İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) soruşturması kapsamında tutuklu bulunan Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, X hesabının engellenmesinin ardından YouTube kanalı açtı. "Murat Ongun: BU İDDİANAME BİR ÖMRE SIĞMAZ" başlıklı videoyu yayınlayan Ongun hem tutukluluk sürecini hem de kendisine yöneltilen suçlamalara değiniyor.

Kendisine yöneltilen, ihaleleri yönlendirme, rüşvet alma, kara para aklama, kişisel verileri ele geçirme ve satma gibi çok sayıda suçlamanın delilsiz ve gerçek dışı olduğunu savunan Ongun, bin 142 yıl hapis istemiyle yargılanmasını “akıl dışı” olarak nitelendiriyor.

Metinde cezaevi koridorundaki günlük hayata ve diğer tutuklulara dair gözlemler yer alırken, Ongun bu süreci bir mücadele alanı olarak gördüğünü vurguluyor. Bu nedenle bir YouTube kanalı açtığını, burada hem kendi savunmasını sansürsüz biçimde anlatacağını hem de 9 Mart’ta başlayacak İBB davasını kamuoyuna doğrudan aktaracağını söylüyor.

Ayrıca medya düzenini, iktidara yakın kanalların Türkiye gündemini geri plana atıp dış politikaya odaklanmasını eleştiriyor; X hesabının kapatılması, yeni soruşturmalar açılması gibi gelişmeleri demokrasi ve hukuk açısından tehlikeli bulduğunu ifade ediyor.

ONGUN'UN SATIRLARI ŞU ŞEKİLDE:

Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu'ndan hepinize saygı ve sevgilerimi iletiyorum. B1 koridoru 28 no'lu hücreden bu satırları yazmaya başladığım an koridordan değerli kardeşim Elçin Karıoğlu'nun sesini duydum. Elçin tutuklanana kadar Boğaziçi imar müdürüydü. Her zaman beyefendi, her zaman güleryüzlü ve dürüst biriydi. Burada da öyle. Koridorun en sakini Elçin ile aramda iki boş hücre var. Koridorun başına doğru devam edip iki boş hücre daha geçerseniz Ekrem Başkanımızın avukatı Mehmet Pehlivan sizi karşılar. Mehmet'in hemen yanında iş adamı Hüseyin Köksal'ın hücresi. Ezcümle avukat görüşlerine çıkarken hepimiz Hüseyin'in hücresinin önünden geçeriz. O da her daim bizim koridorun muhtarı gibi hücre kapısındaki minicik pencereden dışarı bakar. Kimi zaman neşeli, kimi zaman hüzünlü, kimi zaman heyecanlı, kimi zaman da kaygılı. Eh, cezaevinde varoluşa dair tüm duyguları çok kısa zaman aralığında yaşamak doğal. Mona Lisa Hüseyin diyorum ona. Gerçekten bakışları hep anlamlı. Mehmet de benim gibi hep masasında. Devamlı yazıyoruz. Onlarca tükenmez kalem harcandı bu uğurda. Onlar tükense de biz tükenen her kalemin yazdığı satırlardan aldığımız güçle mücadelemize devam ediyoruz. Tükenen her tükenmez bir tükenmez enerji kaynağı. İşte bu YouTube kanalı da bir enerjinin ürünü, bir aklın, bir stratejinin ve kuşkusuz hedefe koşan devasa bir hırsın ürünü.

