<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Kanal 6 Haber</title>
    <link>https://www.kanal6haber.com</link>
    <description>Türkiye ve dünyadaki son dakika gelişmeleri, flaş haberler Kanal 6 Haber'de! Ekonomideki gelişmeler, sporun tüm dallarında futbol, basketbol ve voleybol başta olmak üzere spor branşlarının hepsindeki karşılaşmaların sonuçları ve transfer gelişmeleri Kanal 6 Haber'de!</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.kanal6haber.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 10 Jun 2026 07:56:00 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.kanal6haber.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Avrupa'yı ayağa kaldıran ürün Türkiye'den çıktı]]></title>
      <link>https://www.kanal6haber.com/avrupayi-ayaga-kaldiran-urun-turkiyeden-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanal6haber.com/avrupayi-ayaga-kaldiran-urun-turkiyeden-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa Birliği Hızlı Alarm Sistemi, Almanya'da yapılan kontrollerde Türkiye menşeli çikolata ürünlerinde yüksek miktarda sildenafil tespit edildiğini duyurdu. Ürünlere el konulurken, olay "ciddi risk" kategorisinde değerlendirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa gıda piyasasında Türkiye menşeili ürünlere yönelik kritik bir gıda güvenliği krizi patlak verdi. Avrupa Komisyonu’na bağlı Gıda ve Yem İçin Hızlı Alarm Sistemi (RASFF), 3 Haziran 2026 tarihi itibarıyla gıda güvenliğini en üst düzeyden tehdit eden yeni bir bildirimi sistemine işledi. Almanya Federal Sağlık ve Gıda Güvenliği otoritelerinin piyasada gerçekleştirdiği rutin ve resmi kontroller sırasında, Türkiye’den ithal edilen çikolata ürünlerinde kitlesel sağlığı tehdit eden yasa dışı kimyasallar saptandı.</p>

<h2>DOKTOR REÇETESİYLE YAZILAN İLAÇ</h2>

<p>Alman laboratuvarlarında yapılan detaylı kimyasal analizler, çikolatanın masum bir atıştırmalık olmaktan çıkıp adeta kimyasal bir silaha dönüştüğünü gözler önüne serdi. Resmi RASFF raporuna göre; analiz edilen çikolata numunelerinde kilogram başına tam <strong>5700 ± 1140 miligram (mg/kg)</strong> oranında <strong>Sildenafil</strong> maddesi tespit edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Normal şartlarda sadece doktor reçetesiyle satılan ve sertleşme bozukluğu (erektil disfonksiyon) tedavisinde kullanılan bu aktif ilaç bileşeninin, gıda ürünlerine gizlice karıştırılması uluslararası mevzuata göre kesinlikle yasak. Üründeki sildenafil oranının bu denli yüksek olması, konuyu basit bir taklit-tağşiş olayından çıkararak doğrudan halk sağlığına kasıt boyutuna taşıyor.</p>

<p><img height="534" src="https://kanal6habercom.teimg.com/kanal6haber-com/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-09-092939.png" width="800" /></p>

<h2>"CİDDİ RİSK" KODUYLA ALARM VERİLDİ: ÜRÜNLERE EL KONULDU</h2>

<p>Avrupa Birliği otoriteleri, söz konusu gelişmeyi <strong>"Serious" (Ciddi Risk)</strong> kategorisinde değerlendirerek acil durum ilan etti. Almanya, tehlikenin boyutunu fark eder etmez gümrük kapılarında ve iç piyasada tespit ettiği ilgili ürün parti numaralarına resmi olarak el koydu.</p>

<p>İlk belirlemelere göre tehlikeli çikolataların dağıtım ağının Almanya sınırları içinde kaldığı ve diğer AB ülkelerine yayılmasının önüne geçildiği aktarıldı. Ancak ürünün Türkiye’deki üretim kaynağı, hangi markalar altında üretildiği ve iç piyasaya sürülüp sürülmediği konusu henüz gizemini koruyor.</p>

<h2>SİLDENAFİL GIDALARDA NEDEN ÖLÜMCÜL RİSK TAŞIYOR?</h2>

<p>Gıda güvenliği ve kardiyoloji uzmanları, Sildenafil gibi güçlü ilaç etken maddelerinin çikolata gibi her yaş grubunun tükettiği ürünlere kontrolsüzce enjekte edilmesinin ölümcül sonuçlar doğurabileceği konusunda hemfikir. Tüketicilerin "doğal çikolata" yediğini düşünerek bu maddeleri yüksek dozda alması; özellikle kalp rahatsızlığı olanlarda, tansiyon hastalarında ve belirli ilaçları (özellikle nitrat içeren kalp ilaçları) kullanan bireylerde ani tansiyon düşüşlerine, kalp krizlerine ve felç vakalarına yol açabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Özlem Gürpınarlı Güneş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kanal6haber.com/avrupayi-ayaga-kaldiran-urun-turkiyeden-cikti</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 09:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanal6habercom.teimg.com/crop/1280x720/kanal6haber-com/uploads/2026/06/avrupada-turk-cikolatasina-kirmizi-alarm.jpg" type="image/jpeg" length="52748"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıkta yeni vizyon: "Üreten Sağlık" modeli]]></title>
      <link>https://www.kanal6haber.com/saglikta-yeni-vizyon-ureten-saglik-modeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanal6haber.com/saglikta-yeni-vizyon-ureten-saglik-modeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun taşıyıcı kolonlarından biri olan 'Üreten Sağlık' modelimizle, teknolojisini geliştiren, bilgisini ürüne dönüştüren ve ürettiklerini insanlığın yararına sunan güçlü bir ekosistem inşa ediyoruz." dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda gerçekleştirilen Uluslararası Sağlık Teknolojileri Değerlendirme Birliği (HTAİ) Kongresi'ne katıldı.</p>

<p>Burada konuşan Memişoğlu, tıp ve sağlık bilimlerinde tarihin en hızlı dönüşüm evrelerinden birine tanıklık edildiğini belirterek, yapay zeka, genomik araştırmalar, hedefe yönelik tedaviler, kişiselleştirilmiş tıp uygulamaları ve dijital sağlık çözümlerinin, insanların yaşam kalitesini artırmak adına çok değerli fırsatlar sunduğunu söyledi.</p>

<p>Kemal Memişoğlu, 2002'den bu yana sağlıkta büyük bir gelişim kaydettiklerini belirterek, <strong>"Aile hekimliği sistemimizden ileri teknolojiyle donatılmış şehir hastanelerimize kadar çok güçl</strong><strong>ü bir altyapı oluşturduk. Son 24 yılda sağlık tesislerimizi fiziki yapılarından içindeki sağlık teknolojilerine kadar her yönüyle modernleştirdik. Bugün ülke genelinde 271 bine ulaşan toplam yatak kapasitemiz ve 1,5 milyonluk nitelikli insan kaynağımızla vatandaşlarımıza her gün milyonlarca sağlık hizmetini kesintisiz olarak sunabiliyoruz."</strong> bilgisin paylaştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Birçok ülke tarafından dikkatle takip edilen şehir hastanelerini de yurdun dört bir köşesinde kararlılıkla inşa etmeye devam ettiklerini aktaran Memişoğlu, 27 şehir hastanesinde 39 bini aşkın yatak kapasitesiyle bütüncül teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmeti verdiklerini ifade etti.</p>

<p><img alt="A A 20260608 41611324 41611323 S A G L I K B A K A N I M E M I S O G L U H T A I K O N G R E S I N D E K O N U S T U" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://kanal6habercom.teimg.com/kanal6haber-com/uploads/2026/06/a-a-20260608-41611324-41611323-s-a-g-l-i-k-b-a-k-a-n-i-m-e-m-i-s-o-g-l-u-h-t-a-i-k-o-n-g-r-e-s-i-n-d-e-k-o-n-u-s-t-u.jpg" width="1200" /><u>Fotoğraf: AA</u></p>

