The Guardian haberine göre, İran’daki protesto dalgasında gözaltına alınan protestocuların maruz kaldığı ağır işkence ve cinsel saldırılar, insan hakları örgütleri tarafından raporlanmaya devam ediyor. Aralarında 16 yaşında bir çocuğun da bulunduğu mağdurların tanıklıkları, gözaltı merkezlerindeki şiddetin boyutunu gözler önüne seriyor.

GÖZALTINDA CİNSEL İSTİSMAR VE ÇOCUK MAĞDURLAR
Kermanshah şehrinde gözaltına alınan, biri 16 yaşında çocuk olan iki kişi, İnsan Hakları Ağı’na verdikleri demeçte güvenlik güçlerinin cinsel istismarına uğradıklarını açıkladı.
Yapılan açıklamada, nakil sırasında güvenlik güçlerinin coplarla mahrem bölgelere baskı uyguladığı ve kıyafetler üzerinden sistematik tacizde bulunduğu belirtildi. Ülkedeki iletişim kesintisi nedeniyle mağdurların güncel sağlık durumlarına dair bilgi akışı ise kısıtlı kalıyor.
İŞKENCEYLE GELEN ÖLÜM: "CESEDİ TANINMAZ HALDEYDİ"
Gözaltı merkezlerindeki şiddet sadece tacizle sınırlı kalmıyor; işkence kaynaklı ölümler de artıyor. 40 yaşındaki protestocu Soran Feyzizadeh’in, gözaltına alındıktan sadece iki gün sonra ailesine ölüm haberi verildi. İnsan hakları kaynakları, Feyzizadeh’in vücudundaki ağır darbe izleri nedeniyle tanınmaz halde olduğunu, ailenin cenazeyi alabilmek için yetkililere yüksek meblağlarda ödeme yapmak zorunda kaldığını bildirdi.

HAMİLE KADINLAR VE SİVİLLER HEDEFTE
Sahadan gelen bilgiler, şiddetin boyutunun siviller açısından ne kadar yıkıcı olduğunu gösteriyor. Langarud’da hamile bir kadın olan Şoleh Sotoudeh’in, güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu karnındaki bebeğiyle birlikte hayatını kaybettiği açıklandı. İnsan hakları merkezleri, sokak gösterileri azalsa da "keyfi tutuklamaların" arttığına dikkat çekerek, cezaevlerine gönderilen binlerce kişinin yaşamından endişe duyduklarını vurguluyor.

DÜNYADAN İZOLASYON VE KARARTMA
İran yönetimi, internet kesintileri ve şehirleri askerileştirme yöntemleriyle yaşananların dış dünyaya sızmasını engellemeye çalışıyor. Abdorrahman Boroumand Merkezi, özellikle kadın tutukluların ciddi bir risk altında olduğunu belirterek; dayak, kırbaçlama ve cinsel saldırının sistematik birer baskı aracı olarak kullanıldığını belgeliyor.




