İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, düzenlediği haftalık basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. ABD Başkanı Donald Trump'ın, Lübnan'ın Dahiye bölgesine yönelik saldırılardan haberdar olmadığını ve İsrail'den bu saldırılara karşılık vermemesini istediğini söylemesine değinen Bekayi, ABD'nin İsrail'e verdiği desteğin açık olduğunu ifade etti.
ABD Dışişleri Bakanlığı'nın İran'a karşı yürütülen savaşın temel gerekçesinin İsrail'e destek olduğunu açıkça dile getirdiğini belirten Bekayi, "Bu, ABD'nin resmi tutumudur. Ayrıca ABD’li yetkililerin iddialarına rağmen, CENTCOM'un hem savunma hem de saldırı alanlarında İsrail ile tam bir koordinasyon ve iş birliği içerisinde olduğunu biliyoruz" dedi.
"BÖLGEDE GERİLİMİN TIRMANMASININ SONUÇLARINDAN ABD SORUMLU OLACAKTIR"
İsrail'in ABD'nin taleplerinden bağımsız hareket ettiği yönündeki değerlendirmelerin her zaman tartışılabileceğini söyleyen Bekayi, İran açısından önemli olan konunun ABD'nin sorumluluğu olduğunu vurguladı. ABD'nin 8 Nisan'daki ateşkes mutabakatının tarafı olduğunu hatırlatan Bekayi, "Bölgemizde meydana gelecek herhangi bir olayda, ister ABD'nin ticari İran gemilerine saldırması, ülkenin güney bölgelerine yönelik eylemlerde bulunması ya da ateşkesi doğrudan ihlal etmesi söz konusu olsun, ister Lübnan'da İsrail aracılığıyla ya da bölgemizde ABD ile iş birliği içerisinde gerçekleştirilen faaliyetler yoluyla olsun, ABD'nin doğrudan sorumluluğu açıktır. Bölgede gerilimin tırmanmasının sonuçlarından da ABD sorumlu olacaktır" ifadelerini kullandı.
"BÖLGEDE SİYONİST REJİMİN EYLEMLERİNİ ABD POLİTİKALARINDAN AYRI DEĞERLENDİRMEK MÜMKÜN DEĞİL"
İran ile ABD arasında devam eden müzakerelerin son saatlerde yaşanan gelişmelerden nasıl etkileneceğine ilişkin değerlendirmede bulunan Bekayi, "Bu gelişmeler kuşkusuz mevcut şüpheleri daha da artıracaktır. Zaten şu anda ABD tarafıyla son derece yoğun bir güvensizlik ortamında mesaj alışverişinde bulunuyorduk. Hiç şüphesiz, bölgede Siyonist rejimin gerçekleştirdiği eylemleri ABD’nin politikalarından ayrı değerlendirmek mümkün değildir. ABD’nin bugüne kadar sergilediği çelişkili söylemler, tutarsız davranışlar ve kendi ifadeleriyle ister kasıtlı ister kasıtsız olsun kafa karıştırıcı nitelikteki açıklamaları, diplomatik sürecin işleyişinde zaten yeterince karmaşaya neden olmuştu. Son 24 saat içinde yaşanan bu olay da diplomatik süreçteki mevcut belirsizlik ve düzensizliği daha da derinleştirecektir" dedi.
Bekayi, "Bu müzakerelerin ve görüşmelerin temel amacı, Lübnan da dahil olmak üzere bölgede savaşın sona erdirilmesini güvence altına almaktı. Siyonist rejimin son dönemde gerçekleştirdiği eylemler, ister ABD'nin bilgisi dahilinde olsun ister olmasın, ister ABD ile koordineli ister koordinasyonsuz gerçekleştirilmiş olsun, tek amacı diplomatik süreçleri sabote etmektir. Dolayısıyla son gelişmelerin devam eden müzakere süreci üzerinde etkisi olmayacağını söylemek mümkün değildir" dedi.
Trump’ın açıklamaları ve son 24 saatte gerilimin azaltılmasına yönelik diplomatik girişimlere değinen Bekayi, diplomatik temasların her koşulda sürdüğünü belirterek, "İran, 8 Nisan'daki ateşkesten bu yana olağanüstü bir itidal göstermiştir. ABD ve Siyonist rejim tarafından ateşkesin birçok kez ihlal edilmesiyle karşı karşıya kaldık. Bölgedeki ateşkes ihlalleri, ABD tarafından Siyonist rejimle iş birliği içinde ve bazı bölge ülkelerinin imkanları kullanılarak gerçekleştirilmiştir. İran'ın dün gece gerçekleştirdiği eylem tamamen savunma amaçlıydı ve Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51’inci maddesi çerçevesinde gerçekleştirilmiştir" ifadelerini kullandı.