<h2>"TÜRKİYE, GÜÇLÜ VE ÖRNEK GÖSTERİLEN SAĞLIK ALTYAPILARINDAN BİRİNE SAHİPTİR"</h2>

<p>Bakan Memişoğlu, "<strong>Bugün Türkiye, güçlü ve örnek gösterilen sağlık altyapılarından birine sahip. e-Nabız ile hastalarımızın geçmiş tıbbi öyküsünden tetkik sonuçlarına kadar sağlık verilerini güvenli ve entegre biçimde yönetiyoruz. Gelişmiş Merkezi Hekim Randevu Sistemimizle 79 farklı branşta hekim ve sağlık tesisi randevu süreçlerini dijital kanallar üzerinden yürütüyoruz. Sadece geride bıraktığımız son bir yılda MHRS üzerinden 702 milyonun üzerinde randevu işlemi başarıyla gerçekleştirilmiştir."</strong> diye konuştu.</p>

<p>Tıp dünyasının yalnızca hastalıkları tedavi eden reaktif bir anlayıştan riskleri öngören, hastalanmadan önce koruyan ve sağlığı geliştiren proaktif bir vizyona doğru evirildiğini kaydeden Memişoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p><strong>"Sağlıklı Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda koruyan sağlık anlayışını sistemimizin merkezine aldık. Sağlık teknolojilerinde doğru adımları atabilmek, kaynak tahsisini ve politikaları kanıta dayalı yönetebilmek adına bir başka önemli çalışmayı da Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı bünyesinde yürütüyoruz. Yaşam Kalitesi Ölçeği'nin Türkiye Değer Seti'ni oluşturuyoruz. Sağlık sistemimizin önceliklerine ve sürdürülebilirlik ilkelerine uygun yeni geri ödeme modelleri üzerinde de kararlılıkla çalışıyoruz. Bu kapsamda 'Geri Ödeme Modelleri Proje Çağrısı' ile kamu-özel işbirliğini destekleyen, yenilikçi tedavilere erişimi güçlendiren ve sistem sürdürülebilirliğini gözeten modeller geliştirmeyi hedefliyoruz."</strong></p>

<p><img alt="A A 20260608 41611324 41611318 S A G L I K B A K A N I M E M I S O G L U H T A I K O N G R E S I N D E K O N U S T U" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://kanal6habercom.teimg.com/kanal6haber-com/uploads/2026/06/a-a-20260608-41611324-41611318-s-a-g-l-i-k-b-a-k-a-n-i-m-e-m-i-s-o-g-l-u-h-t-a-i-k-o-n-g-r-e-s-i-n-d-e-k-o-n-u-s-t-u.jpg" width="1200" /><u>Fotoğraf: AA</u></p>

<h2>"ÇOK DAHA İLERİ BİR SEVİYEYE TAŞIMA GAYESİNDEYİZ"</h2>

<p>Türkiye'nin, ihtiyaç duyan tüm insanlara şefkat elini uzatabilen bir ülke olduğunu dile getiren Memişoğlu, <strong>"Bizler ulaştığımız bu noktayı bir varış çizgisi olmaktan öte, yeni bir eşik olarak nitelendiriyoruz. Sahip olduğumuz bu gücü, yerli üretim sağlık teknolojileri hamlemizle çok daha ileri bir seviyeye taşıma gayesindeyiz. Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun taşıyıcı kolonlarından biri olan 'Üreten Sağlık' modelimizle, teknolojisini geliştiren, bilgisini ürüne dönüştüren ve ürettiklerini insanlığın yararına sunan güçlü bir ekosistem inşa ediyoruz." i</strong>fadesini kullandı.</p>

<p>Memişoğlu, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) bünyesinde fikri olanı finansmanla, araştırmayı sanayiyle buluşturduklarını vurgulayarak, 2 yıl içinde toplam 5 bin 800 yenilikçi proje başvurusu aldıklarını aktardı.</p>

<p>Bakan Memişoğlu, bilim insanlarının, sağlık çalışanlarının ve "Yeni bir fikrim var" diyen herkesin önerisine değer verdiklerini, bunları insanlığın sağlığına fayda sağlayacak somut ürünlere dönüştürdüklerini kaydetti.</p>

<p>Bu emeklerin <strong>"gurur verici sonuçlarını sahada"</strong> gördüklerini vurgulayan Memişoğlu, şöyle devam etti:</p>

<p><strong>"Yerli ilaç, aşı, molekül, tanı kiti ve tıbbi cihaz alanlarında somut sonuçlar almaya başladık. Dünyada sınırlı sayıda ülkenin geliştirebildiği yapay zeka destekli endoskopik kapsül görüntüleme cihazına ilişkin klinik araştırmalarımızı başarıyla sürdürüyoruz. Kısa süre önce yerli renkli Doppler Ultrasonografi cihazımız için geliştirme ve üretim aşamasına geçtik. Tıp dünyası artık veriyi kullanarak öngören ve hastaya özel, kişiselleştirilmiş hizmetler sunan bir yapıya evrilmekte. Bugün Türkiye, hematolojik kanserlerde kişiselleştirilmiş tedavinin en ileri örneklerinden biri olan CAR-T hücre tedavisini tamamen yerli imkanlarla geliştiren ve başarıyla uygulayan nadir ülkelerden biri. Tüm bu teknolojik ve bilimsel birikimi yalnızca ulusal bir başarı olarak değil, küresel sağlık sistemine katkı sunacak stratejik bir kapasite olarak görüyoruz."</strong></p>

<p><img alt="A A 20260608 41611324 41611320 S A G L I K B A K A N I M E M I S O G L U H T A I K O N G R E S I N D E K O N U S T U" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://kanal6habercom.teimg.com/kanal6haber-com/uploads/2026/06/a-a-20260608-41611324-41611320-s-a-g-l-i-k-b-a-k-a-n-i-m-e-m-i-s-o-g-l-u-h-t-a-i-k-o-n-g-r-e-s-i-n-d-e-k-o-n-u-s-t-u.jpg" width="1200" /><u>Fotoğraf: AA</u></p>

<h2>"BİRÇOK ALANDA ORTAK ÇALIŞMALAR YÜRÜTMEYE AÇIĞIZ"</h2>

<p>Türkiye olarak uluslararası kuruluşlar, akademi, özel sektör ve tüm paydaşlarla işbirliklerini geliştirmekte katarlı olduklarına dikkati çeken Memişoğlu,<strong> "'Health Türkiye' markamız altında sağlık turizminden dijital sağlık sistemlerine, ilaç ve tıbbi cihaz üretiminden tedarik zincirlerinin güçlendirilmesine kadar birçok alanda ortak çalışmalar yürütmeye açığız. Evrensel kardeşlik hukukuyla, insanlığın ortak yararı adına sağlıkta dönüşüm tecrübemizi, Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonumuzu, şehir hastaneleri modelimizi, aile hekimliği sistemimizi, sağlık teknolojileri üretim kapasitemizi uluslararası işbirlikleriyle paylaşmaya, ortak projeler geliştirmeye hazırız.</strong>" dedi.</p>

<p>Memişoğlu, <strong>"İnsanlık için yeni bir fikrim var"</strong> diyen tüm araştırmacıları ve <strong>"üretim kapasitem var"</strong> diyen tüm girişimcileri <strong>"uretensaglik.gov.tr"</strong> adresinde buluşmaya davet etti.</p>

