Olay, Parastoo Ahmadi ve 8 kişilik yapım ekibinin, sanatçının YouTube kanalında canlı yayınlanan bir konser gerçekleştirmesiyle başladı. "Kervansaray Konseri" (Caravanserai Concert) adı verilen ve kısa sürede sosyal medyada viral olan yayında Ahmadi, tarihi ve vatansever bir marş olan ‘Az Khoon-e Javanan-e Vatan’ (Vatan Gençlerinin Kanından) adlı eseri seslendirdi.
Euronews'de yer alan habere göre; Kum eyaleti ceza mahkemesi Ahmadi ve beraberindeki birkaç müzisyeni şu cezalara çarptırdı:
-
74 kırbaç cezası
-
2 yıl yurt dışına çıkış yasağı
-
2 yıl boyunca her türlü sanatsal faaliyetten men edilme
"BU CEZA, ÜLKEDEKİ İNSAN HAKLARININ DEĞİŞMEDİĞİNİ HATIRLATIYOR"
Karar, uluslararası alanda ve insan hakları örgütlerinde büyük tepki topladı. ABD merkezli İran İnsan Hakları Merkezi (CHRI) Savunuculuk Direktörü Bahar Ghandehari, Ahmadi'ye verilen bu cezanın, İran yönetiminin imaj tazeleme çabalarına rağmen ülkedeki insan hakları durumunun değişmediğinin açık bir kanıtı olduğunu vurguladı. Ghandehari, şu ifadeleri kullandı:
"Bu ceza, İranlı yetkililerin imajlarını düzeltmek amacıyla yürüttükleri savaş dönemi propaganda kampanyasına rağmen, ülkedeki insan hakları koşullarının değişmediğinin bir başka hatırlatıcısıdır. Resmi söylemler ile sanatçıların uğradığı bu zulüm, rejimin propagandası ile gerçeklik arasındaki uçurumu gözler önüne seriyor."
"HİÇBİR KADIN KENDİ YAŞAM TARZINI SEÇTİĞİ İÇİN SUÇLANMADIĞI GÜN BARIŞ GELECEK"
Karara tepki gösteren Pennsylvania Üniversitesi Fars Edebiyatı Profesörü Fatemeh Shams ise sosyal medya hesabı üzerinden sert bir açıklama yayınladı. Shams, barış ve ulusal çıkar söylemlerinin arkasına sığınarak kadınlara yönelik şiddete sessiz kalanları eleştirdi:
"Eğer bu apaçık şiddeti 'insanlığa karşı suç' dışında bir isimle adlandırıyorsanız; kadınlara karşı yürütülen bu inkar edilemez savaşın ortasında 'barıştan' söz edip kurbanların sesini duymuyorsanız; 'ulusal çıkarları' özgürlük, adalet ve insan onurunun karşısına koyuyorsanız, ne gerçeğe ne de adalete sadık kalmışsınız demektir. Gerçek ve kalıcı barış; ancak kadınların ve masum protestocuların bedenlerinin dizginsiz bir şiddet alanı olmaktan çıkmasıyla, kırbaçların, işkencelerin ve ilmeklerin birer yönetim aracı olmaktan düşmesiyle mümkündür. Hiçbir kadının çalıştığı, okuduğu, şarkı söylediği ya da kendi yaşam tarzını seçtiği için suçlanmadığı gün barış gelecektir."