Özdağ, şirketin satış sürecinden Altay tankı projesine kadar birçok başlıkta yaşanan gelişmeleri “kamu yönetimi değil, ayrıcalık sistemi” olarak nitelendirdi.
Özdağ, BMC’nin 2014 yılında yaklaşık 200 milyon dolar bedelle satıldığını, ancak kısa süre içinde hisselerinin daha yüksek bir değer üzerinden el değiştirdiğini hatırlattı. Bu durumu şirketin gerçek değerinin altında elden çıkarıldığı şeklinde yorumlayan Özdağ, satış sürecinin şeffaflıktan uzak olduğunu savundu.
Şirketin daha sonra Katar ortaklığına açılmasına da değinen Özdağ, yönetim yapısındaki değişimin “yerli ve milli” söylemiyle çeliştiğini ileri sürdü.
KARASU YATIRIMI ELEŞTİRİLERİN ODAĞINDA
Sakarya’nın Karasu ilçesinde kurulması planlanan üretim tesisine ilişkin sürecin de başarısızlıkla sonuçlandığını öne süren Özdağ, geniş bir arazi tahsisi ve kamu desteklerine rağmen projenin beklenen noktaya ulaşmadığını dile getirdi. Özdağ, “Devletin tüm imkânları seferber edildi ancak ortada somut bir sonuç yok” ifadelerini kullandı.
TEŞVİKLER VE SOSYAL POLİTİKALAR KARŞILAŞTIRILDI
BMC’ye sağlanan teşviklerin büyüklüğüne dikkat çeken Özdağ, hükümetin sosyal harcamalarla ilgili yaklaşımını da eleştirdi. Emekli ikramiyelerine sınırlı artış yapılırken bazı şirketlere büyük teşvikler verilmesini eleştiren Özdağ, asıl sorunun teşviklerin varlığı değil, denetimsizliği olduğunu belirtti.
“Kamu kaynakları başarıya göre değil, yakınlığa göre dağıtılıyor” diyen Özdağ, bu alanda şeffaflık eksikliği bulunduğunu ifade etti.
ALTAY TANKI PROJESİNDE GECİKME VURGUSU
Özdağ’ın gündemindeki bir diğer önemli başlık ise Altay tankı projesi oldu. 2018 yılında verilen teslim süresinin gerçekleşmediğini hatırlatan Özdağ, ilk teslimatın yıllar sonra yapılabildiğini söyledi. Projedeki gecikmenin en önemli nedenlerinden birinin motor ve güç grubu sorunu olduğunu belirten Özdağ, yerli üretim hedefinin henüz tam anlamıyla sağlanamadığını dile getirdi.
MESLE BİR ŞİRKET DEĞİL YÖNETİM ANLAYIŞI
Açıklamasında konunun yalnızca BMC ile sınırlı olmadığını vurgulayan Özdağ, Türkiye’de kamu kaynaklarının kullanım biçiminin tartışılması gerektiğini ifade etti. Savunma sanayiinin siyasi propaganda alanı haline getirildiğini savunan Özdağ, bu alanın doğrudan milli güvenlikle ilgili olduğunu belirtti.
Özdağ, açıklamasında hükümete bir dizi soru yöneltti. BMC’nin satış sürecindeki karar mekanizmaları, ortaklık yapısının stratejik gerekçeleri, Karasu projesinin neden sonuçsuz kaldığı, verilen teşviklerin toplam maliyeti ve getirisi gibi konuların açıklığa kavuşturulması gerektiğini söyledi.
Ayrıca Altay tankı projesindeki gecikmelerin nedenleri, yerli motor hedefinin neden gerçekleşmediği ve kamu desteklerinin bilançosunun neden açıklanmadığı sorularını da gündeme getirdi.
GERÇEKLER GİZLENEMEZ
Özdağ, açıklamasının sonunda savunma sanayii projelerinde başarı hikâyeleri anlatılırken eksiklerin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. Meclis denetiminin artırılması ve teşviklerin bağımsız denetime açılması çağrısında bulunan Özdağ, “Milletin kaynaklarıyla yürütülen projelerde şeffaflık esastır” ifadelerini kullandı.