<p>Bakan Memişoğlu,<strong> "Gelin, yenilikçi fikirleri ortak akılla olgunlaştıralım ve insanlığın iyiliği için geleceğin sağlık teknolojilerini hep birlikte geliştirelim. Bu çağrımız, ülkelerimiz adına geleceğe daha güvenle bakabilmemiz için samimi bir davettir. Gayemiz ortak, insanlık için hizmet etmek."</strong> değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Kongreye, İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, yurt içi ve yurt dışından sağlık alanındaki davetliler katıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kanal6haber.com/saglikta-yeni-vizyon-ureten-saglik-modeli</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 12:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanal6habercom.teimg.com/crop/1280x720/kanal6haber-com/uploads/2026/06/a-a-20260608-41611324-41611317-s-a-g-l-i-k-b-a-k-a-n-i-m-e-m-i-s-o-g-l-u-h-t-a-i-k-o-n-g-r-e-s-i-n-d-e-k-o-n-u-s-t-u.jpg" type="image/jpeg" length="76711"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İyi huylu deyip geçmeyin]]></title>
      <link>https://www.kanal6haber.com/iyi-huylu-deyip-gecmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanal6haber.com/iyi-huylu-deyip-gecmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tiroit bezi içerisinde oluşan nodüller, hem dünyada hem de Türkiye’de en sık görülen sağlık sorunları arasında yer alıyor. Yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 30 ila 50’sinde rastlanan bu oluşumlar çoğunlukla iyi huylu olsa da bazı durumlarda büyüyerek nefes darlığı, yutma güçlüğü ve ses kısıklığı gibi şikayetlere neden olabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Kadıköy Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Melih Kara, gelişen teknoloji sayesinde iyi huylu birçok tiroit nodülünün artık ameliyatsız yöntemlerle tedavi edilebildiğini belirterek, “Bu yöntemler arasında dokunun lazer veya kimyasal maddeler kullanılarak yok edilmesi prensibine dayanan ablasyon yöntemi ön plana çıkmaktadır. Özellikle radyofrekans ablasyon, mikrodalga ablasyon ve lazer ablasyon gibi yöntemler, seçilmiş hastalarda oldukça başarılı sonuçlar vermektedir” dedi.</p>

<h3>İYOT EKSİKLİĞİ VE GENETİK FAKTÖRLER ETKİLİ</h3>

<p>Uzmanlara göre tiroit nodüllerinin oluşumunda iyot eksikliği önemli bir rol oynuyor. Bunun yanı sıra genetik yatkınlık, ileri yaş, sigara kullanımı, boyun bölgesinin radyasyona maruz kalması ve Hashimoto gibi otoimmün hastalıklar da risk faktörleri arasında yer alıyor.</p>

<p>Tiroit nodüllerinin kadınlarda erkeklere göre çok daha yaygın görüldüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Melih Kara, “Çalışmalarda, yaklaşık her 3 kadından 1’inde, hatta bazı serilerde yaklaşık her 2 kadından 1’inde, ultrason taramasında nodül saptandığı belirtilmektedir. Erkeklere göre kadınlarda yaklaşık 4 kat daha fazla görülmektedir” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Kara, bu durumun başlıca nedenleri arasında hormonal etkiler ve kadınlarda daha sık görülen otoimmün tiroit hastalıklarının bulunduğunu belirtti.</p>

<p><img alt="" height="2502" src="https://kanal6habercom.teimg.com/kanal6haber-com/uploads/2026/06/melih-kara.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1984" /></p>

<h2>BELİRTİ VERMEDEN YILLARCA BÜYÜYEBİLİYOR</h2>

<p>Tiroit nodülleri çoğu zaman uzun yıllar herhangi bir belirti vermeden ilerliyor. Ancak büyüdüklerinde boyunda şişlik, boğazda baskı hissi, yutma güçlüğü, nefes darlığı ve ses kısıklığı gibi sorunlara yol açabiliyor.</p>

<p>Bazı nodüller aşırı hormon salgılayarak çarpıntı, kilo kaybı, terleme ve sinirlilik gibi şikayetlere neden olurken, hızlı büyüyen ve sert yapılı nodüllerin kanser açısından dikkatle değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<h2>35 YAŞINDAN SONRA KONTROL ÖNERİSİ</h2>

<p>Erken tanının önemine vurgu yapan Prof. Dr. Melih Kara, özellikle risk grubundaki kişilerin düzenli takip edilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Kara, “Şikâyeti olmayan bireylerde bile özellikle 35 yaş sonrası en az bir kez tiroit muayenesi ve ultrason değerlendirmesi faydalı olabilmektedir” uyarısında bulundu.</p>

<h2>AMELİYAT YERİNE ABLASYON DÖNEMİ</h2>

<p>Günümüzde her iyi huylu tiroit nodülünde ameliyat gerekmiyor. Küçük ve düşük riskli nodüller takip edilirken, büyüyerek baskı oluşturan nodüllerde ablasyon yöntemleri öne çıkıyor.</p>

<p>Prof. Dr. Melih Kara, “Tiroit ablasyonu özellikle iyi huylu olduğu biyopsiyle kanıtlanmış ancak büyümeye devam ederek baskı ya da kozmetik sorun oluşturan nodüllerde tercih edilmektedir. Ayrıca, cerrahi için riskli veya ameliyat istemeyen hastalarda da önemli bir alternatiftir” dedi.</p>

<h2>HORMON İLACI İHTİYACINI AZALTABİLİYOR</h2>

<p>Ablasyon yönteminin en önemli avantajlarından biri, sağlıklı tiroit dokusunun korunabilmesi. Böylece birçok hastada hormon üretimi devam ederken, ömür boyu ilaç kullanma ihtiyacı azalabiliyor.</p>

<p>Kara, “Böylece ömür boyu hormon ilacı kullanma ihtiyacı azalabilmekte veya tamamen ortadan kalkabilmektedir. Boyunda hiçbir kesi izinin olmaması, genel anestezi gerektirmemesi ve iyileşme süresinin kısa olması da yöntemin önemli faydalarını oluşturmaktadır” diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>AYNI GÜN TABURCU OLMAK MÜMKÜN</h2>

<p>Ultrason eşliğinde ve lokal anestezi altında uygulanan ablasyon işlemi ortalama 20 ila 45 dakika sürüyor. Hastalar çoğu zaman aynı gün evlerine dönebiliyor ve kısa sürede günlük yaşamlarına geri dönebiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Kanal 6 Haber</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kanal6haber.com/iyi-huylu-deyip-gecmeyin</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 14:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanal6habercom.teimg.com/crop/1280x720/kanal6haber-com/uploads/2026/06/tiroit-aa.jpg" type="image/jpeg" length="49953"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DSÖ'den korkutan gıda raporu: Her yıl 1.5 milyon can alıyor!]]></title>
      <link>https://www.kanal6haber.com/dsoden-korkutan-gida-raporu-her-yil-15-milyon-can-aliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanal6haber.com/dsoden-korkutan-gida-raporu-her-yil-15-milyon-can-aliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü'nün yeni raporuna göre, güvenli olmayan gıdalar her yıl yaklaşık 866 milyon hastalık vakası ve 1.5 milyon ölüme yol açıyor. En büyük riski ise 5 yaş altındaki çocuklar taşıyor. İşte detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), güvenli olmayan gıdaların her yıl yaklaşık 866 milyon hastalık vakasına ve 1,5 milyon ölüme yol açtığının tahmin edildiğini belirterek, çocukların bu riskten en fazla etkilenen grup olduğunu bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>DSÖ, güvenli olmayan gıdalara ilişkin içerisinde tahminlerin de yer aldığı yeni bir rapor yayımladı.</p>

<p>Raporda, "Güvenli olmayan gıdaların yılda 866 milyon hastalığa ve 1,5 milyon ölüme neden olduğu tahmin ediliyor. Bunların çoğu, su, sanitasyon ve hijyenin iyileştirilmesi, pastörizasyon gibi gıda güvenliği uygulamalarıyla ve savunmasız nüfus için sağlık hizmetlerine erişim gibi önlemlerle engellenebilir" ifadelerine yer verildi.</p>

