Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu’nun 12 Mart tarihli toplantısına dair yayımlanan özetler, ekonomideki son gelişmeleri ve gelecek projeksiyonlarını netleştirdi. Politika faizinin yüzde 37 seviyesinde sabit tutulduğu toplantıda, özellikle Şubat ayı enflasyon verileri ve küresel belirsizliklerin yansımaları detaylıca analiz edildi. Kurul, fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı para politikası duruşunun kararlılıkla sürdürüleceğinin altını bir kez daha çizdi.

KÜRESEL EKONOMİDE JEOPOLİTİK RİSKLER VE BELİRSİZLİK ARTIYOR

Şubat ayı sonunda tırmanan jeopolitik gelişmelerin küresel risk iştahını bozduğu ve enerji fiyatlarında yükselişe neden olduğu belirtildi. Enerji arzı, tedarik zincirleri ve taşıma maliyetlerine ilişkin artan bu belirsizlikler, ham petrol ve doğal gaz fiyatlarında önemli artışları beraberinde getirdi. Küresel büyüme endeksinin aşağı yönlü revize edildiği bu dönemde, emtia fiyatlarındaki yükselişin küresel enflasyon üzerindeki riskleri güçlendirdiği vurgulandı. Ayrıca, gelişmekte olan ülke piyasalarından portföy çıkışlarının gözlenmesi, dış finansman koşulları açısından yakından takip edilen bir unsur haline geldi.

SIKI PARA POLİTİKASI KREDİ BÜYÜMESİNİ SINIRLIYOR

Parasal ve finansal koşullara bakıldığında, atılan sıkılaştırma adımlarının kredi büyüme oranlarını gerilettiği görülüyor. Özellikle ihtiyaç ve taşıt kredileri öncülüğünde bireysel kredilerde yavaşlama kaydedilirken, TL mevduat faizlerinin yüzde 44,4 seviyelerine yükselmesi dikkat çekiyor. Merkez Bankası, makrofinansal istikrarı güçlendirmek amacıyla zorunlu karşılık oranlarında ve yabancı para kredi büyüme sınırlarında yaptığı değişikliklerle parasal aktarım mekanizmasını desteklemeye devam ediyor. Rezervlerdeki değişimler ve kredi risk primindeki hareketlilik ise ihtiyatlı duruşun önemini koruduğunu gösteriyor.

İÇ TALEPTE DENGELENME VE ÜRETİMDEKİ ZAYIF SEYİR

2025 yılının son çeyreğinde Türkiye ekonomisi yıllık yüzde 3,4 oranında bir büyüme sergiledi. Ancak sanayi üretiminin ana eğiliminin zayıf seyrettiği ve kapasite kullanım oranlarının yatay bir izlediği belirtiliyor. Beyaz eşya ve otomobil satışlarındaki gerileme, iç talep koşullarının dezenflasyon sürecine destek verdiğini kanıtlarken, işgücü piyasasında istihdamın sınırlı azaldığı ancak işsizlik oranının düşük seviyelerini koruduğu izleniyor. Cari açık tarafında ise yöntem değişikliğiyle yapılan revizyonlar ve altın ithalatındaki hareketlilik dış denge üzerindeki etkisini sürdürüyor.

ENFLASYONUN ANA EĞİLİMİ VE GELECEK BEKLENTİLERİ

Şubat ayında yıllık yüzde 31,53 seviyesine ulaşan enflasyonda en belirgin yükseliş gıda, alkol ve tütün gruplarında yaşandı. Hizmet enflasyonundaki katılık ve haberleşme gibi alt kalemlerdeki fiyat artışları enflasyonun ana eğilimini diri tutarken, temel mal enflasyonunda daha ılımlı bir seyir gözleniyor. Petrol fiyatlarındaki artışın etkisini sınırlamak adına uygulanan eşel mobil sistemi maliyet baskılarını bir miktar hafifletse de beklentilerdeki yükseliş risk unsuru olmaya devam ediyor. Merkez Bankası, enflasyon görünümünde kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşunun daha da sıkılaştırılacağını net bir şekilde ifade ediyor.

Kaynak: Kanal 6 Haber