ING ekonomistleri, Türkiye ekonomisine yönelik dikkat çeken bir analiz yayımladı. Hazırlanan raporda, sıkı finansal koşulların etkisiyle ekonomik aktivitedeki yumuşamanın iyice belirginleştiği ifade edildi. Ekonomik büyümenin ilk çeyrekte net ihracatın güçlü negatif katkısıyla baskı altında kaldığı belirtilirken, iç talebin ivme kaybetmesine rağmen ekonomik faaliyetin ana destekleyicisi olmayı sürdürdüğü aktarıldı.
Muhammet Mercan, Frantisek Taborsky ve James Wilson imzası taşıyan değerlendirmede, yılın ikinci yarısına ilişkin yavaşlama uyarıları ön plana çıktı. Yüksek borçlanma maliyetleri, faizlerin uzun süre yüksek kalacağı beklentisi ve Merkez Bankası'nın kredi büyüme sınırlarını aşağı çekerek makroihtiyati çerçeveyi sıkılaştırmasının önümüzdeki dönemde daha belirgin bir yavaşlamaya yol açabileceği ifade edildi. ING, bu mevcut görünüm altında Türkiye ekonomisinin yıl genelinde yüzde 3 civarında bir büyüme kaydedebileceğini öngördü.
ENFLASYONDA RİSKLER YUKARI YÖNLÜ
Enflasyon tarafında ise mayıs ayı verilerinin henüz kalıcı bir dezenflasyon eğilimine dönüş sinyali vermediği üzerinde duruldu. Petrol fiyatlarına ilişkin belirsizliklerin ve emtia fiyatlarına olası yansımaların enflasyon görünümü üzerinde risk oluşturmaya devam ettiği kaydedildi.
Gıda enflasyonunda da tarımsal üretimde beklenen artış ile gübre maliyetlerinden gelebilecek baskıların iki yönlü riskleri canlı tuttuğu vurgulandı.
ING, yıllık enflasyonun yıl sonunda yüzde 30 seviyesinin biraz altında gerçekleşmesini bekliyor. Ancak kurum, risklerin yukarı yönlü olduğuna dikkat çekerek bu durumun sıkı para politikasının oldukça uzun bir süre korunmasını gerektireceğini belirtti.
DIŞ TİCARET AÇIĞINDA NİSAN AYI TOPARLANMASI
Cari işlemler dengesinde mart ayında genişleme eğiliminin sürdüğü hatırlatılan raporda, zayıflayan sermaye akımları nedeniyle oluşan açığın ağırlıklı olarak Merkez Bankası rezervleriyle finanse edildiği ifade edildi.
Buna karşılık Ticaret Bakanlığı'nın öncü gümrük verilerinin nisan ayında cari dengede bir iyileşmeye işaret ettiği kaydedildi. Açıklanan verilere göre dış ticaret açığı, ihracattaki güçlü seyrin de katkısıyla geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 30 oranında daralma gösterdi.
FAİZLERDE SIKI DURUŞ SÜRECEK
Para politikası tarafında ise Orta Doğu'daki çatışmalar, cari açıktaki genişleme eğilimi ve finansal istikrar endişelerinin sıkı duruşu destekleyen temel unsurlar olduğu belirtildi. Merkez Bankası'nın TL cinsi bireysel ve ticari kredilerde büyüme sınırlarını düşürdüğü hatırlatılan değerlendirmede, tüketici kredili mevduat hesaplarında limitin yüzde 2'den yüzde 1'e, KOBİ kredilerinde ise yüzde 5'ten yüzde 4,5'e indirildiği aktarıldı.
ING ekonomistlerine göre, hayata geçirilen bu makroihtiyati sıkılaştırma adımları, haziran ayındaki Para Politikası Kurulu toplantısında ek bir faiz artışı olasılığını azaltıyor. Ancak jeopolitik belirsizlikler ve yurt içi siyasi gelişmelerin daha temkinli bir yaklaşımı zorunlu kılabileceği, bu senaryoda politika faizinin yüzde 37 seviyesinden yaklaşık yüzde 40 seviyesindeki mevcut efektif fonlama oranına yükseltilmesinin gündeme gelebileceği ifade edildi.
Kurum, yılın ikinci yarısında faiz indirimi alanının oldukça sınırlı kalmasını beklerken, yıl sonu politika faizi tahminini yüzde 35 seviyesinde yöneltti ve risklerin daha sıkı bir para politikası duruşuna işaret ettiğini ekledi.





