Karadeniz ve Marmara hattında son 1-2 yıl içinde yaşanan kazalar ve sürüklenme vakaları, deniz trafiğinde artan riskleri yeniden gündeme taşıdı.

2026 yılında Kerç Boğazı yakınlarında karaya oturan HAPPY ARAS, 2025’te Kefken açıklarında fırtınaya kapılıp kıyıya sürüklenen RAPID ve Yalova açıklarında kontrolünü kaybeden KPS Orhan Ali Khan, son dönemde öne çıkan başlıca örnekler arasında yer alıyor.

Bu zincire son olarak Sakarya’nın Karasu ilçesinde fırtına nedeniyle sürüklenerek karaya oturan NINOVA isimli yük gemisi de eklendi.

Daha geriye gidildiğinde ise 2023 yılında Zonguldak-Ereğli açıklarında fırtınada parçalanarak kıyıya vuran Volgo Balt 199 kazası, bu tablonun uzun süredir devam ettiğini ortaya koyan çarpıcı örneklerden biri olarak öne çıkıyor.

TEHLİKE YARATAN KAZALAR ARTIYOR

Uzmanlara göre asıl dikkat çekici nokta, yalnızca karaya oturan gemiler değil. Karadeniz’de sert hava koşullarının etkili olduğu dönemlerde demir tarayarak sürüklenen gemiler, makine arızası nedeniyle kontrolünü kaybeden yük gemileri ve kıyıya tehlikeli şekilde yaklaşan tankerler gibi birçok olayın son anda müdahaleyle önlendiği belirtiliyor.

Resmi kayıtlara her zaman “kaza” olarak geçmeyen bu gelişmeler, bölgedeki riskin aslında daha büyük olduğunu gösteren önemli işaretler arasında değerlendiriliyor.

FIRTINA ŞİDDETİ VE SIKLIĞINDA ARTIŞ

Meteorolojik veriler, Karadeniz’de son yıllarda fırtına sıklığı ve şiddetinde belirgin bir artış yaşandığını ortaya koyuyor. Özellikle kış ve bahar aylarında rüzgar hızlarının ani yükselmesi ve dalga boyunun kritik seviyelere ulaşması, gemiler için ciddi bir tehdit oluşturuyor.

Bu durum yalnızca seyir halindeki gemileri değil, demir sahalarında bekleyen gemileri de doğrudan etkiliyor. Uzmanlara göre artık bu tablo istisnai değil, giderek daha sık karşılaşılan bir durum haline gelmiş durumda.

TRAFİK YOĞUNLUĞU RİSKLERİ BÜYÜTÜYOR

Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Karadeniz’deki ticari rota dengelerinin değişmesi, bölgedeki gemi trafiğini önemli ölçüde artırdı. Alternatif güzergâhlara yönelen yük gemileri, özellikle kıyıya yakın demir sahalarında yoğunluk oluşturuyor.

Bu yoğunluk, manevra alanlarının daralmasına ve olası bir acil durumda müdahale süresinin uzamasına neden oluyor. Zorlu hava koşullarıyla birleşen bu tablo, kazaların kaçınılmaz hale gelmesine zemin hazırlıyor.

KARADENİZ'DE VAKALAR ARTIYOR

Denizcilik çevreleri, yaşanan olayların yalnızca hava şartlarıyla açıklanamayacağını vurguluyor. Yetersiz korunaklı demir sahaları, liman çevrelerinde artan yoğunluk ve denetim ile koordinasyon eksiklikleri, riskin büyümesinde etkili faktörler arasında gösteriliyor.

Bu unsurlar bir araya geldiğinde, Karadeniz hattının giderek daha yüksek risk taşıyan bir deniz koridoruna dönüştüğü ifade ediliyor.

TEHLİKE ÇANLARI ÇALIYOR

Uzmanlara göre karaya oturan gemi sayısı sınırlı görünse de kontrolünü kaybeden ve riskli durumlara giren gemilerin sayısı giderek artıyor.

Bu durum, henüz büyük bir felakete dönüşmemiş olsa da Karadeniz’de büyüme potansiyeli taşıyan bir risk alanının oluştuğunu gösteriyor.

Karadeniz’de art arda yaşanan olaylar, sadece tekil kazalar olarak değil, değişen dengelerin ve artan riskin habercisi olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, gerekli önlemler alınmadığı takdirde bu “sessiz krizin” daha büyük ve yıkıcı kazalara dönüşebileceği uyarısında bulunuyor.

Kaynak: Kanal 6 Haber