsiye: Bu hattı gezerken sadece bakmak yetmez; mevcut kayıtları okumalı, tetkiklerde bulunmalı ve mutlaka kişisel notlar tutmalısınız.
SUR BOYU VE SAHİL YÜRÜYÜŞLERİ
İstanbul’u anlamak için şehri çevreleyen surları adım adım arşınlamak şart. Ortaylı bu rotayı üç ana etaba ayırıyor:
- Kara Surları: Ayvansaray’dan başlayıp Yedikule’ye kadar süren hat.
- Güney Hattı: Yedikule ile Ahırkapı arasındaki sahil surları.
- Haliç Kıyısı: Eminönü’nden Balat’a uzanan keyifli bir yürüyüş.
GALATA VE BEYOĞLU
İstiklal Caddesi’ni sadece boydan boya yürümek, İlber Ortaylı’ya göre şehri tanımak değildir.
- Galata: Şişhane ve Tophane arasındaki Galata Surları takip edilmeli.
- Beyoğlu: İstiklal Caddesi’nin sağlı sollu tüm ara sokaklarına girilmeli, her köşede notlar tutulmalıdır.
"TAKSİM’DEN SONRASI KLASİK İSTANBUL DEĞİLDİR"
Ortaylı, günümüz İstanbullularına bir de uyarıda bulunuyor: "Taksim’den sonrası klasik İstanbul değildir. Onların hepsi 19’uncu ve 20’nci yüzyıl İstanbul’udur. Hâlbuki insanlar bir dönem oraya kapaklandılar. Bugün ise daha beter... Artık İstanbullular, İstanbul’da yaşamadıklarının farkında değiller; acayip semtlerde, temerküz noktalarının etrafında gün geçiriyorlar."