ING ekonomistleri ve stratejistleri, Orta Doğu’da hızla değişen jeopolitik dengeleri ve özellikle Hürmüz Boğazı’nın fiilen bloke edilmesi ihtimalini içeren yeni temel senaryoları doğrultusunda gelecek dönem öngörülerini revize etti. Küresel enerji hatlarındaki bu kritik gelişmenin yansımalarını ele alan rapor, Türkiye ekonomisinin önümüzdeki iki yıla ilişkin büyüme ve enflasyon yol haritasını da yeniden şekillendirdi.
TÜRKİYE EKONOMİSİNDE KADEMELİ BÜYÜME BEKLENTİSİ
Raporda yer alan gayrisafi yurt içi hasıla tahminlerine göre, Türkiye ekonomisinin 2026 yılına temkinli bir başlangıç yapacağı öngörülüyor. Bankanın analizlerine göre ekonomi, 2026 yılının ilk çeyreğinde yüzde 3.2, ikinci çeyreğinde ise yüzde 2.8 oranında bir büyüme performansı sergileyecek. Ancak yılın ikinci yarısından itibaren ivmenin yeniden artması bekleniyor. Üçüncü çeyrekte büyüme hızının yüzde 3.6’ya, son çeyrekte ise yüzde 3.8 seviyesine yükseleceği tahmin ediliyor. Bu veriler ışığında ING, Türkiye için 2026 yılı genel büyüme beklentisini yüzde 3.4 olarak duyururken, 2027 yılına dair çok daha iyimser bir tablo çizerek yüzde 5.0 oranında bir büyüme öngördüğünü açıkladı.
ENFLASYONDA DÜŞÜŞ TRENDİ DEVAM EDECEK
Enflasyon tarafında ise yüksek seyreden rakamların önümüzdeki dönemde kademeli bir düşüş eğilimine girmesi bekleniyor. ING’nin projeksiyonlarına göre, 2026 yılının ilk çeyreğinde yüzde 31.0 seviyesinde olması beklenen tüketici fiyat endeksi ortalaması, yılın geri kalanında düzenli bir gerileme kaydedecek. İkinci çeyrekte yüzde 28.6’ya düşmesi beklenen enflasyonun, üçüncü çeyrekte yüzde 26.3 ve son çeyrekte yüzde 25.5 seviyelerine kadar ineceği öngörülüyor.
2027 YILI İÇİN YÜZDE 20 HEDEFİ
Banka tarafından paylaşılan rakamlar, Türkiye’nin 2026 yılı ortalama enflasyon tahmininin yüzde 28.1 olarak kayıtlara geçeceğine işaret ediyor. Dezenflasyon sürecinin 2027 yılında da etkisini sürdüreceğini vurgulayan stratejistler, enflasyonun bu dönemde yüzde 20.3 seviyesine kadar gerilemesini bekliyor. Bu tahminler, Orta Doğu’daki kriz senaryolarına rağmen Türkiye ekonomisinin orta vadede dezenflasyon sürecini koruyabileceğine dair önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor.





