İstanbul Ticaret Borsası'nın (İSTİB) düzenlediği sektörel zirve, enerji piyasalarında patlak veren krizin vatandaşın sofrasına nasıl yansıyacağına dair kritik veriler ortaya koydu. Bölgedeki savaşın tarımsal üretimin ana damarı olan gübre ve ham madde tedarikine yönelik yarattığı risklere karşı, Türkiye'nin stoklarında şu an için bir tehlike bulunmadığı açıklandı. Ancak krizin uzaması ihtimaline karşı devletin ilgili kurumları, üreticinin maliyet yükünü hafifletmek ve tarladaki üretimi kesintisiz sürdürmek amacıyla yeni önlemleri hızlıca devreye soktu.
YASAKLI GÜBRE, VERGİ SIFIRLAMASIYLA TARLAYA GERİ DÖNÜYOR
Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından zirveden çıkan en çarpıcı gelişme, gübre tedarikinde atılan adımlar oldu. Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Ersin Dilber'in paylaştığı bilgilere göre, devlet savaşın ilk günlerinden itibaren maliyetleri dizginlemek için harekete geçti. Bu kapsamda, üre ham maddesine uygulanan yüzde 6,5 oranındaki gümrük vergisi tamamen kaldırıldı. Çok daha dikkat çekici olan bir diğer hamle ise 2016 yılından bu yana güvenlik gerekçeleriyle tarımsal üretimde kullanımı yasaklanan amonyum nitrat gübresine yeniden vize verilmesi oldu. Üretimin aksamaması için alınan bu kararlarla birlikte Türkiye'nin gübre stoklarında herhangi bir arz sorunu kalmadığı, gıda güvencesi açısından kısa vadede bir risk öngörülmediği teyit edildi.
İHRACAT FRENİYLE İÇ PİYASAYA KORUMA
Üretimi destekleme hamlelerinin yanı sıra, elde edilen tarımsal ürünlerin ve stratejik girdilerin ülke içinde tutulması için de Ticaret Bakanlığı devreye girdi. İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Kılıçkaya, 75 milyar dolarlık tarım ihracatı kapasitesine sahip olan Türkiye'nin, kriz anlarında iç pazarı önceleyen bir politika izlediğini belirtti. Savaşın küresel piyasalarda yarattığı belirsizliklere karşı gübre başta olmak üzere bazı kritik ürün gruplarında ihracata kısıtlama getirilerek, iç piyasadaki arz dengesi ve fiyat istikrarı güvence altına alındı.
‘HÜRMÜZ DÜĞÜMÜ’NE KARŞI ‘KALKINMA YOLU’ FORMÜLÜ
Zirvede ekonomi ve akademi dünyasının temsilcileri ise krizin küresel lojistik boyutuna odaklandı. İSTİB Meclis Başkanı Ahmet Bülent Kasap, dünya LNG ticaretinin yüzde 20'sinin ve günlük 21 milyon varil petrolün geçtiği Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklığın sadece enerji değil, doğrudan bir gıda enflasyonu riski yarattığını vurguladı. Enerji maliyetlerindeki artışın gübre ve tohumu da stratejik güvenlik meselesi haline getirdiği belirtilirken, İstanbul Topkapı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kerem Alkin bu küresel darboğaza karşı Türkiye'nin elindeki en güçlü alternatifi işaret etti. Alkin'e göre, stratejik ürünlerin Hürmüz Boğazı'na mahkum kalmadan farklı güzergahlar üzerinden dünya pazarlarına ulaştırılmasını sağlayacak olan Kalkınma Yolu Projesi, küresel tedarik zincirleri için hayati bir alternatif ve stratejik bir çözüm yolu olarak öne çıkıyor.





