Netflix’in popüler yapımı Stranger Things’teki "Eleven" karakterinin zihinsel sınırlarını zorlayan o karanlık laboratuvar sahneleri, Kanada’nın 1940’lı yıllardaki yerli okullarında yaşanan trajediyi akıllara getirdi; savunmasız çocuklar, "duyular üstü algılama" yeteneklerini ölçmek isteyen bilim insanlarının elinde birer denek haline getirildi.

Araştırmacıların tozlu raflardan çıkardığı belgeler, bu çocukların adeta birer laboratuvar deneği gibi kullanıldığını kanıtlıyor. Dizideki soğuk savaş laboratuvarlarını aratmayan bu tesislerde, çocukların zihinsel ve duyular üstü sınırlarının bilim adına zorlandığı belirtiliyor.

On yıllarca unutulan bu testler, bugün tıp tarihinin en karanlık lekelerinden biri olarak kabul ediliyor.

İLK DENEY: STRANGER THINGS SENARYOSU GERÇEK Mİ OLDU?

Kanada’nın karanlık sayfalarını aralayan ilk sistemli deney 1942 yılında, beslenme yetersizliği çeken 300 Aborjin çocuk üzerinde başlatıldı. Araştırmacılar, çocukları birer laboratuvar objesi gibi kullanarak grubu ikiye ayırdı; 125 çocuğa riboflavin ve tiamin gibi vitamin kombinasyonları verilirken, geri kalanlar hiçbir müdahale yapılmadan "kontrol grubu" olarak kadere terk edildi.

Bir hemşirenin düzenli ziyaretleriyle denetlenen bu süreçte tek amaç, ağır hastalıkların sadece vitaminlerle iyileşip iyileşmeyeceğini gözlemlemekti. Ancak "güvenilmez" bulunan deneklerin çalışmadan hızla çıkarıldığı bu süreç, bilimsel bir araştırmadan ziyade savunmasız çocuklar üzerinde yürütülen acımasız bir sınava dönüştü.

KEMİK TOZLU UNLAR VE REDDEDİLEN DİŞ TEDAVİLERİ

Skandalın boyutları, 1952 yılında Amerikan Beslenme Enstitüsü’ne sunulan raporlarla daha da derinleşti. St. Mary's gibi yatılı okullarda çocuklara, içine kemik unu ve niasin karıştırılmış "Newfoundland Un Karışımı" yedirildiği, ancak beş yıllık sürecin sonunda çocukların iyileşmek yerine ağır anemi vakalarıyla karşılaştığı ortaya çıktı.

Daha da kan donduran detay ise araştırmacıların, deneyin sonuçlarını etkilememesi için çocuklara diş bakımını yasaklamasıydı. Diş hekimlerinin okullara girmesi engellendi; çocuklar beslenme durumunun ölçülebilmesi adına çürük dişler ve iltihaplı diş etleriyle kasten tedavi edilmeden bekletildi.

ETİK SINIRLARIN ÖTESİNDE BİR TRAJEDİ

Uzmanlar, bu deneylerin sadece tıbbi bir skandal değil, aynı zamanda insan hakları ihlallerinin en uç örneği olduğunu belirtiyor. Savunmasız çocukların birer "veri kaynağı" olarak görülmesi, Kanada tarihinde silinmesi güç bir leke bıraktı.

Bugün Kanada, geçmişin bu utanç verici sayfalarıyla yüzleşmeye çalışırken; hayatta kalan kurbanlar ve yakınları, yaşananların sadece bir "senaryo" olmadığını, binlerce hayatın bu laboratuvarlarda karartıldığını haykırıyor.