İran'da geçen ay yaşanan kanlı baskınların ardından sular durulmuyor. Başkent Tahran başta olmak üzere birçok kentte öğrenciler hükümet karşıtı gösteriler için yeniden meydanlara indi. Bir yanda iç karışıklık büyürken, diğer yanda ABD'nin bölgedeki askeri varlığını artırması "savaş kapıda mı?" sorusunu gündeme getirdi.
ÜNİVERSİTE KAMPÜSLERİNDE "DİKTATÖRE ÖLÜM" SLOGANLARI
Tahran’ın en köklü kurumlarından Şerif Teknoloji Üniversitesi, Cumartesi günü yüzlerce öğrencinin protestosuna sahne oldu. BBC tarafından doğrulanan görüntülerde, öğrencilerin "Diktatöre ölüm" sloganlarıyla yürüyüş yaptığı, ardından hükümet yanlısı gruplarla arbede yaşadığı görülüyor. Meşhed ve Amir Kabir gibi önemli şehirlerde de "Özgürlük" çığlıkları yükselirken, öğrenciler Ocak ayındaki olaylarda hayatını kaybeden binlerce kişiyi anmak için oturma eylemleri düzenledi.
KANLI BİLANÇO: BİNLERCE ÖLÜ İDDİASI
İnsan hakları örgütleri, son protesto dalgasının bilançosuna dair korkunç veriler paylaşıyor. HRANA’nın raporuna göre, olaylarda şu ana kadar 92’si çocuk olmak üzere en az 6 bin 159 kişi hayatını kaybetti. Kurum, henüz kanıtlanmamış ancak soruşturma altında olan 17 bin ölüm vakasının daha bulunduğunu bildiriyor. İran hükümeti ise ölenlerin sayısını 3 bin 100 olarak açıklarken, hayatını kaybedenlerin çoğunun güvenlik personeli olduğunu iddia ediyor.
TRUMP’TAN 10 GÜN MÜHLET: ASKERİ SALDIRI MASADA
İran içten sarsılırken, dışarıda ise ABD baskısı doruk noktasına ulaştı. Başkan Donald Trump, İran’ın nükleer programına yönelik İsviçre’de yapılan görüşmelerde ilerleme kaydedilse de askeri seçenekten vazgeçmiş değil. Trump, İran ile bir anlaşma yapılıp yapılmayacağının veya "sınırlı bir askeri saldırı" emri verip vermeyeceğinin önümüzdeki 10 gün içinde netleşeceğini duyurdu. Bölgedeki Amerikan askeri varlığı artırılırken, Trump’ın protestoculara verdiği "yardım yolda" mesajı, gerilimi daha da tırmandırıyor.
MUHALEFET BÖLÜNDÜ: DIŞ MÜDAHALE Mİ, HALK HAREKETİ Mİ?
Sürgündeki bazı muhalif gruplar, mevcut hükümetin düşmesi için ABD’nin askeri harekat düzenlemesini açıkça desteklerken, ülke içindeki diğer muhalif kesimler dış müdahaleye sert bir şekilde karşı çıkıyor. Sosyal medya üzerinden yürütülen dezenformasyon kampanyaları, İran halkının gerçek taleplerini gölgelerken; Tahran yönetimi hem içerideki halk ayaklanmasıyla hem de kapıdaki savaş tehdidiyle tarihinin en zorlu sınavlarından birini veriyor.