<h2>"BÖLGESEL EŞİTSİZLİKLER DEVAM EDİYOR"</h2>

<p>Yaklaşık 2000'den bu yana toplam gıda kaynaklı hastalık yükünün azaldığı kaydedilen raporda, buna rağmen bölgesel eşitsizliklerin devam etmekte olduğu ve en büyük yükün Afrika ile Güneydoğu Asya'da bulunduğu vurgulandı.</p>

<p>En büyük risk grubunu küçük çocukların oluşturduğu belirtilen raporda, 5 yaş altındaki çocukların güvenli olmayan gıdalardan kaynaklanan hastalıklara yakalanma riskinin diğer yaş gruplarına göre yaklaşık 3 kat fazla olduğu ifade edildi.</p>

<p>Raporda, "Küresel nüfusun sadece yüzde 9'unu oluşturmalarına rağmen, küçük çocuklar gıda kaynaklı hastalıkların neredeyse 3'te 1'inden, özellikle de bu savunmasız yaş grubu için ölümcül olabilen ishal hastalıklarından muzdarip." değerlendirilmesi yapıldı.</p>

<h2>"BEYNE ZARAR VEREBİLİR"</h2>

<p>Gıdalardaki metil cıva ve kurşun gibi kimyasal tehlikelere maruz kalmanın, gelişmekte olan beyne zarar verebileceği ifade edilen raporda, bu durumun çocuklarda ömür boyu süren nörolojik ve gelişimsel sorunlara neden olabileceği vurgulandı.</p>

<p>Raporda, gıda kaynaklı bakteri ve virüslerin yanı sıra parazit enfeksiyonları da dahil biyolojik tehlikelere maruz kalmanın, gıda kaynaklı hastalıklara (2021'de yaklaşık 860 milyon) neden olduğu belirtilerek, kimyasal maruziyetlerin orantısız bir şekilde ölüme yol açtığı aktarıldı.</p>

<p>"Kimyasal tehlikeler, 2021'de kontamine gıdadan kaynaklanan ölümlerin yüzde 73'ünü oluşturdu." denilen raporda, bu kimyasal kaynaklı ölümlerin çoğunun, büyük ölçüde bu maruziyetlerin kalp hastalığı ve kanser riskini artırması nedeniyle inorganik arsenik (yüzde 42) ve kurşun (yüzde 31) ile bağlantılı olduğu vurgulandı.</p>

<h2>"HER ZAMAN BÜYÜK BİR HALK SAĞLIĞI SORUNU OLDU"</h2>

<p>Raporda görüşlerine yer verilen DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, gıda güvenliğinin soyut bir konu olmadığını, her öğünü ve aileyi etkilediğini söyledi.</p>

<p>Ghebreyesus, "Güvenli olmayan gıda her zaman büyük bir halk sağlığı sorunu oldu ancak şimdiye kadar bunun insan ve ekonomik açıdan yarattığı muazzam zararın daha büyük resmini göremiyorduk. Bu yeni tahminler bunu değiştiriyor." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Ülkelerin ilk kez gıda kaynaklı hastalık yükünün en yüksek olduğu alanları ortaya koyabilecek verilere sahip olduğunu belirten Ghebreyesus, bu bilgilerin hükümetlerin insan sağlığını korumaya yönelik öncelikli tedbirleri belirlemesine yardımcı olacağını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kanal6haber.com/dsoden-korkutan-gida-raporu-her-yil-15-milyon-can-aliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 10:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanal6habercom.teimg.com/crop/1280x720/kanal6haber-com/uploads/2026/06/dso.jpg" type="image/jpeg" length="42486"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'nin sağlık karnesi açıklandı! Obezite, hareketsizlik ve tütün kullanımı artıyor]]></title>
      <link>https://www.kanal6haber.com/turkiyenin-saglik-karnesi-aciklandi-obezite-hareketsizlik-ve-tutun-kullanimi-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanal6haber.com/turkiyenin-saglik-karnesi-aciklandi-obezite-hareketsizlik-ve-tutun-kullanimi-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜİK’in 2025 Türkiye Sağlık Araştırması’na göre obezite oranı yükselirken fiziksel aktivite düzeyi düşüşte. Tütün ve alkol kullanımında artış dikkat çekerken, kadınlarda sağlık taramalarına katılımın arttığı görüldü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), "2025 Türkiye Sağlık Araştırması" sonuçlarını açıkladı. Buna göre, boy ve kilo değerleri kullanılarak hesaplanan vücut kitle indeksi incelendiğinde, 15 yaş ve üstü obezlerin oranı 2022'de yüzde 20,2 iken 2025'te yüzde 21,8'e çıktı.</p>

<p>Cinsiyet özelinde bakıldığında kadınların yüzde 24,8'inin obez ve yüzde 32,2'sinin obez öncesi olduğu tespit edildi. Erkeklerde ise bu oranlar sırasıyla yüzde 18,7 ve yüzde 43,1 olarak kaydedildi.</p>

<h2>FİZİKSEL AKTİVİTE YAPMAYANLARIN ORANI YÜZDE 86,6</h2>

<p>Aktivite yapmayan erkeklerin oranı 2022 yılında yüzde 85,3 iken 2025'te yüzde 83,5 oldu. Kadınlarda ise bu oran yüzde 92,7'den yüzde 89,7'ye geriledi. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından, yetişkinlerin haftada en az 150 dakika orta şiddette aerobik fiziksel aktivite yapması öneriliyor. Buna göre, haftada 150 ile 300 dakika arası fiziksel aktivite yapanların oranı 2025'te erkeklerde yüzde 4,1, kadınlarda yüzde 2,7 oldu.</p>

<h2>MERDİVEN İNİP ÇIKARKEN ZORLUK YAŞAYANLARIN ORANI YÜZDE 6</h2>

<p>Fiziksel işlev açısından zorluk yaşama durumları değerlendirildiğinde, merdiven inip çıkmada zorluk yaşayanların oranı kadınlarda yüzde 8,3, erkeklerde ise yüzde 3,7 ile ilk sırada yer aldı.</p>

<p><img height="533" src="https://kanal6habercom.teimg.com/kanal6haber-com/uploads/2026/06/fiziksel-durum.png" width="800" /></p>

<p>Öğrenme veya hatırlamada zorluk yaşayanların oranı kadınlarda yüzde 5,4, erkeklerde yüzde 2,8 olurken yürümede zorluk yaşayanların oranı kadınlarda yüzde 5,6, erkeklerde yüzde 2,8 olarak belirlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>ÇOCUKLARDA SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONU SIK GÖRÜLDÜ</h2>

<p>Son 6 aylık dönemde, 0-6 yaş grubundaki çocuklarda en çok görülen hastalık türleri incelendiğinde, 2025'te 0-6 yaş grubunda en çok yüzde 28,5 ile üst solunum yolu enfeksiyonu ilk sırada yer aldı. Bunu, yüzde 24 ile ishal ve yüzde 5,2 ile alt solunum yolu enfeksiyonu izledi.</p>

<p>Söz konusu yılda, 7-14 yaş grubundaki çocuklarda da yüzde 24,6 ile en çok üst solunum yolu enfeksiyonu görüldü. Bunu, yüzde 16,4 ile ishal, yüzde 8,2 ile ağız ve diş sağlığı sorunları takip etti.</p>

<p><img height="480" src="https://kanal6habercom.teimg.com/kanal6haber-com/uploads/2026/06/hasta-cocuk.jpg" width="800" /></p>

<p>Son 12 aylık dönemde, 15 yaş ve üzeri bireylerde görülen hastalık türleri incelendiğinde, bel bölgesi problemleri 2022 yılında yüzde 24,6 iken 2025 yılında da yüzde 24,3 ile ilk sırada yer aldı. Bel bölgesi problemlerini yüzde 16,9 ile hipertansiyon, yüzde 16,7 ile boyun bölgesi problemleri, yüzde 11,9 ile şeker hastalığı ve yüzde 10,1 ile yüksek kan lipidleri izledi.</p>

