EKONOMİ

İTO Başkanı Şekib Avdagiç'ten AB ve ekonomi mesajı!

AB ile üyelik müzakereleri oyalama sürecine dönüşmemeli, yeni bir perspektifle canlandırılmalıdır. Türkiye artık sadece bir geçiş hattı değil; küresel akışların yönünü belirleyen aktif bir ekonomik merkezdir.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, İTO'nun temmuz ayı meclis toplantısında iş dünyasının gündemine ve küresel ekonomik gelişmelere ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) katılım sürecinin yeni bir vizyonla ele alınması gerektiğini vurgulayan Avdagiç, üyelik müzakerelerinin bir oyalama sürecine dönüşmemesi uyarısında bulundu.

Konuşmasında ayrıca 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü'nün 10. yıl dönümüne de değinen Avdagiç, halkın o gece işgalci küresel güçlere karşı asırlık Milli Mücadele ruhuyla yeni bir destan yazdığını ifade ederek, FETÖ'nün darbe girişimini her yıl aynı öfke, bilinç ve karşı koyuş ruhuyla andıklarını belirtti.

AB İLE İLİŞKİLERDE YENİ VE SOMUT BİR PERSPEKTİF ŞART

Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerde ivedilikle atılması gereken adımlara dikkat çeken Şekib Avdagiç, başlangıç olarak Gümrük Birliği'nin güncellenmesi, ekonomik ve ticari entegrasyonun derinleştirilmesi ile vize serbestliği sürecinde kalan kriterlerin tamamlanması gerektiğini ifade etti.

Bu doğrultuda mevcut adımların hızlandırılmasını beklediklerini belirten Avdagiç, Türkiye'nin AB'ye tam üye olarak katılım müzakerelerinin bir uzatım oyununa dönüşmemesi gerektiğinin altını çizdi. Üyelik müzakerelerinin yeniden canlandırılmasını talep eden İTO Başkanı, bu sürecin AB yapısında öğütülen bir ülke anlayışından ziyade, AB kimliğine kendi varlığıyla değer katan bir Türkiye anlayışına evirilmesi gerektiğini vurguladı.

STRATEJİK VİZYON İÇİN ÜÇ TEMEL DÖNÜŞÜM ALANI

Türkiye'nin geleceğe yönelik stratejik vizyonunun inşasında üç temel dönüşüm alanının öne çıktığını belirten Avdagiç, bunları jeostratejik konumun jeoekonomik güce dönüşmesi, üretim ekonomisinin teknoloji ekonomisine evirilmesi ve transit ülke kimliğinin karar verici merkez ülke konumuna taşınması olarak özetledi.

Sanayi politikasının bu dönüşümün en kritik ayağı olduğunu dile getiren Avdagiç, AB ile daha güçlü bir entegrasyon için Türkiye'nin orta-yüksek ve yüksek teknoloji üretimine odaklanan, daha seçici ve stratejik bir sanayi yapısına geçmesi gerektiğini aktardı. Küresel ekonomide değer oluşturmanın artık teknoloji, veri ve kritik üretim kabiliyetleri etrafında şekillendiğini ifade eden Avdagiç, Türkiye'nin bu alanlarda yukarı yönlü bir sıçrama gerçekleştirmesinin yapısal bir zorunluluk olduğunu kaydetti.

KÜRESEL EKONOMİDE KALICI BELİRSİZLİK REJİMİ DÖNEMİ

Dünya ve Türkiye ekonomisindeki güncel gelişmeleri de değerlendiren Avdagiç, küresel ekonominin yılın ikinci yarısına girerken tekil krizlerle açıklanamayacak, daha kalıcı ve katmanlı bir belirsizlik rejimine yerleştiğini söyledi. Artık meselenin krizlerin yaşanıp yaşanmaması değil, krizlerin ekonomik sistemin doğal bir bileşeni haline gelmesi olduğunu belirten İTO Başkanı, enerji piyasalarının bu dönüşümün merkezinde yer aldığını ifade etti.

Hürmüz Boğazı çevresindeki jeopolitik risklerin petrol ve doğal gaz fiyatlarını arz-talep dengesinin ötesine taşıyarak doğrudan risk primi üzerinden belirlenen bir yapıya ulaştırdığını söyleyen Avdagiç, bu durumun enerji fiyatlarında yeni bir taban oluşmasına yol açtığına işaret etti.

SIKI PARA POLİTİKASI ENFLASYONİST BASKIYI YAVAŞLATIYOR

Türkiye'de son 3 yıldır uygulanan enflasyonla mücadele programının önemli kırılganlıkları ortadan kaldırırken anlamlı bir dengeleme etkisi de ürettiğini vurgulayan Avdagiç, para politikasındaki sıkı duruşun iç talep kaynaklı enflasyonist baskıların hızını yavaşlattığını ve fiyatlama davranışlarında kademeli bir normalleşme eğilimi oluşturduğunu belirtti.

Finansal istikrar tarafında risk primindeki gerileme ve portföy akımlarındaki dengelenmenin dış kırılganlıkları azalttığını ifade eden Avdagiç, bu kazanımların kalıcı hale gelmesinin para politikasının yanı sıra mali disiplin ve yapısal reformlarla desteklenmesine bağlı olduğunu dile getirdi.

TÜRKİYE COĞRAFİ BİR HAT DEĞİL AKTİF BİR EKONOMİK MERKEZDİR

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) sıkı duruşunu korumaya devam ettiğini hatırlatan Avdagiç, dünyada enflasyon risklerinin yeniden yukarı yönlü hareket etmesi, küresel finansal koşulların uzun süre sıkı kalma ihtimali ve kur üzerindeki baskının para politikasında erken bir gevşeme alanını sınırladığını söyledi.

Buna karşın enflasyondaki düşüş seyrinin TCMB'ye faiz indirimi konusunda alan açtığını da sözlerine ekleyen Avdagiç, Türkiye'nin artık yalnızca Doğu ile Batı arasında bir geçiş hattı olmadığını, aynı zamanda bu akışların hızını, maliyetini ve yönünü etkileyen aktif bir ekonomik merkez konumuna yükseldiğini vurguladı. Bu vizyonun coğrafyayı pasif bir avantaj olmaktan çıkarıp ekonomik ve siyasi kararları şekillendiren aktif bir güce dönüştüreceğini belirtti.