Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Abdullah Öcalan'ın geçtiğimiz yıl yaptığı 27 Şubat çağrısının yıl dönümü kapsamında kapsamlı bir panel düzenledi. Etkinlik, DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan'ın açılış konuşmalarıyla başladı.
Eş başkanların konuşmalarının ardından, DEM Parti İmralı Heyeti'nin 16 Şubat 2026 tarihinde İmralı Cezaevi'nde gerçekleştirdiği görüşmede alınan mesaj, DEM Parti TBMM Başkanvekili Pervin Buldan tarafından okundu.
PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın terör örgütü PKK'ya fesih çağrısı yaptığı 27 Şubat 2025 tarihinin yıl dönümünde, İmralı Heyeti’nce Öcalan’ın süreçte ikinci aşamaya yönelik mesajı okundu.
"KÜRTSÜZ TÜRK, TÜRKSÜZ KÜRT OLMAZ"
İmralı'nın mesajının Türkçesini Pervin Buldan, Kürtçesini Veysi Aktaş okudu. İşte İmralı'nın açıklaması:
“27 Şubat 2025 çağrımız, demokratik siyasetin hayata geçtiği yerde silahın anlamsızlaşacağının beyanı ve tercihin açıkça siyasetten yana yapıldığının ilanıdır, bir ilke bütünlüğüdür. Negatif isyan dönemini temelde tek taraflı bir irade ve pratikle aşmayı başardık. Geride bıraktığımız süreç, şiddet ve ayrışma siyasetinden demokratik siyaset ve entegrasyona geçişi sağlayacak müzakere yeteneğini ve gücümüzü kanıtlamıştır. Geçtiğimiz bir yıl içinde Sayın Erdoğan’ın iradesi, Sayın Bahçeli’nin çağrısı, Sayın Özel’in katkısı ve sürece olumlu katkı yapan diğer tüm siyasi, sosyal, sivil birey ve kurumların çabalarını kıymetli buluyorum. Ve özellikle Sırrı Süreyya arkadaşımızı bir kez daha büyük bir saygıyla ve özlemle anıyorum.
Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz. Bu ilişki diyalektiğinin tarihsel bir özgünlüğü vardır. Cumhuriyet’in kuruluş sürecindeki temel metinler, Türk ve Kürt birliğini ifade ediyordu. 27 Şubat çağrımız, bu birlik ruhunun canlandırılma girişimi ve demokratik cumhuriyet talebidir. Kandan ve çatışmadan beslenme mekanizmasını kırmayı amaçladık. Sorunun tarihselliğini, ciddiyetini ve üretebileceği riskleri görmek yerine kısa vadeli, dar siyasi çıkarlara göre hareket etmek hepimizi zayıflatır.
"ŞİDDETE DAYALI DÖNEM SONA ERDİ"
İnkârı ve isyanı sürekli kılmaya çalışmak, en büyük kural dışılığı kural kılmaya çalışmaktır. Son 200 yılda tersine çevrilmek istenen kardeşliğin önündeki engelleri kaldırıyoruz. Kardeşlik hukukunun gereğini yapıyoruz. Nasıl bir araya gelinir ve nasıl bir arada yaşanılır, bunu tartışmak istiyoruz.
Şimdi negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçmeliyiz. Yeni bir siyaset dönemine ve stratejisine kapı açılıyor.
Şiddete dayalı siyaset dönemini kapatıp demokratik toplum ve hukuk temelli bir süreci açmayı hedefliyor, her kesimi bu yönde imkân yaratmaya ve sorumluluk almaya davet ediyoruz. Demokratik toplum, demokratik uzlaşı ve entegrasyon, pozitif dönemin ve zihniyet dünyasının yapı taşlarıdır. Pozitif aşama, zor ve şiddete dayalı mücadele yöntemlerini dışlar. Pozitif inşanın amacı, herhangi bir kurumu ya da yapıyı ele geçirmek değil; toplumdaki her bireyin toplumsal inşada rol alabileceği bir sorumluluk anlayışını geliştirmektir.
