Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, savunma sanayinden enerjiye, bölgesel krizlerden diplomatik trafiğe kadar pek çok kritik başlıkta önemli değerlendirmelerde bulundu.

Bloomberg’e konuşan Erdoğan'ın gündeminin ilk sırasında, Türkiye'nin F-35 programına geri dönüş süreci ve NATO ittifakındaki rolü vardı.

"TÜRKİYE'YE YÖNELİK HAKSIZ BİR GİRİŞİM OLARAK DEĞERLENDİRİYORUZ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan şu ifadeleri kullandı:

"Sayın Trump'ın yeniden göreve başlamasıyla birlikte Türkiye–ABD ilişkilerinde daha makul ve olumlu bir zemine geçilmesi yönünde bir imkan doğmuştur. Türkiye'nin bedelini ödediği F-35 uçaklarını teslim alması ve programa yeniden dahil edilmesi iki stratejik ortak olan Türkiye ve ABD'nin yanı sıra NATO'nun güvenliği için de önemli ve gereklidir.

Bu konuyu Türkiye'ye yönelik haksız bir girişim olarak değerlendiriyoruz. Bizim için esas olan, Türkiye'nin itibarının korunması ve bankamızın haksız bir şekilde cezalandırılmamasıdır. Görüşmeler bu çerçevede devam etmektedir. Temennimiz hem hukuka uygun hem de iki ülke arasındaki stratejik ortaklıkla mütenasip adil bir sonuca ulaşılmasıdır"

"ABD MENŞELİ LNG TEDARİKİMİZİ KAYDA DEĞER ÖLÇÜDE ARTIRDIK"

Trump yönetiminin Rus enerji kaynaklarına yönelik kısıtlama talepleri ve yaptırımları sonrası Rusya'dan petrol alımını azaltan Türkiye, açığı Amerikan Sıvılaştırılmış Doğal Gazı (LNG) ile kapatmaya odaklandı.

"Özellikle ABD menşeli LNG tedarikimizi kayda değer ölçüde artırdık" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD'nin tedarik zincirindeki önemine vurgu yaptı. Erdoğan ayrıca, "Türkiye'nin duruşu çok nettir; biz milli menfaatlerimiz ve enerji güvenliğimiz doğrultusunda hareket ederiz" diyerek dengeli politika mesajı verdi.

Son resmi verilere göre, Türkiye'nin petrol alımlarının %61'i ve gaz tedarikinin %40'ı hala Rusya'dan sağlanıyor.

"İSTANBUL'U YENİDEN BARIŞ GÖRÜŞMELERİNİN MERKEZİ YAPMAYA HAZIRIZ"

Rusya-Ukrayna savaşında Türkiye ilk günden beri ara bulucu rolü üstlendi. Savaşın durması noktasında önemli adımlar atan Türkiye, İstanbul ile barış görüşmelerinin merkezi haline geldi.

Şartlar olgunlaştığında İstanbul'u yeniden barış görüşmelerinin merkezi yapmaya hazır olduklarını söyleyen Erdoğan, "Türkiye olarak hem Sayın Putin'le hem Sayın Zelenskiy'le doğrudan konuşabilen; aynı anda Washington, Brüksel hattında olsun NATO ve Birleşmiş Milletler nezdinde olsun somut girişimlerde bulunarak güçlü ve dengeli diplomatik temaslar yürütebilen yegane aktörüz" diye konuştu.

"BÖLGESEL ETKİNLİĞİMİZ İTİBARIYLA ANAHTAR ÜLKE KONUMUNDAYIZ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları sonrası gündeme gelen "Uluslararası İstikrar Gücü" konusunda Türkiye'nin pozisyonunu hakkında net konuştu. Türkiye'siz bir çözümün sahada karşılığı olmayacağını savunarak, "Gazze'de konuşlandırılacak Uluslararası İstikrar Gücü'nün başarı şansı, sahada meşruiyeti olan aktörlerin içinde yer almasına bağlıdır. Türkiye dahil Şarm el Şeyh Deklarasyonu'na taraf olan ülkelerin bu süreçteki en meşru aktörler olduğunun bilinmesi gerekir. Takdir edersiniz ki Türkiye'nin olmadığı bir mekanizmanın, Filistin halkının güvenini kazanması bu anlamda zordur. Biz hem Filistin tarafıyla derin tarihî bağlarımız hem İsrail'le geçmişte yürüttüğümüz güvenlik ve diplomasi kanalları hem de NATO üyesi bir ülke olarak bölgesel etkinliğimiz itibarıyla bu tür bir misyonun anahtar ülkesi konumundayız" ifadelerini kullandı.

Kaynak: Kanal 6 Haber