YAŞAM

Prof. Dr. Abdullah Sayıner, Çinli çocukla olan videosu hakkında konuştu: "Kamerayı fark etmedim"

Çin gezisinde karşılaştığı 6 yaşındaki Çinli çocukla sohbeti 6 milyon izlenen Türk doktor Prof. Dr. Abdullah Sayıner, küresel fenomene dönüşen o samimi anların perde arkasını ilk kez Kanal 6 Haber'e anlattı.

Çin gezisi sırasında 6 yaşındaki küçük bir Çinli çocukla İngilizce sohbet eden Türk doktorun görüntüleri dünya çapında izlenme rekorları kırıyor. "İnsanlığa olan inancımızı artırdınız" yorumları yağan o anların kahramanı Prof. Dr. Abdullah Sayıner, 6 milyondan fazla izlenen videonun perde arkasını ve yaşadığı şaşkınlığı Kanal 6 Muhabiri Özlem Gürpınarlı Güneş'e anlattı.

KAMERAYI FARK ETMEDİ, SAMİMİYET KAZANDI

Çin ziyareti sırasında dinlendiği sırada yanına yaklaşan 6 yaşındaki küçük bir çocukla sohbet etmeye başlayan Prof. Dr. Abdullah Sayıner, bu diyaloğun kısa sürede küresel bir fenomene dönüşeceğinden habersizdi. Çocuğun göğsündeki profesyonel kamerayı fark etmediğini belirten Abdullah Hoca, "Eğer kamera olduğunu bilseydim belki huzursuz olurdum, bu kadar rahat konuşamazdım. Fark etmemem sohbetin doğallığını korudu" diyerek o anların samimiyetine dikkat çekti.

SOSYAL CESARET VE DİL BECERİSİ HAYRAN BIRAKTI

Küçük çocuğun hiç tanımadığı bir yetişkine yaklaşarak İngilizce pratik yapmak istemesi, videonun en çok dikkat çeken unsurlarından biri oldu. Sayıner, çocuğun mükemmel İngilizcesi ve gösterdiği "sosyal cesaret" karşısında büyülendiğini ifade etti:

"Zaten çocuğu çok sevmemin, onunla konuşmaktan mutluluk duymamın herhalde temel nedeni buydu. Sonuçta bu bir sosyal cesaret. Geliyor, yaklaşıyor ve hiç tanımadığı yaşlı bir adama "Benimle konuşur musunuz?" diyor. Ben şöyle düşündüm doğrusunu isterseniz. Çin'de hakikaten İngilizce konuşan insan sayısı çok az. Herhalde annesi çocuğu şimdiden yetiştiriyor. Çünkü o şartlarda yabancı dil çok daha kolay öğrenilir. Dil çok daha kolay döner. Belli ki annesi ona herhalde çok sayıda İngilizce çizgi film, video vesaire izletiyor. Öyle öğrenmiş ama çok güzel öğrenmiş. Çok güzel konuşuyor. Muhtemelen soruları önceden annesiyle hazırlamışlar ama konuşurken ardından gelen gelişmeleri bilmediğim, haberim olmadığı için çok doğaldı, çok keyifli bir konuşmaydı. Beni mutlu eden bir konuşmaydı. Dönüp baktığımda bütün bu sürecin bence en önemlisi o. Çok tatlı bir çocukla, çok güzel bir konuşma yaptım ve bu bana mutluluk verdi."

Sohbet esnasında Çin Seddi’nden Türk dondurmasına kadar pek çok konudan bahseden ikilinin arasındaki bağ, izleyenleri duygulandırdı.

"İNSANLIĞA OLAN İNANCI ARTIRAN DİYALOG"

Videonun neden bu kadar popüler olduğu sorduğumuzda, Prof. Dr. Abdullah Sayıner gelen yorumlardan yola çıkarak "İnsanlar bu videoda saf bir sıcaklık buldu" dedi. Dünyanın dört bir yanından mesajlar aldığını belirten doktor, en çok "İnsanlığa olan inancımızı artırdınız" şeklindeki geri dönüşlerden etkilendiğini dile getirdi.

"Okuyabildiğim, görebildiğim kadarıyla en çok insanların vurguladığı bir sıcaklık var. İki yabancı; birisi yaşlı, biri gencecik bir çocuk. Apayrı altyapılardan, apayrı kültürlerden geliyorlar ve çok güzel bir diyalog kurmuşlar. Tekrar tekrar söylenen bir şey vardı ki bu beni çok etkiledi duygulandırdı: "İnsanlığa olan inancımızı arttırdınız." İster Türkçe ister İngilizce yazılmış. Bir başka ana tema, o sıcaklığı hissetmişler. Doğal bir sıcaklıktı, yapay bir şey kesinlikle yoktu. Belli ki insanlarımız gurur duymaya ihtiyaç duyuyorlar. "Gurur duyduk" terimini çok mesajda okudum. Oysa bu, tekrar söylüyorum, yaşlı bir insanla küçük bir çocuğun sohbetiydi. Buradan gurur duygusu çıkarmak çok da beklenen bir şey değil. Herhalde buradan bize gurur duygusunu yaşatması gereken insanların alması gereken bir mesaj var. Demek ki insanımız bir türlü gurur duyamıyor bulunduğu hayattan ve bu küçücük şeylerden kendilerine gurur payı çıkarıyorlar. Eğer bu konuda bir miktar katkım olduysa ne güzel çok mutlu bir insan oldum."

BUZDOLABI MAGNETİNDEN KALAN HATIRA

Sohbetin sonunda küçük çocuğun kendisine bir buzdolabı magneti hediye ettiğini anlatan Sayıner, bu nazik jest karşısında çok şaşırdığını söyledi. Yanında verecek bir şeyi olmadığı için o an arkadaşlarından aldığı nane şekeri ve kalemi çocuğa hatıra olarak veren doktor, "O magnet şu an buzdolabımın en güzel yerinde duruyor" diyerek bu tatlı tesadüfü ölümsüzleştirdiğini belirtti.