Prof. Dr. Ümit Özdağ: “Adana, yıllardır süregiden ihmalin yükünü taşımaya devam ediyor. 2017''den sonra tüm Türkiye ekonomik bir krizin pençesinde olsa da Adana, bu gerilemenin en belirgin yaşandığı şehirlerin başında geliyor. Eskiden kültürel hayatın ve yerel medyanın oldukça güçlü olduğu Adana''da, artık tüm televizyon kanalları neredeyse tamamen kapanmış durumda. Bu bile, Adana''nın hak etmediği bir düşüş içinde olduğunu gösterirken, son yıllarda Adana''nın karşı karşıya kaldığı başka bir sorun da çeteler. Bu çeteler, esnaflara baskı yaparak ve kara para ekonomisi yaratarak şehirde huzursuzluk yaratıyor. Öyle ki, saldırı olmasın diye polisin, valiliğe yakın bir yerde bir iş yerinde nöbet tutması gerekiyor. Bu durum, Adana''da asayişin ne denli kötüye gittiğini gözler önüne seriyor.

Esasen yalnızca Adana''nın değil, organize suç, uyuşturucu ve sanal kumar ülkemizin geleceğini tehdit eden bir mesele olarak gittikçe daha fazla kök salmayı başarıyor.

Zafer Partisi olarak, hem Adanalılara hem de tüm Türkiye''ye iki konu hakkında söz veriyoruz. Birincisi, Zafer Partisi iktidar olduğunda Türkiye''de sığınmacı ve kaçak kalmayacak, hepsi vatanlarına geri dönecek. İkincisi, tertemiz Türkiye projesi ile organize suç, sanal kumar ve uyuşturucunun belini kıracağız ve uyuşturucu bağımlısı olan çocukların ailelerine söz veriyoruz: Çocuklarınızı sağlıklı bir şekilde geri vereceğimiz bir programı hayata geçireceğiz. Ne yapmamız gerektiğini biliyoruz; bunu yapacak tecrübeli kadrolara sahibiz. Bu, siyasi bir irade meselesidir. Çeteleri bitirmek ve göçü durdurmak tamamen siyasi bir karardır. Ve sevgili Adanalılar emin olun, Zafer Partisi dışında hiçbir partinin bu iki meseleye çözüm sunacak ne programı ne de iradesi var.

Aynı zamanda, ülkemizin geleceğini tehdit eden ekonomik buhran meselesi de önemli. Artık kriz aşamasını geçtik, ekonomik bir buhrana sürükleniyoruz. Türkiye sanayisizleşiyor. Ülkemizde son 22-23 yıl içinde tarım arazileri küçüldü. Öncelikle bu durumu durduracağız, ardından tarım arazilerinin verimliliğinin ve alan büyüklüğünün artırılması çalışmalarını başlatacağız. Çünkü ekonomik kalkınma tarımla başlar ve teknoloji ile sanayiyle devam eder. Sanayinin küçülmesini durduracağız ve yüksek teknoloji ile kalkınmayı başlatırken, büyükşehir yasasını iptal ederek köylere eski statülerini iade edeceğiz ve köye dönüşü teşvik edeceğiz. Üreticiye alım garantisi vererek bu ülkeyi yalnızca kendine yeten değil, bölgeyi besleyen bir ülke konumuna getireceğiz.

Türkiye çok zengin bir ülke ama Türk halkı yoksul, 16 milyon emekli, dul ve yetim açlık mücadelesi veriyor, maaşlarıyla geçinmeleri imkânsız. Asgari ücretliler açlıkla mücadele etmek zorunda kalıyor ve çok az insanın asgari ücretle çalışması gerekirken milyonlarca insan asgari ücretle geçinmeye çalışıyor ve açlıkla boğuşuyor. Toplumun küçük bir kesimi ise ülkenin zenginliklerini haksızca kullanıyor.

Adaletsizlik her alanda hâkim ve tüm muhalefete düşman ceza hukuku uygulanıyor. Bize, yani iktidarı desteklemeyen, sorgulayan, itiraz edenlere karşı yasal eşitlik ilkesi devre dışı kalmış durumda. Mücadele ediyoruz çünkü çocuklarımız ve torunlarımızın ikinci sınıf bir şekilde yaşamalarına izin vermeyeceğiz. Cumhuriyetin kuruluş felsefesine uygun, terör örgütleriyle pazarlık etmeyen bir Atatürk Cumhuriyeti hedefliyoruz.

Sosyal medyada iktidarı eleştiren vatandaşların tutuklandığı ve gözaltına alındığı haberlerini okuyoruz. Ülke vatandaşlarının yarısını hapsedecek misiniz? Bu insanların serbest kalacağını biliyoruz. Ama bunu bir yıldırma aracı olarak kullanıyorsunuz. Ama emin olun, bu iktidar gidiyor ve önümüzdeki seçimler Türkiye’de yeni bir başlangıç olacak. Biz ise iktidarın bize yaptığı gibi davranmayacağız.”