GİZEM ADAMI

Gel gör ki odağın medya ve medya ilişkileri olan bir danışmanın aslında kendine özel mecrası olmaz ama olmak durumundaydı. Ne de olsa bin 142 yılla yargılanan başka basın danışmanı da dünya tarihinde yok. Ben tutuklanana kadar beni tanıyan herkes yoğun ve güçlü bir şekilde günün her saati hem İBB hem de Ekrem İmamoğlu için çalıştığımı bilirdi. Ben de kendimi öyle biliyordum. Sonra baktım ki daha doğrusu iddia makamı dedi ki "sen basın danışmanı değilsin. Sen mesaisini 50'den fazla ihalenin kurgulanmasına 200'e yakın firma ve sahibini dizayn etmeye çalışan birisin. Kalan vaktinde de kah boğaziçi ön görünümdeki kaçak yapılara ruhsat almaya çalışan birisin ve vaktin kaldıysa da rüşvet alıyorsun. Sonra o edindiğin haksız kazançları aklamak için kimsenin aklına gelmeyen metotlar üretiyorsun." Tabii bunu söyleme nedenleri delil olmaması. Böylece gizem adamı oluyorum. Durun durun daha işlerim bitmedi. Geriye kalan zamanımı kişisel verileri usulsüzce ele geçirip ele geçirdiğim datalarla da sizleri manipüle edip Ekrem İmamoğlu lehine hareket etmenizi sağlıyorum. Tam işim bitti. Oh diyeceğim. İddia makamı "o kadar değil birader." diyor. Çünkü datalarınızı yurt dışına satıyormuşum. Bir de şirketlere, adaylara falan. İddianamedeki Murat Ongun tarifi bu ya. Bu hayata can mı dayanır? Sahi yıllardır her yaptığı meydanda olan Murat Ongun, "Ben miyim? Tüm bu meziyetlerime bugünlerde yenileri ekleniyor. Fantastik fantastik işlerim varmış. Fantastik tipler." Öyle diyormuş. Allah akıl versin size. Gerçekten alt alta koyduğumda bir ömre sığmayacak kadar suç istinadı. Geçen gün birisine söyledim. "50 yaşındayım. Hayatında ilk kez sanık sırasında savunma yapacağım" dedim. "Desene zirveden" başladın. "Bin 142 yıl ceza ile ilk kez mahkeme görmek her homo sapiens'e nasip olmaz." dedi. Vallahi haklı. Direkt zirveden başladık.

"ZAMANLA YOUTUBER DA OLURUM"

Bu kanalı kurarken ve bu süreçte tabii ki pek çok acemilik yapacağım. Amatörce bulunacağım anlar olacak ama zamanla YouTuber da olurum. Hem de bir süre toleranslı yaklaşımınız beni motive edecektir. Çünkü diğer platformlarda yazılarıma, paylaşımlarıma duygu karıştırmıyorum. Burada öyle olmayacak. Neşem yerinde ise biraz mavra yapar. Dalgamızı geçerek konu analizi yaparız. Gergin ve kızgınsam da zaten sık sık bip sesi duyarsınız. Bu platformu oluşturma amacım 9 Mart'ta başlayıp uzun süre devam edecek İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasını sizlere en doğru şekilde aktarmak. Kendimi de açık ve sansürsüz anlatabilmek. Savunmamı duruşmadan bile önce ilk olarak burada sizinle paylaşacağım. Dinledikçe hayret edeceksiniz. Dinledikçe çok şaşıracaksınız. Pek çoğunuz şu an İBB iddianamesine dair bilgi sahibi değil. Emin olun gazeteciler ve siyasiler de bilgi sahibi değil. Zaten bilgi merak edilse bunları kendim yazmak ya da bu mecrayı kurmak zorunda kalmazdım. Bu kanalı iktidarın üst düzey mensuplarının, Türkiye Cumhuriyeti'nin hakim ve savcılarının, vicdani ve ahlakını hala üst akıl yapabilen insanların takip etmesini de çok arzu ediyorum. Şaşırmanın artık şaşkınlıkla karşılandığı, olmazların leblebi çekirdek gibi olura döndüğü bu ülkede emin olun farklı şeyler işiteyeceksiniz. Tabii bu kanala yönelik kapattırma girişimleri de olacak. Hatta bunu başaracaklardır da. Ama ne yapıyoruz? Yılmadan devam ediyoruz.

