Yargıtay, iş dünyasında sıklıkla karşılaşılan istifa ve kıdem tazminatı anlaşmazlıklarına yönelik emsal niteliğinde bir karara imza attı. Türkiye Gazetesi'nde yer alan habere göre; bir inşaat firmasının yurt dışı şantiyesinde görev yapan K.L. isimli işçi, "kişisel sebepleri" gerekçe göstererek hazırladığı el yazılı dilekçeyle işinden istifa etti. Türkiye'ye döndükten hemen sonra İş Mahkemesi'nin kapısını çalan işçi, hizmet süresi boyunca ücretlerinin zamanında ve tam olarak ödenmediğini iddia etti.
Ücret alacaklarının bulunduğunu, bu durumun kendisini mağdur ettiğini öne süren işçi; kıdem ve ihbar tazminatının yanı sıra yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin eski işvereninden tahsil edilmesini talep etti.
ŞİRKET AVUKATI SÖZLEŞMEYİ HATIRLATTI
Davalı şirketin avukatı ise mahkemede yaptığı savunmada, iş ilişkisinin bizzat davacının kendi iradesiyle sunduğu istifa dilekçesi sonucu sona erdiğini, bu nedenle yasal olarak tazminat hakkının doğmadığını belirtti.
İş sözleşmesinde yıllık 270 saate kadar yapılan fazla çalışmaların ücrete dâhil olduğunun açıkça taahhüt edildiğini vurgulayan şirket avukatı, davacının günlük çalışmasının 8 saati aşmadığını ve görev yaptığı ülkedeki resmi hafta tatillerinde kesinlikle çalıştırılmadığını ifade ederek davanın reddini talep etti.
YEREL MAHKEME VE İSTİNAF FARKLI KARARLAR VERDİ
Davayı inceleyen İş Mahkemesi, işçinin kendi el yazısıyla kaleme aldığı dilekçede açıkça "kişisel sebepler" neticesinde işten ayrılmayı ve istifasının kabulünü talep ettiğine dikkat çekti. Mahkeme, bu ifadenin haklı fesih oluşturmadığına hükmederek kıdem ve ihbar tazminatı taleplerini reddetti.
Yerel mahkemenin bu kararı üzerine işçi avukatı dosyayı istinafa taşıdı. Bölge Adliye Mahkemesi ise ezber bozan bir kararla, dilekçede her ne kadar "kişisel sebepler" ibaresi yer alsa da asıl ayrılış nedeninin ücretlerin ödenmemesi olduğunu kabul etti. İstinaf mahkemesi, bu durumu işçi açısından haklı fesih sayarak kıdem tazminatının işçiye ödenmesi gerektiğine hükmetti.
YARGITAY SON NOKTAYI KOYDU: KİŞİSEL SEBEP İŞYERİNİ BAĞLAMAZ
Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararı sonrasında bu kez işveren tarafı dosyayı temyiz etti ve devreye Yargıtay 9. Hukuk Dairesi girdi. Dosyayı detaylıca inceleyen Yargıtay, tüm işçi ve işverenleri yakından ilgilendiren emsal nitelikte bir karara vardı.
Davacının işten ayrılırken tamamen kişisel gerekçeler sunduğunu, istifa dilekçesinde hak ettiği işçilik alacaklarının ödenmediğine dair hiçbir beyanda bulunmadığını belirten Yargıtay, işçinin bu dilekçeyi verirken iradesinin işveren yetkililerince sakatlandığını veya baskı altına alındığını da ispat edemediğini hatırlattı.
Yargıtay kararının gerekçesinde, istifa dilekçesinde yer alan kişisel sebep ifadesinin işverenden veya işyerinden kaynaklanan bir olumsuzluğu işaret etmediği, tamamen davacının kendisine ait özel bir durumu temsil ettiği vurgulandı.
Bu doğrultuda, haklı fesih sebebi olarak kabul edilemeyecek kişisel gerekçelerle işten ayrılan bir işçinin kıdem tazminatı talep edemeyeceği net bir şekilde ifade edildi. Bölge Adliye Mahkemesi'nin dosya kapsamına uymayan yazılı gerekçeyle tazminat talebini kabul etmesini hatalı bulan Yargıtay, kararın işveren lehine bozulmasına oy birliğiyle hükmetti.





