Toplum İçinde Afili Yalnızlık
Kalabalıkların içindeyiz ama birbirimize yabancıyız. Aynı kaldırımlarda yürüyor, aynı otobüslere biniyor, aynı şehirde nefes alıyoruz; fakat ne birbirimizi görüyoruz ne de duyuyoruz. Sanki gözlerimiz açık ama bakmıyoruz, kulaklarımız var ama işitmiyoruz.
Her fırsatta medeniyetten söz ediyoruz. Avrupa'yı örnek gösteriyor, modern yaşamı övüyor, gelişmiş toplumları konuşuyoruz. Ama iş günlük hayata geldiğinde ortaya bambaşka bir tablo çıkıyor. Trafikte birbirimizin hakkını gasp ediyor, sıraya girmeyi küçümsüyor, çevremizi kirletiyor, yüksek sesle konuşmayı özgürlük sanıyor, ortak yaşam alanlarını hoyratça tüketiyoruz. Medeniyet istemekle medeni olunmuyor; medeniyet önce insanın karakterinde başlıyor.
Bugün en büyük sorunumuz teknolojik geri kalmışlık değil, ahlaki ve toplumsal duyarsızlıktır. Kimse kimseye saygı göstermiyor. Yaşlıya hürmet, çocuğa şefkat, komşuya selam, engelliye anlayış... Bunlar artık istisna hâline gelmiş durumda. Herkes kendi dünyasının merkezinde yaşıyor. Empati yerini bencilliğe, nezaket ise kabalığa bırakıyor.
Acı ama gerçek; kendimizi modern sanıyoruz. Oysa modern görünmek başka, medeni olmak başkadır. Son model telefon taşımak, şık giyinmek, yabancı kelimeler kullanmak insanı çağdaş yapmaz. İnsan, başkasının hakkına saygı duyduğu kadar medenidir.
Belki bazılarına ağır gelecek ama söylemekten kaçınmayacağım: Modern görünümlü müptezeller hâline geliyoruz. Çünkü bağımlılık sadece maddeye olmaz; gösterişe, kibre, umursamazlığa ve bencilliğe de bağımlı olunur. Toplumun ortak değerlerini hiçe sayan, sadece kendini düşünen anlayış, işte bu bağımlılığın en tehlikeli şeklidir.
Peki, bizim asaletimiz nerede kaldı? Dünyaya örnek gösterilen misafirperverliğimiz, büyüğe saygımız, küçüğe sevgimiz, zor zamanda kenetlenme ruhumuz ne oldu? Ne zaman birbirimize omuz vermeyi bıraktık da omuz atmayı marifet sayar olduk?
Türk milleti tarih boyunca asaletiyle, vakarıyla ve devlet terbiyesiyle anıldı. Bugün ise sosyal medyada beğeni uğruna yapılan taşkınlıklar, kamusal alandaki saygısızlıklar ve günlük hayattaki umursamazlıklarla anılmak istemiyoruz. Bu, bize yakışmıyor.
Belki de yeniden gözlerimizi açmanın zamanı geldi. Sadece bakmak için değil, görmek için... Sadece duymak için değil, anlamak için... Çünkü toplumlar yollarla, binalarla, alışveriş merkezleriyle değil; birbirine saygı duyan insanlarla medenileşir.
Unutmayalım; bir milleti ayakta tutan beton değil, karakterdir. Eğer karakterimizi kaybedersek, en modern şehirlerde bile yalnızca "afili bir yalnızlık" yaşamaya mahkûm oluruz.
Yorumlar
0