"1930'LAR ALMANYA'SI YA DA STALİN DÖNEMİNDE OLSAK 19 MART GECE YARISI KURŞUNA DİZİLMİŞTİK"

Ben hareket alanı 5 ile 6 metrekare olan bu izole odacıktan yılmıyorsam eminim baş parmağıyla takip tuşuna basabilecek pek çok aklı başında vicdan sahibi de vardır. Yıldırma derken biliyorsunuz yaklaşık 900 bin takipçili X hesabım kapatıldı. Gerekçesi milli güvenlik ve kamu düzenine karşı paylaşımlar gösterildi. Oysa asla böyle bir paylaşım olmadı. Kapatmakla sınırlı kalmadılar. Hakkımda yeni bir soruşturma da açıldı. Üstelik teröre de bakan savcılık tarafından. Demokrasi ve hukuk ekseninde bu yanlış uygulamalar zehirli sarmaşık gibi güzelim çınarımıza geri dönülemez zararları olabilir. Bu arada X'te "Karanlık Hikaye" hesabı bana aittir bilginize. Emin olun 1930'lar Almanya'sı ya da Stalin döneminde olsak zaten 19 Mart gece yarısı kurşuna dizilmiştik. Çağımız sözde modern zamanlar. Dam yok ama zulmün sonu da yok. O yüzden bu olağanüstü zamanlarda sizlerden olağanüstü destek gelince bizler de ayakta daha güçlü kalabiliriz. Öncelikle siyaset kurumu olmak üzere herkesin anlaması gereken olağanüstü bir zamanı yaşadığımız, olağanüstü zamanlarda da olağan alışkanlıklar, olağan duruşlar ve sözler pek tabii ki icraatlarda değişmeli. Rakibiniz ne kadar az centilmen ise siz ondan çok daha az centilmen olmalısınız. Mesela bu bize yakışmaz diyememelisiniz, dememelisiniz. aklınızı çok farklı çalıştırmalı, rakibin giremeyeceği sahalara onu davet etmelisiniz. Her şeyden önemlisi gündemi belirlemelisiniz. İktidarın yarattığı gündemin peşine takılıp o gündemde rakibe laf yapıştırmak artık zamanın ruhuna uygun değil gibi geliyor bana. Neyse danışmanlık yapmayalım şimdi.

"DIŞ POLİTİKA KURNAZLARIN EN İYİ KAÇIŞ SAHASIDIR"

Farkında mısınız son 6 ile 7 aydır belki daha fazla da olabilir iktidara yakın haber kanallarında hiç Türkiye yok. Sadece dış politika var. Kuşkusuz benim küçük aklım iktidar medyası kadar çevremizde olanların Türkiye'ye etkisini analiz edemez. Kuşkusuz benim küçük aklım onlar kadar büyük resmi göremez de bunların hepsi Trump'ın Oval ofisinde ne dediğini her akşam dinlemek zorunda olduğumuz anlamına da gelmez. CNN Türk'ün CNN International'dan fazla Beyaz Saray yayını yapması normal ise gelmiş geçmiş tüm gazete ve TV yöneticileri bunca yıl nerelerdeymiş? Suriye'nin vilayetlerini, o vilayetlerin mahallelerini, o mahallenin demografik yapısına kadar öğrendik. İsrail nedeniyle Lübnan'ın parlamento oluşumunu, Güney Lübnan sokaklarını ezberlettiler bize. Bizim sokaklarda o sırada olanlar ise halının altına itiliyordu. Dış politika kurnazların en iyi kaçış sahasıdır. Maduro işi hızlı bitti de Venezuela uzmanlarımız kısa kaldı ekranda. Sahi bir kişi hatta bir akademisyen aynı anda Amerika Birleşik Devletleri'ni, Avrupa Birliği'ni, Rusya'yı, Çin'i, İran'ı, Suriye'yi, İsrail'i, Venezuela'yı ve pek tabii Cumhuriyet Halk Partisi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni nasıl analiz edebilir? Pardon, bu ülkelerle bizim ordumuzun konvansiyonel güç kıyasını unuttum. Adam avukat. Amerika Birleşik Devletleri Kongresi'ni analiz ediyor. Adam polis, adliye muhabiri Grönland anlatıyor. Zaten artık unvanında profesör doktor yazmayan da yok. Türkiye'de herkes bir gün profesör olacak. Yazın kenara. Profesörlük bir dönemin memurluğu oldu artık. Profesör olmayana kız vermeyen aileler varmış. 30'lu yaşlarında ne pek çok profesörümüz var farkında mısınız? Bir acayip altüst oluş yaşıyoruz. Hayıflanmak bize yakışmaz. Yanlış olan ne varsa, istismar konusu ne varsa bunları değiştirmek sandığımızdan çok daha kolay. Elçinin avukat görüşü bitmiş. İnfaz koruma memuruyla bir şeyler konuşarak geçiyor. Herkes artık hücresinde. Ne kadar çabuk uyursan zaman o kadar hızlı akar. Şimdi ilk günü noktalama zamanı. Sık görüşeceğiz. Herkese sevgiler.

