Uçsuz bucaksız bir okyanusun ortası, devasa bir offshore platformu ve haftalarca karayı görmeden geçen zorlu bir mesai... Denizcilik, yüzyıllardır erkek egemen bir sektör olarak bilinse de 29 yaşındaki Neslihan Müfreze bu ezberi kökünden bozuyor. O, uluslararası offshore projelerinde çalışma lisansına sahip Türkiye’nin ilk kadın denizcisi; aynı zamanda bu devasa operasyonlarda dünya sularında görev yapan ilk ve tek Türk. Çinli mürettebatla okyanusun ortasında, ailesinden binlerce kilometre uzakta geçirdiği buruk ama gururlu Ramazan ayından, mesleğin yıpratıcı zorluklarına kadar her detayı samimiyetle anlatan Müfreze, dalgalara meydan okuyan hikayesini paylaştı.

Neslihan Müfreze

ULUSLARARASI OFF-SHORE PROJELERİNDE AKTİF OLARAK ÇALIŞAN TEK TÜRK

Neslihan Hanım sizi tanıyabilir miyiz?

Ben Neslihan Müfreze, off-shore gemilerinde çalışma lisansına sahip Türkiye’nin ilk kadın denizciyim (Unlimited DPO – Dinamik Konumlandırma Operatörü). 29 yaşındayım.

Hataylıyım, orada doğup büyüdüm. Orta halli bir ailenin ortanca kızıyım.

Denizcilik yolculuğum 14 yaşında verdiğim bir kararla başladı ve o günden sonra hiç yön değiştirmedi. Bu yolu en başından bilinçli bir şekilde seçtim ve tüm eğitimimi bu hedef doğrultusunda tamamladım.

Bugün uluslararası off-shore projelerinde, dünyanın farklı bölgelerinde aktif olarak görev alıyorum.

Aynı zamanda sosyal medyada mesleğim hakkında içerikler üreterek off-shore sektörünü Türkiye’de daha görünür kılmayı ve Türk denizcilerin bu alanda daha fazla yer almasına katkı sağlamayı hedefliyorum.

Instagram sayfanızda bu alandaki ilk ve Türk kadını olduğunuzu hatta tek Türk olduğunuzu belirtiyorsunuz diğer kaptanlardan sizi ayıran ne?

Beni ayıran şey aslında sadece unvan değil, bulunduğum alan ve bu alana girebilmek için sahip olunması gereken yetkinlik.

Off-shore gemilerinde çalışabilmek için standart bir gemi ehliyeti yeterli değildir. Bu alanda görev alabilmek için özel bir lisansa, yani Dinamik Konumlandırma Operatörü (DPO) sertifikasına sahip olmanız gerekir.

Ben de bu anlamda Türkiye’de bu lisansa sahip ilk kadın denizciyim ve uluslararası off-shore projelerinde aktif olarak çalışan ilk ve tek Türküm.

Bu sektör; teknik olarak çok daha kompleks, operasyon yoğunluğu yüksek ve hata payının neredeyse olmadığı bir alan. Bu yüzden burada kim olduğunuz değil, ne bildiğiniz ve o sorumluluğu ne kadar taşıyabildiğiniz konuşur.

Benim için “ilk” olmak hiçbir zaman amaç olmadı. Ama bu noktaya gelmek için izlediğim yol ve verdiğim emek, bu sonucu doğal olarak beraberinde getirdi.

3.

OKYANUSUN ORTASINDA RAMAZAN

Instagram’daki maceranız nasıl başladı?

Aslında bu yolculuk tamamen bir ihtiyaçtan doğdu ama aynı zamanda bu konuda birine teşekkür borçluyum.

Türk Uzakyol Gemi Kaptanları Derneği Başkanı, kıymetli kılavuz kaptan Zafer Akbulut’un tavsiyesiyle Instagram sayfamı açtım.

Ben aslında daha sakin ve izole bir hayat yaşayan biriydim. Sosyal medyada aktif olmak gibi bir planım yoktu.

Ama kariyerimin başında özellikle off-shore gibi alanlarda doğru bilgiye ulaşmanın ne kadar zor olduğunu bizzat yaşadım. Bu yüzden zamanla sadece kendi yaptığım işi göstermek değil, bu mesleği Türkiye’de daha görünür hale getirmek ve Türk denizcilerin bu alanda daha fazla yer almasına katkı sağlamak amacıyla içerik üretmeye başladım.

Zamanla bu içerikler beklediğimden çok daha fazla insana ulaştı. Bir kişinin bile yoluna dokunabiliyorsam, benim için en değerli karşılık bu.

Ramazan’da paylaşımlarınız sosyal medyada dikkat çekti. 30 gün nasıl geçti?

Ramazan bu sene okyanusun ortasında geçti.

Gemideki mutfak ekibi Çinli olduğu için genelde Çin yemekleri yapılıyordu. Daha önce iki yıl Kore’de yaşamış olmama rağmen bu konuda zorlandığımı söyleyebilirim.