<h2>TÜTÜN VE ALKOL KULLANAN BİREYLERİN ORANI YÜKSELDİ</h2>

<p>Her gün tütün mamulü kullanan 15 yaş ve üzeri bireylerin oranı 2022 yılında yüzde 28,3 iken, 2025'te artarak yüzde 30,1 oldu. Bu oran, geçen yıl erkeklerde yüzde 42,9, kadınlarda ise yüzde 17,5 olarak hesaplandı.</p>

<p><img height="533" src="https://kanal6habercom.teimg.com/kanal6haber-com/uploads/2026/06/tutun-mamulu-kullanimi.png" width="800" /></p>

<p>Tütün mamulü kullanmayan bireylerin (bırakanlar ve hiç kullanmayanlar) oranı ise 2022 yılında yüzde 68 iken, 2025'te 66,8'e geriledi.</p>

<p>Son 12 ay içinde, alkol kullanan 15 yaş ve üzeri bireylerin oranı 2022 yılında yüzde 12,1 iken 2025 yılında artarak yüzde 12,6 oldu. Bu oranın geçen yıl erkeklerde yüzde 18,7, kadınlarda ise yüzde 6,6 olarak belirlendi.</p>

<p>Alkol kullanmayan bireylerin (daha önce kullanan ve hiç kullanmayanlar) oranı ise 2022 yılında yüzde 87,9 iken 2025'te yüzde 87,4'e düştü.</p>

<p><img class="" height="1000" src="https://kanal6habercom.teimg.com/kanal6haber-com/uploads/2026/06/a-a-20260602-41557865-41557864-2025-t-u-r-k-i-y-e-s-a-g-l-i-k-a-r-a-s-t-i-r-m-a-s-i.jpg" width="800" /></p>

<h2>MAMOGRAFİ ÇEKTİREN VE SMEAR TESTİ YAPTIRAN KADIN SAYISI ARTTI</h2>

<p>Son 12 ay içinde, 40 yaş ve üzeri kadınlarda mamografi çektirenlerin oranı 2022 yılında yüzde 10,8 iken 2025 yılında yüzde 16,7 oldu. 40 yaş ve üzeri kadınlarda hiç mamografi çektirmemiş olanların oranı 2025 yılında yüzde 42,4 olarak hesaplandı.</p>

<p>Bu dönemde, 15 yaş ve üzeri kadınlarda smear testi yaptıranların oranı 2022'de yüzde 7,2 iken geçen yıl yüzde 11,8 oldu. 15 yaş ve üzeri kadınlarda hiç smear testi yaptırmamış olanların oranı 2025 yılında yüzde 59 olarak kaydedildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kanal6haber.com/turkiyenin-saglik-karnesi-aciklandi-obezite-hareketsizlik-ve-tutun-kullanimi-artiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanal6habercom.teimg.com/crop/1280x720/kanal6haber-com/uploads/2026/06/kirmizi-alarm-turkiyenin-saglik-tablosu-kotulesiyor.jpg" type="image/jpeg" length="57987"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hantavirüs gemisi yeniden yola çıkıyor: Küresel panik sonrası sefer]]></title>
      <link>https://www.kanal6haber.com/hantavirus-gemisi-yeniden-yola-cikiyor-kuresel-panik-sonrasi-sefer</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanal6haber.com/hantavirus-gemisi-yeniden-yola-cikiyor-kuresel-panik-sonrasi-sefer" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yolcular arasında insandan insana bulaşarak üç kişinin hayatını kaybettiği Hantavirüs vakasının ardından kapsamlı biyogüvenlik operasyonu tamamlandı. Gemi, yapılan dezenfeksiyon ve kontrollerin ardından yeni rotasına doğru yeniden sefere çıkmaya hazırlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz Mayıs ayında 28 ülkeden yaklaşık 150 yolcu ve mürettebatıyla seyir halinde olan MV Hondius gemisinde, gizemli bir hastalık sonrası hantavirüs vakaları tespit edildi.</p>

<p>[related-posts id="91461" color="bg-danger"][/related-posts]</p>

<h2>13 VAKA, 3 ÖLÜ</h2>

<p>Yapılan incelemelerde gemide 13 hantavirüs vakası doğrulanırken, bu kişilerden 3’ünün hayatını kaybettiği bildirildi. Vakanın, Arjantin’deki doğa gezisi sırasında enfekte kemirgenlerle temas eden yolculardan kaynaklanmış olabileceği değerlendirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>YOLCULAR TAHLİYE EDİLDİ, GEMİ DEZENFEKTE EDİLDİ</h2>

<p>Hastalığın ardından gemideki yolcular farklı limanlarda tahliye edilerek karantinaya alındı. Hollandalı yetkililer tarafından yürütülen kapsamlı biyogüvenlik çalışması kapsamında geminin tamamen dezenfekte edildiği ve kemirgenlerin ortadan kaldırıldığı açıklandı.</p>

<h2>MÜRETTEBAT YENİLENDİ VE SEFER İZNİ VERİLDİ</h2>

<p>Şirket, salgın döneminde görev yapan mürettebatın karantinaya alındığını ve ekibin tamamen değiştirildiğini duyurdu. Dezenfeksiyon ve kontrollerin ardından gemiye yeniden sefer izni verildiği belirtildi.</p>

<h2>İNSANDAN İNSANA BULAŞMA İHTİMALİ İNCELENİYOR</h2>

<p>Dünya Sağlık Örgütü, virüsün insan insana bulaşmış olabileceği ihtimali üzerinde dururken, Fransa’daki Pasteur Enstitüsü virüsün Güney Amerika’daki “Andes” varyantı ile uyumlu olduğunu açıkladı. Hantavirüse karşı spesifik bir aşı veya tedavi bulunmadığı, en etkili korunma yönteminin hijyen ve temasın önlenmesi olduğu ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Kanal 6 Haber</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kanal6haber.com/hantavirus-gemisi-yeniden-yola-cikiyor-kuresel-panik-sonrasi-sefer</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 10:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanal6habercom.teimg.com/crop/1280x720/kanal6haber-com/uploads/2026/05/hantavirus-hondius-gemiaa.jpg" type="image/jpeg" length="20200"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sigarayı bırakmak isteyenlerin adresi ALO 171 oldu]]></title>
      <link>https://www.kanal6haber.com/sigarayi-birakmak-isteyenlerin-adresi-alo-171-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanal6haber.com/sigarayi-birakmak-isteyenlerin-adresi-alo-171-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, 7 gün 24 saat hizmet veren ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı'nda, 2025'te 420 bin 651, 2026'nın ilk 4 ayında ise 143 bin 534 vatandaşa destek ve rehberlik sunduklarını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakan Memişoğlu, sosyal medya hesabından Dünya Tütünsüz Günü dolayısıyla Bakanlığın sigara bırakma desteklerine ilişkin paylaşımda bulundu.</p>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Dumansız bir hava, sağlıklı bir gelecek mümkün.<br />
<br />
✅ 1.501 sigara bırakma polikliniğimizde bugüne kadar toplam 4 milyonu aşan muayene gerçekleştirdik.<br />
<br />
📞 7 gün 24 saat hizmet veren ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattımızda 2025 yılında 420.651, 2026’nın ilk 4 ayında ise 143.534… <a href="https://t.co/9OihjMJmTQ" rel="nofollow">https://t.co/9OihjMJmTQ</a></p>
— Prof. Dr. Kemal Memişoğlu (@drmemisoglu) <a href="https://x.com/drmemisoglu/status/2060976176001065355?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">May 31, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>