MURAT ONGUN KİMDİR?

Murat Ongun, 1975 yılında Ankara’da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Giresun’da tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun oldu.

Gazetecilik kariyerine 1996 yılında Ankara’da Show TV Haber Merkezi’nde muhabir olarak başladı. Daha sonra İstanbul’da Star TV ve ATV haber merkezlerinde görev yaptı. 1999 yılında ABD Dışişleri Bakanlığı’nın resmi davetlisi olarak seçilen iki Türk gazeteciden biri oldu ve iki ay boyunca ABD’de “Yeni Medya ve Türk-Yunan Çatışma Çözümleri” üzerine eğitim aldı.

Habertürk TV’nin kurucuları arasında yer alan Ongun, kanalda uzun yıllar hem yayıncı hem de yönetici olarak çalıştı. Bir süre özel kanallara yapımcılık yaptıktan sonra kurucusu olduğu internet sitesiyle dijital haberciliğe devam etti.

2014 yılında Beylikdüzü Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu ile çalışmaya başlayan Ongun, bu görevini daha sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde sürdürdü. Halen İBB Başkan Danışmanı ve İBB Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapıyordu.

“Medyanın İç Savaşı” adlı kitabın yazarı olan Murat Ongun, Beylikdüzü Voleybol İhtisas Kadın Takımı yöneticiliği ve voleybol şube sorumluluğu yaptı. İngilizce bilen Ongun, evli ve iki çocuk babasıdır.

MURAT ONGUN NEDEN TUTUKLANDI?

Murat Ongun, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yürütülen “yolsuzluk” soruşturması kapsamında tutuklandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, Ekrem İmamoğlu ve çok sayıda şüpheli hakkında çeşitli suçlamalar yöneltildi.

Soruşturma kapsamında Ongun; suç örgütü yöneticisi olmak, suç örgütüne üye olmak, irtikap, rüşvet, nitelikli dolandırıcılık, kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek, ihaleye fesat karıştırmak suçlamalarıyla yargılanıyor. Ayrıca bazı şüpheliler hakkında “PKK/KCK terör örgütüne yardım etmek” suçlamasıyla da ayrı bir soruşturma yürütülüyor.

MURAT ONGUN KAÇ YILLA YARGILANIYOR?

Murat Ongun hakkında hazırlanan iddianamede, isnat edilen suçlar kapsamında toplam 1142 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.

MURAT ONGUN'UN MAL VARLIĞINA NEDEN EL KONULDU?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine, MASAK raporları doğrultusunda Murat Ongun’un mal varlığına nöbetçi sulh ceza hâkimliği kararıyla el konuldu. El koyma kararı, İBB’ye yönelik yürütülen soruşturma kapsamında alındı.