New York’un mütevazı bir mahallesinde doğan Jeffrey Epstein, üniversiteyi bitirememesine rağmen hırsıyla Manhattan’ın zirvesine tırmandı. 1970’lerde Dalton Okulu’nda matematik öğretmenliği yaparken, bir öğrencisinin babası aracılığıyla Wall Street’in kapılarını araladı.
Bear Stearns’te kısa sürede ortaklığa yükseldi, ardından kendi varlık yönetim şirketini kurdu. Sadece 1 milyar doların üzerinde serveti olan müşterileri kabul eden Epstein; Palm Beach’te malikaneler, New York’ta saray yavrusu evler ve özel bir ada satın alarak elitlerin dünyasına sızdı.
KAYIP ÇOCUKLAR VE KORKUNÇ RİTÜEL İDDİALARI: "LITTLE ST. JAMES" ADASINDA NELER OLDU?
Epstein davasının en karanlık ve tüyler ürpertici yanını, dünyanın dört bir yanından kaçırılan veya kandırılan küçük çocukların gizemli bir ağ içerisinde kaybolması oluşturuyor.
İddialara göre Epstein, sadece bir fuhuş ağı yönetmekle kalmıyor, aynı zamanda Karayip Denizi’ndeki özel adası "Little St. James"te küresel elitler için gizli seanslar ve ürkütücü ritüeller düzenliyordu.
Adada bulunan tuhaf mimarili, penceresiz "tapınak" benzeri yapılar; kaybolan çocukların buralarda belli ritüellerde kullanıldığı ve güçlü isimlerin "gençlik iksiri" ya da "sadakat yemini" gibi sapkın inançlar uğruna bu suça ortak olduğu teorilerini tetikledi.
Mağdur ifadelerinde geçen "bazı çocukların adaya getirildiği ama bir daha asla görülmediği" yönündeki beyanlar, Epstein’ın kirli dosyasını sadece bir cinsel suç davası olmaktan çıkarıp, insanlığın tanık olduğu en korkunç yeraltı operasyonlarından biri haline getiriyor.
SİYASET VE CEMİYETİN GÖBEĞİNDEKİ "YIRTICI"
Epstein’ın gücü sadece parasından değil, elinde tuttuğu isim listesinden geliyordu. 1990’lardan itibaren Bill Clinton’dan Donald Trump’a, İngiliz Kraliyet ailesinden Hollywood yıldızlarına kadar herkesle yakın temas kurdu. Bu ilişkilerin çoğu, Epstein’ın "Little St. James" adasındaki özel mülkünde veya meşhur "Lolita Express" uçağında gerçekleşen gizemli seyahatlerle pekişti. Yıllarca süren dokunulmazlığı, bu nüfuzlu dostlarının koruma kalkanına bağlandı.
TRUMP VE CLINTON: BEYAZ SARAY’IN EPSTEIN ÇIKMAZI
Yayınlanan son belgeler, ABD siyasetinin iki dev ismini yeniden hedefe koydu. Donald Trump’ın, Epstein’ın özel uçağıyla 1993-1996 yılları arasında daha önce bilinenden çok daha fazla seyahat ettiği ortaya çıktı.
İddialara göre Epstein, 14 yaşındaki bir kızı Trump ile tanıştırmış ve aralarında rahatsız edici bir diyalog yaşanmıştı. Diğer yanda Bill Clinton’ın Epstein ile çekilmiş onlarca fotoğrafı, havuzda ve jakuzide çekilen kareleri dosyalara girdi. Her iki lider de herhangi bir yasa dışı olaydan haberdar olmadıklarını savunsa da, belgelerdeki "8 uçuş" ve "bulanık fotoğraflar" tartışmaları bitirmeye yetmiyor.
KRALİYETİN KARANLIK YÜZÜ: PRENS ANDREW VE "A" DOSYASI
İngiltere Kraliyet Ailesi, Prens Andrew’un Epstein ile olan dostluğu nedeniyle en büyük itibar krizini yaşıyor. Belgelerde "A" takma adıyla geçen bir şahsın Ghislaine Maxwell’e gönderdiği "Bana yeni uygunsuz arkadaşlar buldun mu?" e-postası infial yarattı. Ayrıca Prens Andrew’un reşit olmayan kızlarla olan samimi fotoğrafları ve Balmoral Kalesi’ndeki "yaz kampları" hakkındaki yazışmalar, Epstein ağının okyanus ötesindeki derinliğini gözler önüne seriyor.
NORVEÇ KRALİYETİ’NE KADAR UZANAN KOLLAR: PRENSES VE EPSTEIN BULUŞMASI
Epstein’ın "nüfuz avcılığı" sadece İngiliz Kraliyet ailesiyle sınırlı kalmadı, İskandinavya’nın serin sularına, Norveç Sarayı’na kadar sızdı. Belgeler ve tanık ifadeleri, Norveç Veliaht Prensesi Mette-Marit’in 2011 ile 2013 yılları arasında Epstein ile defalarca bir araya geldiğini ortaya koydu.