Alıştığımız Ramazanlardan oldukça farklı geçti. Evdeki gibi kalabalık sofralar yoktu ama iftar da vardı, sahur da vardı. En zor olan şey ise sevdiklerinizden uzakta olmak. Ama buna rağmen kendi düzenimizi kurarak Ramazan’ı elimizden geldiğince yaşamaya çalıştık.

9.

"GEMİDE KADIN OLMAZ" SÖYLEMİ?

Denizciler kariyerlerinin belli bir noktasında iki yoldan birini seçiyor… Sizin kariyer hedefiniz nedir?

Denizcilikte gerçekten bir noktadan sonra bu ayrım ortaya çıkıyor ama benim için şu an net olan şey, sahada olmak ve operasyonun içinde kalmak. Off-shore gibi teknik ve dinamik bir alanda çalışmak bana sürekli gelişim sağlıyor.

Bu yüzden şu an için karaya geçmek gibi bir planım yok. Kendimi bu alanda daha ileri taşımak ve uluslararası projelerde daha büyük sorumluluklar almak istiyorum.

Elbette her denizci için bir noktada karaya geçiş ihtimali vardır. Ama benim önceliğim, denizde olduğum sürece bulunduğum alanda en iyi olmak. Benim için önemli olan nerede olduğum değil, bulunduğum yerde en iyilerden biri olmak.

Maalesef bir hurafe var "gemide kadın olmaz" diye. Siz ne söylemek istersiniz?

Denizcilik yüzyıllardır erkek egemen bir sektör. Ama 2026 yılında hâlâ bu önyargılarla karşılaşıyor olmak açıkçası düşündürücü. Üzülerek söylemem gerekir ki bu durum biraz daha bizim ülkemize özgü.

Ben yıllardır uluslararası firmalarda çalışıyorum ve bugüne kadar cinsiyet temelli bir ayrımcılıkla karşılaşmadım. Off-shore gibi alanlarda zaten sistem hatayı kaldırmaz. Orada kim olduğunuz değil, ne bildiğiniz konuşur. Bu yüzden bu söylemi bir gerçeklikten çok, hâlâ kırılmamış bir önyargı olarak görüyorum.

5.

"TÜRK DENİZCİLER OFF-SHORE ALANLARINDA DAHA FAZLA YER ALMALI"

Türkiye, 3 tarafı denizlerle çevrili bir ülke. Bizde denizcilik ne durumda sizce?

Türkiye aslında denizcilik açısından çok büyük bir potansiyele sahip bir ülke. Hem coğrafi konumu hem de yetişmiş insan gücü açısından oldukça avantajlıyız.

Ancak off-shore gibi daha teknik ve spesifik alanlarda hâlâ yeterince temsil edildiğimizi düşünmüyorum. Bu alanlarda çalışan Türk denizci sayısı oldukça sınırlı.

Norveç gibi ülkeler bu sektörü yıllar içinde sistemli bir şekilde büyüttü. Eğitimden operasyonlara kadar her aşamada planlı ilerlediler ve bugün bu alanda dünya liderlerinden biri haline geldiler.

Türkiye’de de aslında bu potansiyel var. Ama bu alanlara daha fazla yönlendirme, doğru bilgilendirme ve fırsat yaratılması gerekiyor. Aynı zamanda kendi yetişmiş insan kaynağımıza daha fazla değer verir, onları destekler ve doğru alanlara yönlendirebilirsek çok daha güçlü bir konuma gelebiliriz.

Benim de sosyal medyada içerik üretme amacımın bir kısmı tam olarak bu: Türk denizcilerin off-shore gibi alanlarda daha fazla yer almasına katkı sağlamak.

10.

NESLİHAN MÜFREZE'NİN KARİYERİNDE UNUTUMADIĞI AN

Bu zamana kadar unutamadığınız çok anınız vardır? Bizimle birkaçını paylaşır mısınız?

Unutamadığım sayısız anım var. Ama beni ben yapan, kariyerimde gerçek anlamda dönüm noktası olan bir anı anlatmak isterim.

26 yaşında, dünyanın en büyük ikinci tersanesinde yürütülen çok büyük bir projeye seçildim ve bu süreçte iki yıl Kore’de yaşadım.

Bu projede, 7. nesil üç sondaj gemisinin devir teslim süreçlerinde aktif olarak görev aldım.

Aslında bir denizci hayatı boyunca şanslıysa belki bir sondaj gemisinin tersaneden çıkış sürecine şahit olabilir. Çünkü dünyada bu gemilerden çok sınırlı sayıda var.

Ben ise kendimi bu konuda çok şanslı hissediyorum. Çünkü üç farklı gemiye emek verdim ve her birinin adeta doğuşuna şahit oldum.

Sanırım kaç yaşına gelirsem geleyim, bu projeyi ve bana kattıklarını asla unutmayacağım.