"DİPLOMASİ VE SAHA, ULUSAL ÇIKARLARIN SAĞLANMASI İÇİN BİRLİKTE HAREKET EDİYOR"
İran ile ABD arasındaki savaşı sona erdirmeye yönelik müzakereler ile İsrail’in Lübnan’a yönelik askeri saldırılarının devamı arasındaki ilişkiye yönelik soruya cevap veren Bekayi, "Doğal olarak, dayatılan bir savaşı sona erdirmek amacıyla başlatılan diplomatik süreç bu gelişmelerden etkilenecektir. Başından beri müzakerelerin amacı, ABD ve Siyonist rejimin İran'a karşı dayattığı savaşı sona erdirmekti. En başından itibaren açıkça ifade edildiğini gibi Lübnan’daki savaşın sona ermesi ateşkes düzenlemesinin bir parçasıdır. Müzakerelerin yürütülmesini sağlayan şartların İsrail veya sürecin tarafları olan ABD ve İsrail tarafından zedelenmesi halinde, diplomatik sürecin de bundan etkilenmesi kaçınılmaz olacaktır. Diplomasi ve saha, İran'ın ulusal çıkarları ve ulusal güvenliğinin sağlanması için birlikte çalışmaktadır. Bu nedenle gerekli görülen her yerde silahlı kuvvetlerimiz devreye girer, gerekli görülen her yerde ise tam bir koordinasyon içerisinde diplomasi kurumu görevini yerine getirir" ifadelerini kullandı.
"BLOKE EDİLMİŞ VARLIKLARIMIZA EL KONULACAĞI İDDİASI SON DERECE GÜLÜNÇTÜR"
ABD'nin İran'a ait bloke edilmiş varlıkların bir kısmını bölge ülkeleri lehine müsadere etmeye çalıştığı yönündeki haberlere ilişkin değerlendirme bulunan Bekayi, "Bu iddialar, karşı tarafın yürüttüğü medya, propaganda ve baskı kampanyasının bir parçasıdır. Hiç şüphesiz bu bilişsel ve hibrit savaşın bir kısmının kaynağı Siyonist rejimdir. Bloke edilmiş varlıklarımıza el konulacağı iddiası son derece gülünçtür. Çünkü biz, Siyonist rejim ve ABD’nin İran’a yönelik saldırı ve suçlarında herhangi bir şekilde rol oynayan tüm bölgesel taraflardan ciddi şekilde alacaklıyız. Bu taleplerimizi mümkün olan her yöntem ve her yolla mutlaka takip edeceğiz. Ayrıca bu konu, şu anda görüşmeleri devam eden her türlü olası mutabakatın unsurlarından biridir ve İran'ın bu konuda herhangi bir taviz vermesi hiçbir zaman söz konusu olmayacaktır" ifadelerini kullandı.
"İRAN, HER TÜRLÜ SENARYOYA HAZIRDIR"
İran ile İsrail arasında yaşanan gerilimin ardından Tahran'ın ne kadar ileri gitmeye hazır olduğu ve müzakerelerin geleceğine ilişkin de değerlendirmede bulunan Bekayi, "Ne kadar gerekli olursa olsun, ulusal çıkarlarımızın gerektirdiği ölçüde ve ulusal güvenliğimizin ihtiyaç duyduğu her noktada mutlaka gerekli adımları atacağız. Siyonist rejimin ya da ABD’nin mevcut durumu istismar ederek saldırılarını her gün tekrarlamasına, kapsamını genişletmesine ve ardından yalnızca ateşkese bağlıyız yönünde genel bir açıklama yapmakla yetinmesine hiçbir şekilde izin veremeyiz. Bu nedenle silahlı kuvvetlerimiz, diplomasi kurumumuz ve İran milleti ile İran İslam Cumhuriyeti’nin tüm kurumları, ülkenin güvenliği ve ulusal çıkarlarını korumak amacıyla her türlü senaryoyla karşı karşıya gelmeye hazırdır" dedi.
