Dün akşam saat 21.30 sularında yapılan ihbarda, ciddi bir tehlike durumu açıkça bildirilmesine rağmen, müşteri hizmetleri tarafından verilen yanıt adeta pes dedirtti. Görevli personel, ekiplerin mesaisinin saat 22.00’de sona erdiğini belirterek müdahale edilemeyeceğini ifade etti. Oysa ihbar edilen durumun her an yangına yol açabilecek nitelikte olduğu özellikle vurgulanmıştı. Buna rağmen sergilenen kayıtsızlık, olası bir felaketin davetiyesi niteliğinde.

Burada sorulması gereken çok net bir soru var: İstanbul gibi milyonlarca insanın yaşadığı bir metropolde, elektrik gibi kritik bir hizmeti sağlayan bir kurumun 24 saat acil müdahale ekibi olmaması nasıl açıklanabilir?

MÜDAHALE İÇİN BİR CAN KAYBI MI OLMASI GEREKİYOR

Vatandaşın borcu olduğunda tatil, bayram, gece ya da gündüz fark etmeksizin elektriğini kesmekte son derece hızlı davranan bu yapı; söz konusu can ve mal güvenliği olduğunda ortada yok. “Akıllı sayaç” uygulamalarıyla kaçak kullanımın önüne geçildiği övünçle anlatılırken, bu sayaçların doğurabileceği risklerin denetimi konusunda ciddi bir boşluk olduğu görülüyor.

Daha vahimi ise şu: İhbar edilen tehlike karşısında hiçbir aksiyon alınmaması. Bu noktada kamuoyu haklı olarak şu soruyu soruyor: Müdahale için illa bir binanın yanması, insanların hayatını kaybetmesi mi gerekiyor?

Bu durum yalnızca bir hizmet eksikliği değil; açıkça bir ihmal ve sorumluluktan kaçıştır. Olası bir felaket yaşandığında bunun hesabını kim verecek? Bu sorumsuzluğun bedeli yine vatandaşın canı ve malı üzerinden mi ödenecek?

Yetkililerin bu tabloya sessiz kalması ise ayrı bir tartışma konusu. Denetim mekanizmalarının işlememesi, bu tür ihmallerin adeta normalleşmesine yol açıyor.

İstanbul’da yaşayan vatandaşlar artık şunu sorguluyor: Faturayı ödemediğimizde kapımıza dayanan sistem, hayatımız tehlikedeyken neden ortada yok?

Bu olay, yalnızca bir gecelik bir ihmal değil; sistemsel bir çöküşün göstergesidir. Ve bu çöküşün bedeli, görmezden gelinmeye devam edilirse çok daha ağır olabilir.

Kaynak: Kanal 6 Haber