İran’ın başkenti Tahran, kentsel savunma stratejisini baştan aşağı yeniliyor. Olası saldırılara karşı halkın korunmasını hedefleyen Tahran Belediyesi, şehir genelinde çok amaçlı sığınaklar ve gelişmiş tehlike sirenleri sistemi kurmak için kolları sıvadı. Belediye Başkanı Alireza Zakani, projenin temel amacının yeraltı kaynaklarını barış vaktinde otopark, savaş vaktinde ise sığınak olarak kullanmak olduğunu açıkladı.
ZAKANİ: TÜM MAHALLELERDE KURMAYI HEDEFLİYORUZ
İranlı İşçiler Haber Ajansı'na (ILNA) konuşan Tahran Belediye Başkanı Zakani, 13-24 Haziran 2025 tarihleri arasında yaşanan yıkıcı çatışmaların bu kararda etkili olduğunu vurguladı. Mevcut metro hatlarının da sığınak kapasitesine dahil edildiğini belirten Zakani, şu ifadeleri kullandı:
"12 günlük (İsrail'le) savaşın ardından bu konuda planlama yaptık. Otopark-sığınak modeli üzerinden bir imkan oluşturmayı hedefliyoruz. Böylece halk, yıl boyunca yeraltı otoparkları ve diğer yeraltı imkânlarından yararlanabilecek, herhangi bir tehlike anında bunları sığınak olarak kullanabilecektir.
Kentsel sığınak projelerinin öncü nitelikte olduğunu savunan Zakani, şu ana kadar iki noktanın belirlendiğini ancak hedefin ilerleyen yıllarda tüm mahallelerde "otopark-sığınaklar" kurmak olduğunu dile getirdi.
12 GÜN SAVAŞI'NIN AĞIR BİLANÇOSU VE ABD GERİLİMİ
İran'ı sığınak projelerine iten süreç, 13 Haziran 2025'te İsrail'in İran nükleer tesislerine ve ordu komuta kademesine yönelik geniş çaplı saldırısıyla başlamıştı. Bu saldırılarda İran Genelkurmay Başkanı, Devrim Muhafızları Genel Komutanı ve 9 nükleer bilim insanı hayatını kaybetmişti. Krizin 9. gününde ABD'nin Natanz, Fordo ve İsfahan'daki tesislere yönelik saldırıları ve İran'ın Katar'daki El-Udeyd Üssü'ne yaptığı misilleme sonrası bölge topyekûn savaşın eşiğine gelmişti.

24 Haziran'da Donald Trump tarafından ilan edilen ateşkesin ardından sular durulsa da, bugün ABD'nin Orta Doğu'daki askeri varlığını günden güne artırması Tahran'da "yeni bir saldırı" endişesini tetikliyor. Uzmanlar, Tahran'ın sığınak hamlesini, ABD'nin artan askeri tahkimatına karşı alınan pasif bir savunma refleksi olarak değerlendiriyor.