"UAEA BAŞKANI YAPICI OLMAYAN YAKLAŞIMINDA ISRAR EDİYOR"
Bekayi, ABD'nin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu toplantısında İran'ın nükleer programına karşı bir karar tasarısı sunma girişimi ve UAEA Başkanı Rafael Grossi'nin son açıklamalarına değinerek, "Her türlü gelişmeye karşı hazırlıklıyız ve gerekli karşılık seçeneklerini de değerlendirmiş durumdayız. Ancak asıl dikkat edilmesi gereken husus, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreterliği gibi bir göreve aday olan bir kişinin, gerek açıklamalarında gerekse UAEA'nın başındaki yetkili olarak görevini yerine getirirken sorumluluk bilinciyle hareket etmesidir. Grossi ise ne yazık ki hala yapıcı olmaktan uzak ve uygun olmayan yaklaşımında ısrar etmektedir. Mevcut durumun temel nedenlerini göz ardı ederek yalnızca ortaya çıkan sonuçlara ve belirtilere odaklanıyor. Eğer ajans, İran'ın nükleer programına ilişkin bilgi sürekliliği konusunda kaygı duyuyorsa, öncelikle bu durumun ortaya çıkmasına yol açan sebepleri sorgulamalı ve bunlara yönelik eleştirilerini dile getirmelidir" şeklinde konuştu.
İran'ın nükleer tesislerine yönelik saldırılara işaret eden Bekayi, "ABD ve Siyonist rejim, İran'ın barışçıl nükleer tesislerine yönelik saldırıları nedeniyle bu durumun ortaya çıkmasının başlıca sorumlularıdır. Ajans bugüne kadar bu konuda sorumlu bir açıklama yapmamış ve söz konusu saldırıları kınamamıştır. Bu ikili yaklaşım, uzun süredir var olan şüpheleri daha da güçlendirmektedir. Ne yazık ki ajans Başkanı, İran’ın nükleer dosyasına tamamen taraflı, teknik olmayan ve siyasi bir yaklaşımla yaklaşmaktadır. Bu durum ise yalnızca Ajansın ve Grossi’nin Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na (NPT) ilişkin yükümlülükleri konusundaki güvenilirliğine daha fazla zarar verecektir" dedi.
İran'ın kendisini Lübnan ve Lübnan halkının dostu olarak gördüğünü belirten Bekayi, "Lübnan'ın ulusal güvenliğini işgalci ve apartheid rejimi İsrail'e karşı korumanın tek yolunun, Lübnan'ın işgalcilere ve saldırganlara karşı ulusal birliğini muhafaza etmesi olduğuna inanıyoruz. Bu ulusal birliği herhangi bir şekilde zedeleyecek her türlü eylem veya tutumun da kesinlikle Lübnan'ın yararına olmayacağına inanıyoruz. Lübnan'ın dostu olarak, ülkenin ulusal egemenliğinin, güvenliğinin ve onurunun korunmasına katkı sağlayabilecek her türlü adımı atmaktan kesinlikle geri durmayacağız" ifadelerini kullandı.
Bekayi, Pentagon'un İsrail kaynaklı karşı istihbarat tehdidini kritik seviyede değerlendirdiği ve İsrail'in, ABD Başkanı Donald Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff hakkında istihbarat faaliyetleri yürüttüğüne ilişkin haberleri değerlendirdi. Bekayi, "İsrail rejiminden hiçbir şey beklenmedik değildir. Ancak ilginç olan, ABD’liler en üst düzeyde hem müzakereler öncesinde hem de sonrasında İsrailli yetkilileri gelişmeler hakkında bilgilendirdiklerini ve onlarla tam koordinasyon içinde hareket ettiklerini kabul ederken, şimdi ABD’li yetkililerin İsrail rejiminin istihbarat ve güvenlik faaliyetlerinin hedefi olduğunu duyuyoruz. İsrail’in ABD’ye karşı casusluk yaptığı iddiası, İsrail rejiminin bölgemizde az da olsa istikrar sağlayabilecek herhangi bir diplomatik sürece hiçbir şekilde inanmadığının bir başka göstergesidir" dedi.
İsrail'in İran'ın nükleer programıyla ilgili diplomatik girişimlere yıllardır karşı çıktığını söyleyen Bekayi, "Son 20 yıllık sürece bakıldığında, İsrail rejiminin her zaman diplomatik süreçleri baltalayan ve sabote eden taraf olarak hareket ettiği görülmektedir. Bu, ABD ile İsrail rejimi arasında çözülmesi gereken bir anlaşmazlıktır. Ancak uluslararası toplumun, bölge ülkelerinin ve kamuoyunun bu gelişmelerden gerekli dersleri çıkaracağına şüphe yoktur. Bu raporlar, bölgemizde diplomatik süreçleri baltalamak için aktif şekilde çaba gösteren tarafın ve yapının hangisi olduğunu ortaya koymaktadır" şeklinde konuştu.