Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Yunanistan’ın Ege Denizi’ndeki uluslararası hukuka aykırı girişimlerine karşı teknik itiraz niteliğindeki seyir duyurularının (NAVTEX) iddia edilenin aksine iki yılla sınırlı olmadığı, süresiz olarak yayımlandığı belirtildi. MSB, bu duyurularla deniz yetki alanlarındaki tüm araştırma faaliyetlerinin Türkiye ile koordine edilmesi gerektiğini hatırlattı. Ayrıca açıklamada, "Gayri Askeri Statüdeki Adaların (GASA) karasularını da içeren sahalarda seyir emniyetini tehlikeye düşürebilecek askeri faaliyetlerin gerçekleştirilmesinin uluslararası antlaşmalara aykırı olduğunu vurguluyoruz" ifadelerine yer verildi.
"TÜRKLER MEYDAN OKUYOR"
Kararın ardından Yunan basınında "benzeri görülmemiş bir zorluk" yorumları yapıldı. Banking News, Türkiye'nin geleneksel süreli NAVTEX uygulamasını süresiz hale getirerek emsalsiz bir adım attığını savunurken, bu hamlenin zamanlamasına dikkat çekti. Haberde, “Yunanistan'ın kıta sahanlığına Türkler fiilen meydan okuyor. Bu hamlenin zamanlaması tesadüf değil; Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis arasındaki görüşmeden birkaç hafta önce gerçekleşerek, Türk tarafına açık bir diplomatik üstünlük sağladı” değerlendirmesinde bulunuldu.
DİKKAT ÇEKEN ZAMANLAMA VE ASKERİ DENGELER
Business Daily ise Türkiye’nin bu çıkışının, Yunan Savunma Bakanı Nikos Dendias’ın Fransız mevkidaşı ile askeri destek planlarını görüştüğü sırada gelmesini "manidar" buldu.
Parapolitika gazetesi ise "Türkiye ile Yunanistan’ın olası bir görüşmesi öncesi gerilim tırmanıyor. Türkiye'nin Ege Denizi'nin yarısını süresiz olarak kısıtlaması ve Türk kıta sahanlığıyla ilgili konularda NAVTEX yayınlaması, hatta kıta sahanlığından bahsederken Ege Denizi'nin yarısını ve hatta su altını da kapsaması ilk kez oluyor. Yani Türkler bize açıkça ‘Kıta sahanlığı benim ve benim iznim olmadan üzerinde hiçbir şey yapamazsınız' diyor" yorumunu yaptı.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, deniz yetki alanlarından kaynaklanan hak ve menfaatleri yok sayan tek taraflı girişimleri uluslararası hukuk çerçevesinde etkisiz kılmaya devam edeceği vurgulanırken, bölgedeki diplomatik ve askeri hareketlilik artmaya devam ediyor.