The Sun'ın haberine göre, İngiltere’nin en köklü ailelerinden biri olan Bath Markizi ailesi, modern tıp ile asırlık yasaların karşı karşıya geldiği emsalsiz bir hukuk mücadelesi veriyor. 8. Markiz Ceawlin Thynn, taşıyıcı anne aracılığıyla dünyaya gelen 9 yaşındaki oğlu Henry’nin aile servetinden ve unvan haklarından mahrum kalmaması için mahkemeye başvurdu.

MODERN MUCİZE ANTİKA YASALARA KARŞI
Longleat arazisinin sahibi olan Markiz Thynn ve eşi Emma, ilk çocukları John’un ardından sağlık sorunları nedeniyle ikinci çocukları için taşıyıcı annelik yöntemini tercih etti. 2016 yılında ABD’de dünyaya gelen Henry, ailenin öz oğlu olsa da İngiliz hukukundaki "1970 öncesi aile tanımı" engeline takıldı. Mevcut vakıf kuralları, sadece "geleneksel yollarla" doğan çocukları varis kabul ettiği için küçük Henry’nin milyonlarca sterlinlik mirastan dışlanma tehlikesi baş gösterdi.

"ADALETSİZ VE TALİHSİZ BİR DURUM"
Bristol Yüksek Mahkemesi’nde görülen davada Yargıç Matthews, mevcut yasal ifadelerin Henry’nin statüsü üzerinde belirsizlik yarattığını kabul etti. Markiz ve eşi, tıp dünyasının bir mucizesi olarak gördükleri oğullarının, sadece doğum yöntemi nedeniyle haklarını kaybetmesini "adaletsiz" olarak nitelendiriyor. Aile vakfının mütevelli heyeti de Markiz’e destek vererek, Henry ve gelecekteki olası kardeşlerin haklarını güvence altına alacak bir düzenleme için mahkemeden onay bekliyor.

ŞATO VE SAFARİ PARKI KİMİN OLACAK?
Wiltshire ile Somerset sınırındaki 9.000 dönümlük devasa Longleat arazisi, Britanya’nın ilk safari parkına ev sahipliği yapmasıyla biliniyor. Henry, ismini bu parkı kuran büyük büyükbabasından alsa da unvan ve mülkiyet hakları tehlikede. Mahkeme, bu yasal değişikliğin diğer hak sahiplerinin çıkarlarına zarar verip vermeyeceğini belirlemek adına bağımsız bir avukat atanmasına karar verdi.

İLK SİYAHİ MARKİZİN HUKUK SAVAŞI
Babası Nijeryalı bir milyarder olan ve Britanya’nın ilk siyahi markizi unvanını taşıyan Emma Thynn, süreci büyük bir titizlikle takip ediyor. İlk hamileliğinde ölümden dönen ve doktorların uyarısıyla taşıyıcı anneye başvuran Emma, "Henry büyüdüğünde onu dünyaya getirmek için neler yaşadığımızı anlayacak" diyerek kararlılığını vurguluyor. Dava, sadece bir ailenin servetini değil, İngiliz aristokrasisinin modern dünyaya ne kadar uyum sağlayabileceğini de belirleyecek.