<p><strong>"Dumansız bir hava, sağlıklı bir gelecek mümkün"</strong> başlığıyla yaptığı paylaşımında, 1501 sigara bırakma polikliniğinde bugüne kadar 4 milyonun üzerinde muayene gerçekleştirdiklerini belirten Memişoğlu, <strong>"7 gün 24 saat hizmet veren ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı'mızda 2025 yılında 420 bin 651, 2026'nın ilk 4 ayında ise 143 bin 534 vatandaşımıza destek ve rehberlik sunduk. Tütünle mücadele timlerimiz ve mobil polikliniklerimizle sahada 832 bin 873 vatandaşımıza ulaştık."</strong> ifadelerini kullandı.</p>

<p>Memişoğlu, 2025'te sigara bırakma polikliniklerine yapılan başvuru sayısının bir önceki yıla göre yüzde 112, 2026 yılının ilk dört ayındaki muayene sayısının ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 53,6 artış gösterdiği bilgisini verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Bakan Memişoğlu, şunları kaydetti:</strong></p>

<p>"Dumansız yaşam alanlarına yönelik hassasiyetin artmasıyla birlikte 2026'nın ilk dört ayındaki ihbar sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 76,6 arttı. Bu tablo açıkça gösteriyor ki milletimiz sağlığını seçiyor ve dumansız bir Türkiye için adım atıyor. Sigarayı bırakmak isteyen tüm vatandaşlarımızı, ücretsiz hizmet veren ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı'mızdan destek almaya ve sigara bırakma polikliniklerimize başvurmaya davet ediyorum. Gelin, bu kararı bugün verelim."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kanal6haber.com/sigarayi-birakmak-isteyenlerin-adresi-alo-171-oldu</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 13:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanal6habercom.teimg.com/crop/1280x720/kanal6haber-com/uploads/2026/04/sigara-yasagi.png" type="image/jpeg" length="88931"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Greenpeace’ten dikkat çeken rapor! Bebek mamalarında mikroplastik skandalı!]]></title>
      <link>https://www.kanal6haber.com/greenpeaceten-dikkat-ceken-rapor-bebek-mamalarinda-mikroplastik-skandali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanal6haber.com/greenpeaceten-dikkat-ceken-rapor-bebek-mamalarinda-mikroplastik-skandali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Greenpeace’in yayımladığı küresel rapor, esnek plastik poşetlerde satılan bebek gıdalarındaki gizli tehlikeyi somut verilerle gözler önüne serdi. Test edilen dünyaca ünlü markaların ürünlerinde gram başına onlarca mikroplastik bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çevre örgütü Greenpeace tarafından yayımlanan “Küçük Plastikler, Büyük Sonun: Bebek Gıdası Plastik Poşetlerinin Gizli Riskleri” başlıklı bağımsız araştırma raporu, bebek beslenmesinde son yıllarda hızla popülerleşen sıkılabilir plastik ambalajların arka planındaki korkutucu bir gerçeği deşifre etti. Yapılan bağımsız laboratuvar testlerinde, tek bir paket bebek mamasında 11 binden fazla mikroplastik parçacığı saptandı.</p>

<p>Bağımsız araştırma kuruluşu SINTEF Ocean tarafından Greenpeace Uluslararası adına yürütülen testler, ABD’de üretilen ve Avrupa merkezli bir çevrim içi perakendeciden temin edilen küresel bebek gıdası markaları üzerinde gerçekleştirildi. Sonuçlar, küresel pazarda payı hızla artan plastik ağızlıklı poşet ambalajların, en savunmasız konumda olan bebeklerin sağlığını doğrudan tehdit ettiğini gösteriyor.</p>

<p><img height="445" src="https://kanal6habercom.teimg.com/kanal6haber-com/uploads/2026/05/6-8-month-baby-food-recipes-hero-stocksy-5195685.jpg" width="800" /></p>

<h2>DEV MARKALARDA YÜKSEK MİKROPLASTİK</h2>

<p>Raporda yer alan analiz sonuçlarına göre, incelenen dünyaca ünlü markalardan <strong>Danone Happy Baby Organics</strong> ve <strong>Nestlé Gerber</strong>’a ait plastik ağızlıklı ambalajlarda yüksek miktarda mikroplastik parçacığına rastlandı.</p>

<ul>
 <li><strong>Danone Happy Baby Organics</strong> meyve pürelerinde gram başına ortalama <strong>99’a kadar</strong> mikroplastik saptanırken, tek bir porsiyonluk poşetteki toplam parçacık sayısının <strong>11 bini aştığı</strong> hesaplandı.</li>
 <li><strong>Nestlé Gerber</strong> yoğurt pürelerinde ise gram başına <strong>54’e kadar</strong> parçacık tespit edilirken, paket başına düşen mikroplastik sayısı <strong>5 bin sınırını</strong> geçti.</li>
</ul>

<p><img height="640" src="https://kanal6habercom.teimg.com/kanal6haber-com/uploads/2026/05/bebek-mama.jpg" width="800" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>ZEHİR DOĞRUDAN AMBALAJDAN GIDAYA SIZIYOR</h2>

<p>Araştırmanın en dikkat çekici boyutlarından biri, gıdaya karışan mikroplastiklerin kaynağı oldu. Laboratuvar testleri, mamalarda bulunan mikroplastik parçacıklarının önemli bir kısmının doğrudan ambalajın iç kaplamasında kullanılan polietilen malzemeden sızdığına dair güçlü kanıtlar ortaya koydu. Bilimsel veriler tehlikenin boyutunu daha da netleştiriyor: Plastik bir kabın mikrodalga fırında sadece 3 dakika ısıtılması bile gıdaya yaklaşık <strong>4 milyon mikroplastik parçacığının</strong> geçmesine neden oluyor.</p>

<h2>BEBEKLER İÇİN KALICI RİSK</h2>

<p>Uzmanlar, organ gelişimleri henüz tamamlanmamış olan bebeklerin, yetişkinlere kıyasla kimyasal ve plastik maruziyetine karşı çok daha savunmasız olduğunu vurguluyor. Rapora göre, bebek maması ambalajlarından gıdaya geçen onlarca farklı kimyasal madde tespit edildi. Bu maddelerin büyük bir kısmının "içeriğe bilinçli şekilde eklenmemiş" ancak potansiyel olarak toksik nitelikte ambalaj artıkları olduğu belirtildi.</p>

<p><img height="450" src="https://kanal6habercom.teimg.com/kanal6haber-com/uploads/2026/05/baby-food-plastic.jpg" width="800" /></p>

<p>Ayrıca Nestlé Gerber ürünlerinde, insan sağlığına zararlı olabilecek ek kimyasal maddeler de saptandı. Bebeklik döneminde çok düşük dozlarda bile olsa maruz kalınan endokrin (hormon) bozucu kimyasalların; üreme sistemi, büyüme ve metabolizma üzerinde yaşam boyu sürecek kalıcı hasarlar bırakabileceği uyarısı yapıldı.</p>

<h2>PAZAR PAYI HIZLA ARTIYOR</h2>

<p>Sağlık risklerine rağmen esnek plastik poşet ambalajlar pazarda hızla yaygınlaşıyor. Verilere göre, bu pratik ambalajlar bebek gıdası ambalaj pazarının hacim bazında <strong>yüzde 37,15’ini</strong> ele geçirmiş durumda. Sektörün 2031 yılına kadar yıllık ortalama yüzde 8,18 oranında büyüyerek bu payı daha da artıracağı öngörülüyor. Uzmanlar, pratikliği nedeniyle hızla normalleştirilen bu paketlerin hem gezegen hem de insanlık geleceği için birer saatli bombaya dönüştüğünü ifade ediyor.</p>

