Küresel ölçekte üretimi ağırlıklı olarak Afrika ve Güney Amerika’da yoğunlaşan kakao, Türkiye açısından tarımsal üretimden çok sanayi ve dış ticaret kalemi olarak öne çıkıyor. Akdeniz Bölgesi’nde sınırlı ve deneme ölçeğinde üretim girişimleri bulunsa da, sektörün ana dinamiğini ithal edilen hammaddenin işlenerek katma değerli ürünlere dönüştürülmesi oluşturuyor.
İHRACATTA GÜÇLÜ VE SÜREKLİ ARTIŞ
TÜİK verilerine göre kakao ve kakao müstahzarları ihracatı 2021’de 775,5 milyon dolar seviyesindeyken, 2022’de 942,6 milyon dolara, 2023’te 1,02 milyar dolara ve 2024’te 1,13 milyar dolara yükseldi. 2025’te ise 1,66 milyar dolarla tarihi zirve kaydedildi.
Beş yıllık dönemde yüzde 114,7’lik artış, sektörün hem dış talep hem de işleme kapasitesi açısından önemli bir ivme yakaladığını ortaya koydu. Aynı dönemde toplam ihracatın 5,5 milyar doları aşması, kakaonun gıda sanayisi içindeki stratejik konumunu pekiştirdi.
ABD İLK SIRADA
2025 yılında en fazla ihracat yapılan ülke 244 milyon dolarla Amerika Birleşik Devletleri oldu. ABD’yi 175 milyon dolarla Irak ve 102,8 milyon dolarla İran izledi.
Listenin devamında Suudi Arabistan (74,2 milyon dolar) ve Rusya (69,5 milyon dolar) yer aldı. Veriler, Türkiye’nin hem gelişmiş pazarlarda hem de bölgesel yakın coğrafyada dengeli bir dağılım yakaladığını gösterdi.
HAM MADDEDE AFRİKA AĞIRLIĞI
İthalat tarafında ise tablo, küresel üretim haritasıyla paralel bir görünüm sergiledi. 2025’te toplam 2,2 milyar dolarlık kakao ithalatı yapılırken, en büyük tedarikçi 567 milyon dolarla Fildişi Sahili oldu.
Bu ülkeyi 331,1 milyon dolarla Gana, 297,8 milyon dolarla Hollanda, 143,6 milyon dolarla Almanya ve 122,6 milyon dolarla Belçika takip etti.
Söz konusu veriler, Türkiye’nin kakao ticaretinde ithalata dayalı ancak işleme ve yeniden ihracat odaklı bir yapı sergilediğini gösteriyor. Artan ihracat performansı, sektörün küresel değer zincirinde daha yukarı basamaklara tırmandığına işaret ederken; yüksek ithalat hacmi ise ham madde bağımlılığının sürdüğünü ortaya koyuyor.





