YAŞAM

İsrafın bedeli sandığınızdan ağır: Su da gidiyor, enerji de, gelecek de

TÜGİS (Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası) Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, Türkiye'de her yıl milyonlarca ton gıdanın tüketim aşamasında çöpe gittiğine dikkat çekerek, israf edilen her ürünle birlikte suyun, enerjinin, emeğin ve doğal kaynakların da kaybedildiğini söyledi. Sidar'a göre gıda israfını azaltmak, aynı zamanda iklim kriziyle mücadelede atılacak en etkili adımlardan biri.

Türkiye'de gıda israfı alarm vermeye devam ediyor. Evlerden restoranlara kadar birçok noktada tüketilebilir durumdaki gıdalar çöpe giderken, uzmanlar bu durumun yalnızca maddi kayıpla sınırlı olmadığını vurguluyor.

Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS) Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, gıda israfının sürdürülebilirlikten iklim değişikliğiyle mücadeleye kadar birçok alanı doğrudan etkilediğini belirterek, toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini söyledi.

SOFRADAN ÇÖPE GİDEN HER ÜRÜNÜN GİZLİ BİR MALİYETİ VAR

Gıda üretiminin arkasında büyük bir kaynak kullanımı bulunduğunu hatırlatan Kaan Sidar, israf edilen her ürünle birlikte doğal kaynakların da boşa harcandığını ifade etti.

Sidar, "Bugün çöpe attığımız her gıda ürünüyle birlikte üretimde kullanılan suyu, enerjiyi, emeği ve doğal kaynakları da kaybediyoruz. Bu nedenle gıda israfı artık çevresel, sosyal ve etik boyutları olan küresel bir mesele haline geldi" dedi.

Gıda israfının yalnızca bireysel bir alışkanlık sorunu olmadığını vurgulayan Sidar, kalıcı çözüm için toplumun her kesiminde bilinç oluşturulması gerektiğini söyledi.

EVLERDEKİ GÖRÜNMEZ İSRAF DİKKAT ÇEKİYOR

Uzmanlara göre gıda kaybının önemli bir bölümü üretim veya dağıtım süreçlerinde değil, doğrudan tüketicilerin evlerinde yaşanıyor.

TÜGİS Başkanı Kaan Sidar, sürdürülebilir bir gelecek için üretim kadar bilinçli tüketimin de kritik önemde olduğuna dikkat çekerek, evlerde gerçekleşen görünmez israfın azaltılması gerektiğini belirtti.

Sidar, "İsrafla mücadelede kalıcı sonuçlar alabilmek için gıda okuryazarlığını artırmak, sürdürülebilir geleceğin en önemli başlıklarından biri olarak ele alınmalı. İsrafın karşısında durmak; sürdürülebilirlikten iklim mücadelesine, kaynak verimliliğinden toplumsal bilincin dönüşümüne kadar geniş bir etki alanı yaratıyor" ifadelerini kullandı.

ETİKETLER YANLIŞ OKUNUYOR, GIDALAR GEREKSİZ YERE ÇÖPE GİDİYOR

Gıda israfının önemli nedenlerinden birinin de etiket bilgilerinin yanlış yorumlanması olduğuna dikkat çeken Sidar, tüketicilerin bu konuda doğru bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi.

Özellikle son kullanma tarihi ve tavsiye edilen tüketim tarihi gibi kavramların sıkça karıştırıldığını belirten Sidar, yanlış bilgiler nedeniyle tüketilebilir durumdaki ürünlerin çöpe atılabildiğini ifade etti.

"Tüketicilerin özellikle gıda etiketleri konusunda doğru bilgiyle desteklenmesi gerekiyor. Bilimsel gerçekler yerine yanlış bilgilerle hareket edilmesi, güvenle tüketilebilecek ürünlerin gereksiz yere israf edilmesine neden oluyor. Burada temel önceliğimiz, gıda güvenliğinden asla taviz vermeden bilinçli tüketim kültürünü yaygınlaştırmak olmalı" dedi.

GIDA İSRAFI İKLİM KRİZİNİ DE BESLİYOR

Uzmanlar, gıda israfının yalnızca ekonomik bir sorun olmadığını, aynı zamanda iklim değişikliğini hızlandıran önemli faktörlerden biri olduğunu belirtiyor.

Kaan Sidar, üretimden tüketime kadar geçen süreçte ortaya çıkan karbon salımının, çöpe giden ürünlerle birlikte boşa harcandığını ifade ederek, "Gıda israfı; karbon ayak izi, sera gazı emisyonu ve doğal kaynak tüketimi açısından doğrudan iklim krizini besleyen unsurlardan biri. Dolayısıyla israfı önlemeye yönelik her adım, aynı zamanda iklim değişikliğiyle mücadeleye de katkı sunuyor" diye konuştu.

TÜGİS'TEN ORTAK MÜCADELE ÇAĞRISI

Gıda israfıyla mücadelenin yalnızca kamu kurumlarının ya da sektör temsilcilerinin sorumluluğunda olmadığını belirten Sidar, toplumun tüm kesimlerinin ortak hareket etmesi gerektiğini söyledi.

TÜGİS'in de destek verdiği Gıda Okuryazarlığı Seferberliği'ne dikkat çeken Sidar, "TÜGİS olarak; bilinçli tüketim kültürünü güçlendirmeyi, kaynak verimliliğini artırmayı ve sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sunmayı amaçlayan bu ortak deklarasyonda yer almayı önemsiyoruz" ifadelerini kullandı.

Uzmanlara göre çöpe atılan her lokma yalnızca ekonomik kayıp değil; geleceğin su kaynaklarından tarım alanlarına, iklim dengesinden gıda güvenliğine kadar uzanan zincirin de zayıflaması anlamına geliyor. Bu nedenle israfla mücadele, artık bireysel bir tercih değil, ortak bir sorumluluk olarak görülüyor.