Küçük bir Anadolu şehrinden büyük şehre taşınalı birkaç yıl olmuş. 26 yaşında, grafik tasarım alanında çalışıyor ama iş değiştirme sayısını kendisi de unutmuş. Ev arkadaşlarıyla kalıyor, ailesine sık sık telefon açıyor ama her konuşmada "iyiyim" demekten öteye gitmiyor.
S: Şehre ilk geldiğin günleri hatırlıyor musun?
C: İlk günler tuhaftı. Bir yandan heyecanlıydım, özgürdüm. Ama diğer yandan çok korktum. Her yer kalabalık, herkes aceleyle bir yerlere gidiyor. Eve döndüğümde kapıyı kapatıp ağladığımı hatırlıyorum.
S: En çok neyle mücadele ettin bu süreçte?
C: Parayla tabii ki. Kira her geçen gün daha uçuk oluyor, ev bulmak ayrı kabus. Üç kere taşındım. Bir yerde altı ay çalıştım, maaşımı zamanında alamadım. Bir başka yerde mobbing gördüm.
"DÖNERSEM ÇOK ŞEY KAYBEDERİM"
S: Yalnızlık hissediyor musun burada?
C: Çok. Memlekette arkadaşlarım vardı, sohbet ederdik. Buraya gelince herkes kendi derdinde. Hafta sonları bazen tüm gün evden çıkmıyorum. Ailemi arıyorum ama onlara gerçekleri anlatamıyorum.
S: Hiç geri dönmeyi düşündün mü?
C: Her gün düşünüyorum. Ama geri dönemem. Dönersem çok şey kaybederim. En azından burada bir şansım var diye kendimi avutuyorum.
"UMUT YOKSA DAYANAMAM"
S: Peki ilerisi için umudun var mı?
C: Var, olması gerekiyor. Yoksa dayanamam. Kendime küçük hedefler koyuyorum. Bu "belki"ler olmasa sabah kalkmak çok zor olurdu.
Röportaj bittiğinde telaşla saatine baktı, bir buluşması olduğunu söyledi. Hesabı hızlıca ödeyip çıkarken son bir kez döndü ve gülümsedi. Onun hikayesi aslında binlerce gencin hikayesi.