Günümüzün büyük bir kısmı kapalı ofislerde geçiyor. Ancak pek çoğumuz içerideki havanın kalitesinin farkında bile değiliz. Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aygül Güzel'e göre; halı kaplı zeminler, yetersiz havalandırma ve bakımsız klimalar sağlığımızla ciddi şekilde oynuyor. Özellikle de kronik akciğer rahatsızlığı olanlar için durum çok daha tehlikeli boyutlara ulaşabiliyor.
ALERJİ VE ASTIMI OLANLAR İLK HEDEF
Ofisteki görünmez tozlar en çok alerjik bünyeleri zorluyor. Gözlerde yanma, burun akıntısı veya boğazda gıcık hissi aslında vücudun verdiği ilk tepkiler. Prof. Dr. Güzel, astım hastalarında nefes darlığı ve göğüs sıkışması gibi şikayetlerin doğrudan ofis ortamında tetiklendiğine dikkat çekiyor. Hatta bu tozlar akciğerde iltihaplanmaya bile yol açıp hastaların iyileşme sürecini ciddi şekilde baltalayabiliyor.
ŞİKAYETLER TATİLDE BİTİYORSA DİKKAT!
Peki sorunun ofisten kaynaklandığını nasıl anlayacağız? Prof. Dr. Güzel bu konuda çok net bir ipucu veriyor: Eğer şikayetleriniz ofisteyken artıyor, hafta sonu evde ya da tatile çıktığınızda bir anda azalıyorsa, büyük ihtimalle çalıştığınız ortamın havası sorunlu demektir.
DAHA RAHAT NEFES ALMAK İÇİN ÇÖZÜMLER
Bu gizli tehlikeden korunmak aslında zor değil. Prof. Dr. Güzel'in önerileri oldukça pratik: Öncelikle ofisin çok iyi ve düzenli havalandırılması şart. Yerlerde halı ve kilim gibi tozu hapseden malzemelerden kesinlikle kaçınmak gerekiyor. Temizlikte tozu havaya kaldıran kuru bezler yerine mutlaka nemli bez kullanılmalı. Klima filtrelerinin düzenli temizliği es geçilmemeli; fotokopi, yazıcı ve toner gibi cihazlar da çalışanların sürekli nefes aldığı alanların dışında, ayrı bir bölüme yerleştirilmeli.







