Orta Doğu'da durmaksızın tırmanan gerilimin ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) toplandı.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından yaşanan gelişmelere ilişkin TBMM Genel Kurulu’nda bilgilendirme yapacağı oturumun açılışında TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, açıklamalarda bulundu.
İşte TBMM Başkanı Kurtulmuş'un açıklamalarından öne çıkan satır başları:
"DÜNYA SİYASETİ ORMAN KANUNLARININ BELİRLEYİCİ OLDUĞU BİR ZAMANA DOĞRU SÜRÜKLENİYOR"
"Açık söylemek gerekirse bugün yaşananlar sistemin hukukla değil kuvvetle tanımlandığını göstermektedir. Bir başka ifadeyle, dünya siyaseti giderek orman kanunlarının belirleyici olduğu bir zamana doğru sürüklenmektedir. Uzun yıllar boyunca dünya kamuoyuna kurallara dayalı uluslararası düzen olarak savunulan çerçevenin bugün ciddi bir meşruiyet ve işlev kaybına uğradığı görülmektedir.
Bugün yaşanan gelişmeler geçici bir kriz olarak asla değerlendirilemez. Uluslararası sistem ağır bir çözülme sürecine girmiştir. Böylesi zamanlarda en ağır bedel her zaman olduğu gibi siviller tarafından ödenmektedir. Mevcut tablo parçalar halinde değil bütünlük içerisinde değerlendirilmelidir. Böyle dönemlerde konuşmak vicdani bir sorumluluktur.
"KAVRAMLARIN İÇİ BOŞALTILMIŞTIR"
Kurumlar vardır fakat tesirleri neredeyse sınıf sıfıra inmiştir. Kurallar vardır fakat güçlüğe karşı işletilememektedir. Kavramlar vardır içleri boşaltılmıştır. Bu sebeple bugün yaşanan gelişmeler geçici bir kriz olarak asla değerlendirilemez. Açıkça ifade etmek gerekir ki Uluslararası Sistem niteliği ve işleyişi bakımından ağır bir çözülme sürecine girmiştir. Hukukun yerine kuvvetin, ilkenin yerine keyfiliğin, müşterek vicdanın yerini stratejik hesapların aldığı ortam oluşmaktadır.
Böylesi zamanlarda en ağır bedel her zaman olduğu gibi siviller tarafından ödenmektedir. Gazze'de devam eden katliamların, açlığın, kuşatmanın ve sistematik yıkımın yol açtığı insani felaket tüm ağırlığıyla sürerken şimdi İran'da hayatını kaybeden sivillerin acısı ile Lübnan'da derinleşen kayıplar büyük trajedinin yeni halkaları olarak önümüzde durmaktadır. Gazze'de toprağa düşen masumların acısıyla, İran'da hayatını kaybeden insanların acısı arasında bir fark yoktur. Her biri aynı hoyratlığın, pervasızlığın ve hukuk tanımaz zihniyetin birbirine eklenen neticeleridir. Gazze'de çocukların acısına İran'da okulda katledilen çocukların acısı eklenmiştir.
"BÖLGEMİZE DAİR YAPILAN DEĞERLENDİRMELERDE TABLO BÜTÜNLÜK İÇERİSİNDE ELE ALINMALIDIR"
Bölgemize dair yapılan değerlendirmelerde mevcut tablonun parçalar halinde değil, bütünlük içerisinde ele alınması gereklidir. Gazze'de yaşananları Suriye'den, Suriye'de yaşananları İran'dan bağımsız, İran'da yaşananları Lübnan'dan kopuk, Lübnan'daki sarsıntıyı da Yemen'den, Somali'den ve hatta bölgesel güvenlik denkleminden ayrı değerlendirmek mümkün değildir. Bizim medeniyet birikimimiz, tarih şuurumuz ve millet vasfımız zulüm karşısında sözü eğip bükmeyi değil, hakkı açık biçimde ifade etmeyi gerekli kılar.
"SALDIRILARIN DERHAL DURDURULMASI ZORUNLULUKTUR"
Uluslararası sistem ağır bir çözülme sürecinde. Enerji güvenliğinden ticaret yollarına göç hareketlerine kadar pek çok başlıkta yeni kırılmaların yaşanması kaçınılmaz hale gelecektir. Ateşin büyümesi onu uzaktan izleyenleri de içine çeker. Saldırıların derhal durdurulması bugün herkes için bir zorunluluktur. Türkiye’nin ortaya koyduğu diplomasi trafiğini bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor.
Diplomasi yürürlükteyken saldırının gerçekleşmesi niyetin barış değil yıkım olduğunun açık bir göstergesidir.
Siyasi tutarsızlığın ötesinde ciddi bir ahlaki sıkıntının olduğunun da altını çizmek isterim. Ofis ortamında dini çağrışımlı dualar eşliğinde savaş siyasetine destek verilmesi aklı ve hukuku geri plana iten çok tehlikeli bir istikameti göstermektedir.
Bölgesel istikrarı savurunuz. Saldırıların biran önce sona ermesini temenni ediyoruz. Çatışmaların gölgesinde endişeyle yaşan tüm halklara geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum."





