YAŞAM

Kuraklık kapıdayken Türkiye en büyük doğal kalkanını kaybediyor

TEMA Vakfı'nın açıkladığı veriler, iklim kriziyle mücadelede kritik öneme sahip meraların hızla yok olduğunu ortaya koydu. Türkiye, son 65 yılda mera varlığının yüzde 54'ünü kaybederken, uzmanlar bunun yalnızca hayvancılığı değil su kaynaklarını, gıda güvenliğini ve kuraklıkla mücadeleyi de doğrudan etkilediği uyarısında bulunuyor.

Türkiye, artan sıcaklıklar, azalan yağışlar ve kuraklık tehdidiyle mücadele ederken dikkat çeken bir tablo ortaya çıktı. TEMA Vakfı, Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, ülkenin en önemli doğal savunma hatlarından biri olan meraların son 65 yılda yarıdan fazlasını kaybettiğini duyurdu.

Birleşmiş Milletler'in 2026 yılını "Uluslararası Meralar ve Çobanlık Yılı" ilan ettiği bir dönemde yapılan açıklama, mera alanlarının yalnızca hayvancılık açısından değil, iklim kriziyle mücadele bakımından da hayati önemde olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

TÜRKİYE 65 YILDA MERALARININ YARISINDAN FAZLASINI KAYBETTİ

TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, 1960 yılında yaklaşık 29 milyon hektar olan çayır ve mera alanlarının bugün 13 milyon hektar seviyelerine gerilediğini belirtti.

Bu kaybın büyüklüğü ise dikkat çekici. Son 65 yılda yok olan mera alanı, Marmara Bölgesi'nin iki katını aşan bir büyüklüğe ulaştı.

Ataç, doğal meraların iklim krizine karşı en etkili doğal mekanizmalardan biri olduğunu vurgulayarak, "Doğal meralar; toprağı koruyan, suyun toprağa süzülmesini sağlayan, karbon depolayan ve çok sayıda canlıya yaşam alanı sunan ekosistemlerdir. İklim krizinin etkilerinin arttığı günümüzde meralar, çölleşme ve kuraklığa karşı en güçlü doğal kalkanlarımızdan biridir." dedi.

MERALAR SADECE HAYVANCILIK ALANI DEĞİL

Uzmanlara göre meralar, yağmur suyunun toprağa karışmasını sağlayarak yer altı su kaynaklarının beslenmesine katkı sunuyor. Aynı zamanda toprağı koruyarak erozyonu azaltıyor ve karbon depolayarak iklim değişikliğinin etkilerini hafifletiyor.

Ancak bu alanların daralması, kuraklık riskinin daha da büyümesine neden oluyor.

Deniz Ataç, "Toprağı örterek yağışın yüzeyde oluşturduğu tahribatı azaltır, suyun toprağa sızmasını sağlar ve su döngüsüne katkı sunar. Meraların tahrip edilmesi ise erozyonu artırır, toprak kaybını hızlandırır ve kuraklığın etkilerini derinleştirir." ifadelerini kullandı.

GIDA GÜVENLİĞİ İÇİN DE KRİTİK ÖNEME SAHİP

Mera alanlarındaki bozulma yalnızca doğayı değil, tarım ve hayvancılığı da doğrudan etkiliyor.

Türkiye'deki meraların yaklaşık yüzde 70'inin düşük verimli ve bozulmuş durumda olduğunu belirten TEMA Vakfı, bunun hayvancılıkta yem maliyetlerini artırdığını ve üreticilerin üzerindeki ekonomik baskıyı büyüttüğünü vurguluyor.

Ataç, "Ülkemizde meraların yüzde 70’i düşük verimli, yeterli bitki örtüsünden yoksun ve bozulmuş halde. Bu durum verim düşüklüğüne, hayvanlarda beslenme yetersizliklerine ve kaba yem açığının büyümesine yol açıyor." dedi.

BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİĞİN GÖRÜNMEYEN KAHRAMANLARI

Meralar, yalnızca otlak alanları değil; yüzlerce bitki, böcek, kuş ve memeli türüne ev sahipliği yapan doğal yaşam alanları olarak da öne çıkıyor.

Buna rağmen uzmanlar, meraların çoğu zaman ormanlar kadar gündeme gelmediğini ve yeterince korunamadığını belirtiyor. Oysa dünyanın biyolojik çeşitlilik açısından en zengin bölgelerinin önemli bir kısmı mera ekosistemleriyle doğrudan bağlantılı bulunuyor.

EN BÜYÜK TEHDİTLER: MADENCİLİK, KENTLEŞME VE ARAZİ BASKISI

TEMA Vakfı'na göre mera kayıplarının arkasında tarım dışı kullanım, kentleşme, madencilik faaliyetleri ve arazi kullanım değişiklikleri bulunuyor.

Son yıllarda doğal alanlar üzerindeki baskının arttığını belirten Ataç, özellikle kısa vadeli ekonomik çıkarların uzun vadeli çevresel riskleri büyüttüğüne dikkat çekti.

"Zeytinliklerden ormanlara, tarım alanlarından mera ekosistemlerine kadar birçok doğal varlık kısa vadeli kullanım baskılarıyla karşı karşıya bırakılıyor. Oysa çölleşme ve kuraklık riskinin giderek arttığı bir dönemde doğal alanları korumak, ülkemizin geleceğini korumaktır." diyen Ataç, karar vericilere çağrıda bulundu.

MERALARI KORUMAK GELECEĞİ KORUMAK DEMEK

Uzmanlara göre kuraklıkla mücadelede başarıya ulaşmanın yolu yalnızca yeni su kaynakları bulmaktan değil, mevcut doğal ekosistemleri korumaktan geçiyor.

TEMA Vakfı, mera alanlarının korunması, tahrip edilen bölgelerin rehabilite edilmesi ve sürdürülebilir mera yönetiminin yaygınlaştırılmasının hem iklim krizi hem de gıda güvenliği açısından kritik önemde olduğuna dikkat çekiyor.

Çünkü meraları korumak; yalnızca hayvancılığı değil, toprağı, suyu ve geleceği korumak anlamına geliyor.