<h2>GREENPEACE'TEN BAKANLIĞA ÇAĞRI</h2>

<p>Rapor sonuçlarını değerlendiren Greenpeace Türkiye Sosyal ve Ekonomik Sistemler Kampanya Sorumlusu Berk Butan, her ne kadar inceleme iki büyük marka üzerinden yürütülmüş olsa da bulguların aynı ambalaj türünü kullanan tüm sektörü bağladığına dikkat çekti. Butan, şirketlerin ve hükümetlerin acilen harekete geçmesi gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>"Plastikler üretildikleri andan itibaren tüm yaşam döngüleri boyunca gezegene ve bize zarar veriyor ve bunu engellemek zorundayız. Bunun için de önümüzde güçlü bir fırsat var: Birleşmiş Milletler Küresel Plastik Anlaşması. Hükümetlerin ilerici davranması ve plastik üretimini sınırlayan, gezegenin ve bizlerin sağlığı için zararlı ambalajları ve kimyasalları ortadan kaldıran bağlayıcı taahhütlerin bu anlaşmaya dahil edilmesi gerekiyor. Plastiksiz Gelecek kampanyamızla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın plastik üretimini sınırlayan güçlü bir anlaşmayı desteklemesini talep ediyoruz."</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Özlem Gürpınarlı Güneş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kanal6haber.com/greenpeaceten-dikkat-ceken-rapor-bebek-mamalarinda-mikroplastik-skandali</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 11:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanal6habercom.teimg.com/crop/1280x720/kanal6haber-com/uploads/2026/05/greenpeace-tek-bir-ambalajda-11-binden-fazla-parcacik-tespit-edildi.jpg" type="image/jpeg" length="92136"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[9,5 yıllık araştırma: Yürüyüş ölüm riskini yüzde 83 azaltıyor]]></title>
      <link>https://www.kanal6haber.com/95-yillik-arastirma-yuruyus-olum-riskini-yuzde-83-azaltiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanal6haber.com/95-yillik-arastirma-yuruyus-olum-riskini-yuzde-83-azaltiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni bir araştırma, yürüyüşün süresinin kalp sağlığı ve ölüm riski üzerinde kritik etkiye sahip olduğunu ortaya koydu.
15 dakikayı aşan kesintisiz yürüyüşlerin sağlık açısından önemli avantajlar sağladığı belirlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir bilimsel araştırma, yürüyüşün yalnızca miktarının değil, nasıl yapıldığının da sağlık üzerinde belirleyici rol oynadığını ortaya koydu. Bulgulara göre, 15 dakikayı aşan kesintisiz yürüyüşlerin kalp hastalıkları ve ölüm riskini önemli ölçüde azalttığı belirlendi.</p>

<p><img alt="" height="448" src="https://kanal6habercom.teimg.com/kanal6haber-com/uploads/2026/05/a-person-practicing-mindfulness-while-walking-in-nature-promoting-brain-health-and-relaxation-photo-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>YÜRÜYÜŞ SÜRESİ SAĞLIKTA BELİRLEYİCİ FAKTÖR OLDU</h2>

<p>ABD merkezli Wall Street Journal’ın aktardığı araştırmada, yürüyüş süresinin sağlık üzerindeki etkileri detaylı şekilde incelendi. Çalışma, 2006–2010 yılları arasında Birleşik Krallık’taki geniş ölçekli bir sağlık veri tabanından seçilen yetişkin bireyler üzerinde gerçekleştirildi.</p>

<p>Günlük 8 bin adımın altında yürüyen katılımcılarla sınırlandırılan araştırmada, 40–79 yaş aralığında ve ortalama yaşı 62 olan hareketsiz bir grup incelendi. Katılımcıların günlük ortalama adım sayısının 5.165 olduğu kaydedildi.</p>

<h2>KESİNTİSİZ YÜRÜYÜŞTE DİKKAT ÇEKEN FARK</h2>

<p>Bulgular, yürüyüşün kısa ve bölünmüş şekilde yapılması yerine kesintisiz uzun periyotlar halinde yapılmasının daha fazla sağlık faydası sağladığını ortaya koydu. Özellikle en az 15 dakikalık yürüyüş yapan bireylerde ölüm riskinin belirgin şekilde düştüğü tespit edildi.</p>

<p>Araştırmaya göre, 5 dakikadan kısa yürüyüş yapanlara kıyasla uzun süreli yürüyüş yapanlarda ölüm riskinin yüzde 83, kardiyovasküler hastalık riskinin ise yüzde 68 oranında azaldığı belirlendi.</p>

<p><img alt="" height="400" src="https://kanal6habercom.teimg.com/kanal6haber-com/uploads/2026/05/is-walking-good-exercise-mh-04302026-7572f2.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<h2>KALP SAĞLIĞINDA ETKİLİ SONUÇLAR</h2>

<p>Araştırmanın yazarlarından Avustralya Sidney Üniversitesi Mackenzie Wearables Research Hub Direktörü Emmanuel Stamatakis, yürüyüşün toplam miktarından ziyade süresinin önemli olduğunu vurguladı. Stamatakis, özellikle hareketsiz bireylerin 10–15 dakikalık kesintisiz yürüyüşlerle önemli sağlık kazanımları elde edebileceğini ifade etti.</p>

<h2>9,5 YILLIK TAKİP VE VERİ ANALİZİ</h2>

<p>Toplam 33 bin 560 kişi, bir hafta boyunca ivmeölçer cihazlarla takip edildi ve fiziksel aktiviteleri detaylı olarak kaydedildi. Katılımcılar yürüyüş sürelerine göre farklı gruplara ayrıldı ve yaklaşık 9,5 yıl boyunca izlemeye alındı.</p>

<p>Araştırma sonuçları Annals of Internal Medicine dergisinde yayımlandı. Bulgular, yaşam tarzı ve sağlık durumu gibi faktörler dikkate alındığında dahi anlamlılığını korudu.</p>

<p>Oxford Üniversitesi’nden Prof. Aiden Doherty, çalışmanın önemli veriler sunduğunu ancak farklı ülkelerde benzer araştırmalarla desteklenmesi gerektiğini belirtti. Doherty, haftalık en az 150 dakika orta yoğunlukta fiziksel aktivitenin önemini hatırlatarak,<strong> “Her hareket önemlidir” </strong>değerlendirmesinde bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Kanal 6 Haber</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kanal6haber.com/95-yillik-arastirma-yuruyus-olum-riskini-yuzde-83-azaltiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 10:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanal6habercom.teimg.com/crop/1280x720/kanal6haber-com/uploads/2026/05/run-or-walk-1-1.jpg" type="image/jpeg" length="38030"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avrupa'da bel soğukluğu ve frengi vakalarında tarihi artış!]]></title>
      <link>https://www.kanal6haber.com/avrupada-bel-soguklugu-ve-frengi-vakalarinda-tarihi-artis</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanal6haber.com/avrupada-bel-soguklugu-ve-frengi-vakalarinda-tarihi-artis" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC), kıta genelinde bel soğukluğu ve frengi vakalarının son 10 yılın en yüksek seviyesine ulaştığını duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa’da cinsel yolla bulaşan bakteriyel enfeksiyonlar (CYBE) korkutucu bir hızla yayılıyor. ECDC'nin yayımladığı son rapora göre, özellikle bel soğukluğu ve frengi vakaları 2024 yılında tarihi bir rekor kırarak zirveye ulaştı.</p>

<p>ECDC Doğrudan Bulaşan ve Aşıyla Önlenebilir Hastalıklar Birimi Başkanı Bruno Ciancio, durumun ciddiyetini şu sözlerle özetledi:</p>

<blockquote>
<p>"Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar 10 yıldır kesintisiz bir yükselişteydi ve 2024'te rekor seviyeye ulaştı. Tedavi edilmeyen bu enfeksiyonlar; kronik ağrı, kısırlık, kalp ve sinir sistemi hastalıkları gibi çok ciddi komplikasyonlara yol açabilir."</p>
</blockquote>

