Moda dünyasının en güçlü ismi, Vogue Genel Yayın Yönetmeni Anna Wintour, sadece stiliyle değil, çalışma arkadaşları ve çevresi için koyduğu "çelikten" kurallarıyla da tanınıyor. "The Devil Wears Prada" filmine ilham veren Wintour’un imparatorluğunu nasıl yönettiğine dair detaylar, onun neden "Nükleer Wintour" olarak anıldığını bir kez daha kanıtlıyor.
SABAHIN İLK IŞIKLARIYLA BAŞLAYAN DİSİPLİN
Wintour için gün, çoğu insanın uykuda olduğu saat 05.45’te başlıyor. Güne sert bir kahve ve bir saatlik tenis maçıyla başlayan moda devi, ofise gelmeden önce dünyadaki gelişmeleri tarıyor. Onun için disiplin, başarının ilk ve en önemli basamağı. Bu sabah rutini, 70’li yaşlarında olmasına rağmen enerjisinden hiçbir şey kaybetmemesinin sırrı olarak görülüyor.
OFİS İÇİNDE "GÖRÜNMEZ" KURALLAR
Vogue koridorlarında çalışmak, sadece moda bilmeyi değil, belirli bir yaşam tarzını benimsemeyi de gerektiriyor. Wintour’un yönetimindeki ofiste yemek yemek neredeyse bir tabu. Çalışanların masalarında yemek kokusu olması kabul edilemez bir durum. Ayrıca Wintour, her zaman şık ve bakımlı olunmasını, Vogue kimliğinin her an yansıtılmasını bekliyor. Kendiyle özdeşleşen küt saç kesimi ve Chanel gözlükleri ise onun sarsılmaz imajının koruyucu kalkanı niteliğinde.
KARARLILIKTAN TAVİZ YOK
Wintour’u diğer liderlerden ayıran en büyük özellik, karar verme hızı. "Belirsizlik, zaman kaybıdır" felsefesiyle hareket eden ünlü editör, hatalı olsa bile hızlı karar vermenin, kararsız kalmaktan daha iyi olduğunu savunuyor. Çalışanlarına büyük sorumluluklar yükleyen ancak beklentisi de bir o kadar yüksek olan Wintour, mükemmeliyetçiliği bir standart olarak değil, bir zorunluluk olarak görüyor.
GARDIROBUNUN YASAKLI LİSTESİ: KOT VE SPOR AYAKKABI
Moda imparatorluğunun başında olmasına rağmen Wintour’un stilinde esnekliğe yer yok. Ünlü editör, verdiği röportajlarda ve çalışma ortamında "asla kot pantolon giymeyeceğini" defalarca dile getirdi. Onun için denim, Vogue’un temsil ettiği yüksek moda anlayışıyla bağdaşmıyor. Benzer şekilde, konforun simgesi olan "spor ayakkabılara" da kapısı tamamen kapalı. Wintour’a göre şıklık bir bütün ve bu bütünlük spor parçalarla asla bozulmamalı.
ASLA ÇANTA TAŞIMIYOR
Anna Wintour’un en dikkat çekici alışkanlıklarından biri de toplum içine çıktığında asla el çantası taşımaması. Yanında genellikle sadece telefonu, çek defteri ve programını takip ettiği ajandası bulunuyor. Bu durum, onun her zaman bir "karar verici" konumunda olduğunu ve detaylarla uğraşacak yardımcılarının her an hazırda beklediğini simgeleyen bir güç gösterisi olarak yorumlanıyor.