YENİ DÖNEMİN YOL HARİTASI: ANAYASAL VATANDAŞLIK VE BARIŞ YASALARI
Ezilen kesimler, etnik gruplar, dinsel ve kültürel gruplar; kesintisiz ve örgütlü bir demokratik mücadeleyle kendi yaratımlarına sahip çıkabilirler. Bu süreçte devletin demokratik dönüşüme duyarlı olması oldukça önemlidir. Demokratik entegrasyon, en az Cumhuriyet’in başlangıcı kadar önemlidir. Onun kadar anlam, gelecek ve güç itibarıyla varlık ve zenginlik ihtiva eden bir çağrıdır.
Demokratik entegrasyona geçiş, barış yasalarını gerekli kılar. Demokratik toplum çözümü ise siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel boyutlarda bir mimarinin ve bir hukukun tesisini öngörür. Günümüzde yaşanan birçok sorunun ve krizin sebebi, demokratik bir hukukun yokluğudur. Demokratik siyaset çerçeveli bir hukuk çözümünü esas alıyoruz.
Demokratik topluma ve demokrasiye alan tanıyacak, bunun güçlü hukuksal güvencelerini oluşturacak bir yaklaşıma ihtiyacımız var. Vatandaşlık ilişkisi, millete aidiyet üzerinden değil, devlete bağ esas alınarak kurulmalıdır. Dininde, milliyetinde ve düşüncesinde özgür olmayı temel alan bir özgür yurttaşlığı esas alıyoruz. Din ve dil empoze edilmediği gibi, milliyet de empoze edilmemelidir.
Demokratik sınırlar içinde ve devletin bütünlüğünü esas alan bir anayasal vatandaşlık ilişkisi; dinsel, ideolojik, kimliksel ve milliyet varlığını özgürce ifade etme ve örgütlenme hakkını kapsar. Günümüzde hiçbir düşünce sistemi, demokrasiyi esas almadan ayakta kalamaz. İniş çıkışlar, gerilim ve krizler geçicidir. Demokrasi, er ya da geç kalıcı olacak olandır.
Çağrımız, sadece Türkiye’de değil, Orta Doğu’da bir arada yaşama sorunu ve bunun ürettiği kriz hâline çözüm bulma amacını taşımaktadır. Bütün gadre uğramışların var olma ve kendilerini özgürce ifade edebilme haklarını savunuyoruz. Kadınlar, hiçbir toplumun ve devletin dikkate almadan kendini sürdüremeyeceği toplumsal güçlerin başında gelir. Günümüzde aile içi şiddet, kadın cinayetleri ve ataerkil baskı; hepsi kadının köleleştirilmesiyle başlayan tarihsel saldırının güncel izdüşümüdür. Bu nedenle kadınlar, demokratik entegrasyonun en özgürlükçü parçası ve itici gücüdür. Dönemin dili buyurgan ve otoriter bir dil olamaz. Karşısındakine kendini doğru ifade etme, doğru dinleme ve ona da kendi doğrularını ifade etme olanağını vermeyi esas almalıyız. Tüm bu hususların gerçekleşmesi, karşılıklı saygıya dayalı gelişmiş bir demokratik kültürün inşasını gerekli kılar."
BİR YILDA NELER YAŞANDI?
Sürecin temelleri, 27 Şubat 2025’te Öcalan’ın PKK’ya yaptığı "Kongrenizi toplayın, silah bırakın ve kendinizi feshedin" çağrısıyla atılmıştı.
Geçen yıl, Bahçeli'nin çağrısı ve Erdoğan'ın iradesiyle oluşan iklimde örgüt fesih kararı almıştı. Bugün ise "Demokratik sınırlar içinde ve devletin bütünlüğünü esas alan" bir anayasal vatandaşlık ve demokratik hukuk çözümü temel hedef olarak belirlendi.