"Keşke bu işi yapmasaydım" dediğiniz bir an oldu mu?

Hayır, hiç olmadı.

Zorlandığım çok dönem oldu. Özellikle haksızlığa uğradığım ve işten çıkarıldığım süreç benim için gerçekten ağır bir dönemdi.

Ama hiçbir zaman mesleğimi sorgulamadım. Çünkü yaşadığım zorlukların meslekten değil, şartlardan kaynaklandığını biliyordum.

Aksine, o süreçten sonra çok daha güçlü bir şekilde geri döndüm ve kariyerimde bambaşka bir sayfa açtım.

O dönem benim için bir son değil, aslında yeni bir başlangıç oldu.

Screenshot 47

İRAN-İSRAİL GERİLİMİ NASIL ETKİLİYOR?

Son günlerde dünya sıkıntılı zamanlardan geçiyor. Endişe yaşıyor musunuz?

Denizde çalıştığınızda zaten risk yönetimi işin bir parçası oluyor.

Dünya gündemini elbette yakından takip ediyoruz. Özellikle İran-İsrail gerilimi ve Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmeler, denizcilik açısından doğrudan etkisi olan konular.

Dünya petrolünün yaklaşık %20’si bu boğazdan geçiyor ve şu an gemi trafiğinin bu durumdan ciddi şekilde etkilendiğini görüyoruz.

Bu tür gerilimlerde ne yazık ki en büyük risklerden birini sahadaki denizciler taşıyor. Oysa denizciler hiçbir zaman hiçbir savaşın tarafı değildir.

Geçmişte de birçok çatışma ve kriz döneminde, tamamen görevini yapan masum denizcilere yönelik saldırılar yaşandı. Bu kabul edilebilir bir durum değil.

Denizciler, ülkeler arasındaki gerilimlerin değil, global ticaretin ve sistemin devamlılığının bir parçasıdır. Bu yüzden hiçbir koşulda hedef haline gelmemeleri gerekir.

Tüm bunlara rağmen, çalıştığımız operasyonlar oldukça kontrollü ilerler ve güvenlik prosedürleri en üst seviyede uygulanır. Bu yüzden bireysel bir endişe yaşamıyorum.

Bu da aslında bu mesleğin en önemli taraflarından biri; riskin içinde ama kontrol altında çalışmak.

ÇALIŞMASI EN KOLAY MİLLET?

Uluslararası bir gemide çalışıyorsunuz… Çalışması en kolay / en çalışkan millet hangisi?

Uluslararası gemilerde çalışmak aslında mesleğin en öğretici taraflarından biri.

Farklı kültürlerden insanlarla çalışıyorsunuz ve herkesin çalışma disiplini, iletişim tarzı ve yaklaşımı farklı olabiliyor.

Ama benim için bu konuda belirleyici olan milliyet değil. Disiplinli, sorumluluk sahibi ve işini ciddiye alan herkesle çalışmak her zaman kolaydır.

Aynı şekilde en çalışkan ya da en kolay diye bir ayrım yapmanın da doğru olduğunu düşünmüyorum. Çünkü bu tamamen kişisel yaklaşım ve profesyonellik ile ilgili.

Sonuçta hepimiz aynı amaç için oradayız ve iyi bir ekip olmanın temeli de bu.

GENÇLERE TAVSİYE: DÜMENİ SİZ TUTARSINIZ ROTA SİZİ İSTEDİĞİNİZ YERE GÖTÜRÜR

Gençlere ne tavsiye edersiniz?

Öncelikle ne istediklerine gerçekten kendileri karar versinler.

Bu meslek dışarıdan göründüğü gibi değil. Disiplin, sabır ve ciddi bir emek gerektiriyor. Ama doğru şekilde ilerlerseniz karşılığını fazlasıyla veren bir meslek.

Özellikle off-shore gibi alanlara yönelmek isteyenler, erken karar verip kendilerini bu yönde geliştirmeli. Çünkü bu alan daha teknik ve hazırlık gerektiriyor.

En önemlisi de şu: kimsenin sizin yerinize rota çizmesine izin vermeyin.

Dümeni siz tutarsanız, o rota sizi istediğiniz yere götürür.

Hayalinizde çalışmak istediğiniz bir gemi veya platform var mı?

Aslında şu an bulunduğum alan, hayalini kurduğum yerdi.

Bugün geldiğim noktada, açıkçası hayallerimin çok ötesindeyim.

Off-shore sektöründe, özellikle bu seviyede operasyonların içinde olmak benim için büyük bir hedefti ve bunu gerçekleştirdim.

Ama bu meslekte hiçbir zaman “tamam, oldum” dediğiniz bir nokta olmuyor. Her zaman bir sonraki adım, daha büyük bir proje ve daha fazla sorumluluk var.

Benim için hedef bir gemi değil, bulunduğum her projede bir adım daha ileri gitmek.