Lübnanlı yazar Peter Germanos, 2018 itibarıyla Türkiye’nin son derece düşmanca bir güvenlik ortamıyla karşı karşıya olduğunu belirtti. Güney sınırının fiilen kuşatıldığını vurgulayan Germanos, bir yanda Rusya-İran-Esad ekseninin, diğer yanda ise ABD’nin desteklediği PKK/YPG yapılanmasının Türkiye için ciddi tehdit oluşturduğunu hatırlattı.

TÜRKİYE'NİN DİPLOMASİ GÜCÜNE VURGU
Analizde, benzer jeopolitik kuşatmalarla karşılaşan ülkelerin çoğunun stratejik yenilgiye uğradığına dikkat çekilerek, Türkiye’nin diplomasi, istihbarat ve askeri gücü eşgüdüm içinde kullanarak bu tabloyu tersine çevirdiği ifade edildi. Ankara’nın büyük güçlerle doğrudan savaşa girmeden hem Moskova-Tahran hattını dengelediği hem de YPG/SDG yapılanmasını kademeli olarak zayıflattığı belirtildi.

"TÜRKİYE, LEVANT'TA DÜZENİ ŞEKİLLENDİREN BİR AKTÖR!"
Germanos’a göre en çarpıcı sonuç, Türkiye’nin yalnızca sınır güvenliğini sağlamakla kalmayıp Suriye içinde meşru bir yönetim kapasitesi üretmesi oldu. Yazıda, Türkiye’nin işgal ya da ilhak yerine yerel aktörler üzerinden kontrollü bir devlet inşası modeli uyguladığı, bu sayede Suriye’nin Türkiye açısından bir tehdit olmaktan çıkarak tampon ve etki alanına dönüştüğü vurgulandı. Yazar, gelinen noktada Türkiye’nin artık Levant’ta sıradan bir bölgesel güç değil, çevresinin siyasi düzenini şekillendirebilen özgün bir aktör hâline geldiğini savundu.

LEVANT BÖLGESİ NEDİR, HANGİ ÜLKELERİ KAPSAR?
Levant bölgesi Akdeniz’in doğusunu tabir etmek amacıyla kullanılan günümüz ülkelerinden Türkiye, Suriye, Lübnan, İsrail, Ürdün, Filistin ve Mısır’ı kapsamaktadır.