Epstein’ın cinsel suçlu olduğu tescillendikten sonra bile gerçekleşen bu görüşmeler, Norveç’te büyük bir skandala yol açtı. Prenses daha sonra "Jeffrey Epstein’ın geçmişindeki suçların kapsamını bilseydim onunla asla tanışmazdım" diyerek özür dilese de; bu karanlık ağın, Avrupa monarşilerini bir "meşruiyet kalkanı" olarak kullandığı gerçeği bir kez daha tescillenmiş oldu.
TRUMP’IN DOSYA DİLEMMASI: HEM İZİN VERDİ HEM SORULARI REDDETTİ
Donald Trump ve Jeffrey Epstein ilişkisi, "tanışıklıktan" çok daha derin bir iddialar yumağına dönüştü. İddialara göre Trump, hayatının aşkı ve eşi Melania Trump ile ilk kez 1998 yılında, Jeffrey Epstein’ın da dahil olduğu bir partide tanışmıştı; bu durum Epstein’ın Trump’ın özel hayatındaki kritik rolüne dair spekülasyonları hep canlı tuttu. Başkanlık döneminde "Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası"nı imzalayarak belgelerin yayınlanmasına bizzat yol açan Trump, bir yandan "en şeffaf yönetim" imajı çizdi.
Ancak madalyonun diğer yüzünde, savcıların seyahat kayıtları ve 14 yaşındaki bir kızla ilgili sorduğu çapraz sorular karşısında Trump cephesi sessiz kalmayı veya iddiaları "gerçek dışı" diyerek reddetmeyi seçti. Kendi imzasını attığı belgelerle köşeye sıkışan Trump, bugün hala Epstein’ın özel jetindeki gizemli uçuşların ve "harika adam" övgülerinin gölgesinde hesap vermeye devam ediyor.
TEKNOLOJİ DEVLERİ VE ÜNLÜLER: BILL GATES'TEN MICK JAGGER'A
Epstein’ın "kara defteri" sadece siyasetçilerle sınırlı değil. Microsoft’un kurucusu Bill Gates’in Epstein ile olan görüşmeleri boşanma sürecinde bile gündeme gelmişti. Yeni belgelerde ise Michael Jackson, Mick Jagger, Diana Ross ve aktör Chris Tucker gibi isimlerin Epstein ve Maxwell ile çeşitli etkinliklerdeki fotoğrafları yer alıyor. Bu ünlülerin suçlara dahil olduğuna dair doğrudan bir kanıt olmasa da, bir çocuk istismarcısının bu kadar elit bir çevrede nasıl bu denli rahat hareket edebildiği sorusu cevapsız kalıyor.
GENÇ KIZLARI NASIL KANDIRDILAR? "PİRAMİT" SİSTEMİ
Epstein ve suç ortağı Ghislaine Maxwell, çocukları ağlarına düşürmek için profesyonel bir "tedarik" sistemi kurdu. Genç kızlara genellikle "masaj yaparak para kazanma" vaadiyle yaklaşıldı. Kurbanlar, Epstein’ın evine getirildikten sonra istismara uğruyor, ardından başka arkadaşlarını getirmeleri için para teklif edilerek sistemin bir parçası haline getiriliyordu. Bu "piramit şeması" sayesinde yüzlerce reşit olmayan kız, yıllarca süren bir kabusun içine çekildi.
ŞÜPHELİ ÖLÜM: İNTİHAR MI, SUSTURMA MI?
2019 yılında New York'taki hücresinde ölü bulunan Epstein’ın ölümü, hala yüzyılın en büyük sırlarından biri. Resmi raporlar "intihar" dese de; o gece kameraların çalışmaması, gardiyanların uyuyakalması ve Epstein’ın boyun kemiklerindeki kırıkların cinayet şüphesi uyandırması komplo teorilerini besledi.
Birçok kişi, Epstein’ın elindeki "şantaj kasetleri" nedeniyle güçlü isimler tarafından susturulduğuna ve aslında ölmediğine, başka bir kimlikle kaçırıldığına inanıyor.
NEDEN KİMSE DURDURMADI? KORUMA KALKANI VE ADALETİN SESSİZLİĞİ
Epstein 2008 yılında Florida’da ilk kez suçlandığında, gizli bir anlaşma ile sadece 13 ay hapis yatarak kurtulmuştu. Bu anlaşmanın arkasındaki isimler ve Epstein’ın istihbarat servisleriyle (Mossad veya CIA) çalıştığına dair iddialar, onun neden yıllarca dokunulmaz kaldığını açıklayan en güçlü teoriler. Bugün yayınlanan 3,5 milyon sayfalık belge bile hala birçok ismin üzerindeki "karartmayı" kaldırmış değil. Adalet Bakanlığı’nın "yeni suçlama yok" açıklaması ise kurbanların ve kamuoyunun vicdanını yaralamaya devam ediyor.