<h2>BEL SOĞUKLUĞUNDA YÜZDE 303 PATLAMA!</h2>

<p>Euronews'da yer alan habere göre; raporda öne çıkan veriler, Avrupa genelindeki bulaşma hızının boyutunu gözler önüne seriyor:</p>

<ul>
 <li><strong>Bel Soğukluğu (Gonore):</strong> 2024 yılında 106.331 vaka kaydedildi. Bu sayı, 2015 yılına kıyasla <strong>yüzde 303'lük devasa bir artış</strong> anlamına geliyor ve kurumun takibe başladığı 2009 yılından bu yana görülen en yüksek oran.</li>
 <li><strong>Frengi (Sifiliz):</strong> Vakalar 2015 yılından bu yana <strong>iki kattan fazla artarak</strong> 45.577'ye yükseldi.</li>
 <li><strong>Klamidya:</strong> 213.443 vaka ile hâlâ en sık rapor edilen cinsel yolla bulaşan enfeksiyon olma özelliğini koruyor.</li>
</ul>

<p><img height="434" src="https://kanal6habercom.teimg.com/kanal6haber-com/uploads/2026/05/bel-soguklugunda-yuzde-303-patlama.jpg" width="800" /></p>

<h2>ERKEKLERDE ARTIŞ, KADINLARDA DÜŞÜŞ</h2>

<p>Bel soğukluğu vakaları incelendiğinde cinsiyetler arasında farklı bir grafik çiziliyor. Vakaların yüzde 7,9 oranında arttığı erkeklerde, en yoğun kümelenme <strong>25-34 yaş grubunda</strong> görüldü. Ayrıca 2024'teki bel soğukluğu vakalarının yarısından fazlasını hemcinsleriyle ilişkiye giren erkekler oluşturdu.</p>

<p>Kadınlarda ise genel vakalar yüzde 8,6 oranında düştü. Ancak en çok vakanın <strong>20-24 yaş arasındaki</strong> doğurganlık çağındaki genç kadınlarda görülmesi, üreme sağlığı riskleri nedeniyle uzmanları endişelendiriyor. Bel soğukluğunda en yüksek oranlara sahip ülkeler ise sırasıyla <strong>İrlanda, Malta, İzlanda, Lüksemburg, Danimarka ve İspanya</strong> oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="434" src="https://kanal6habercom.teimg.com/kanal6haber-com/uploads/2026/05/kadin-erkek-veriler.jpg" width="800" /></p>

<h2>BEBEKLERDE FRENGİ VAKALARI İKİYE KATLANDI</h2>

<p>Rapordaki en endişe verici başlık, hamilelik sırasında anneden fetüse geçen frengi virüsünü ifade eden "konjenital sifiliz" vakalarındaki dik artış oldu. Bebeklerde görülen frengi vakaları, 2023 yılına kıyasla <strong>yaklaşık iki katına</strong> çıktı.</p>

<p>Son 10 yılda en fazla bebekte frengi vakası bildiren ülkeler <strong>Bulgaristan (195), Portekiz (96) ve Macaristan (91)</strong> olarak sıralandı. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Avrupa şubesi, bu tamamen önlenebilir durum için 2030 yılına kadar "her 100.000 canlı doğumda 1 vakanın altına inme" hedefini koydu.</p>

<p><img height="640" src="https://kanal6habercom.teimg.com/kanal6haber-com/uploads/2026/05/bebeklerde-artis.jpg" width="800" /></p>

<h2>NEDEN BU KADAR HIZLI YAYILIYOR?</h2>

<p>Rapora dahil olmayan ancak verileri değerlendiren Barselona Klinik Hastanesi HIV/AIDS Birimi Başkanı Josep Mallolas, bu dramatik artışın arkasında yatan iki temel nedeni paylaştı:</p>

<ol>
 <li><strong>Korunma oranlarının düşmesi:</strong> Prezervatif kullanımı her geçen gün daha nadir hale geliyor ve giderek terk ediliyor.</li>
 <li><strong>Partner sayısındaki artış:</strong> Ergenlikten başlayarak 20'li yaşlara kadar uzanan genç nüfusta, cinsel ilişki sıklığından ziyade, cinsel partner sayısında gözle görülür bir artış var.</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Özlem Gürpınarlı Güneş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kanal6haber.com/avrupada-bel-soguklugu-ve-frengi-vakalarinda-tarihi-artis</guid>
      <pubDate>Sat, 23 May 2026 12:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanal6habercom.teimg.com/crop/1280x720/kanal6haber-com/uploads/2026/05/saglik-krizi-kapida-cinsel-yolla-bulasan-hastaliklarda-rekor-artis.jpg" type="image/jpeg" length="46527"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bayram sofralarında gizli risk: Aşırı protein tüketimi]]></title>
      <link>https://www.kanal6haber.com/bayram-sofralarinda-gizli-risk-asiri-protein-tuketimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanal6haber.com/bayram-sofralarinda-gizli-risk-asiri-protein-tuketimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban Bayramı’nda artan kırmızı et ve yüksek protein tüketimi, lif eksikliğiyle birleşince sindirim sorunlarına yol açabiliyor; denge öneriliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bayram döneminde kırmızı et ve hamur işi tatlı tüketimi artarken, fiziksel aktivitenin azalmasının sindirim sistemi üzerinde ciddi yük oluşturabildiğini belirten Medicana Çamlıca Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Pirçek, özellikle liften fakir beslenmenin bağırsak dengesini olumsuz etkileyebileceğini söyledi.</p>

<p>Sürekli kırmızı et ağırlıklı beslenmenin bağırsak mikrobiyotasını etkileyebildiğini ifade eden Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, <strong>"Fazla kırmızı et tüketimi bağırsaktaki faydalı bakterilerin azalmasına neden olabilir. Özellikle lif tüketiminin yetersiz olduğu bayram sofralarında şişkinlik, hazımsızlık ve kabızlık gibi sorunlar daha sık görülebiliyor. Bu nedenle et tüketimini sebzeler, yeşillikler ve tam tahıllarla dengelemek oldukça önemli" </strong>dedi.</p>

<p><img height="640" src="https://kanal6habercom.teimg.com/kanal6haber-com/uploads/2026/05/medicana-camlica-hastanesi-beslenme-ve-diyet-uzmani-deniz-pircek.jpg" width="800" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>ETİN YANINA LİFLİ BESİNLER EKLEYİN</h2>

<p>Et tüketiminin yanında lif açısından zengin besinlerin mutlaka sofrada bulunması gerektiğini belirten Uzm. Dyt. Deniz Pirçek; özellikle roka, maydanoz, semizotu ve marul gibi yeşilliklerin sindirim sistemini desteklediğini söyledi. Brokoli, enginar, karnabahar ve brüksel lahanası gibi yüksek lifli sebzelerin de bayram sofralarında daha fazla yer alması gerektiğini belirterek beyaz pirinç yerine bulgur, karabuğday veya kinoa gibi kompleks karbonhidratların tercih edilmesini önerdi.</p>

<p>Kuru baklagillerin de önemli bir lif kaynağı olduğunu ifade eden Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, <strong>"Mercimek, nohut, barbunya gibi besinler hem bağırsak sağlığını destekler hem de öğünlerin daha dengeli olmasına katkı sağlar"</strong> diye konuştu.</p>

<p><img height="533" src="https://kanal6habercom.teimg.com/kanal6haber-com/uploads/2026/05/side-view-lula-kebab-lavash-with-grilled-tomato-fresh-herbs-onion-spicies-wooden-board.jpg" width="800" /></p>

<h2>PROTEİNİN FAZLASI VÜCUDU YORAR</h2>

<p>Bayram sofralarında kontrolsüz şekilde artan protein tüketiminin vücutta sessiz bir yük oluşturabileceğini söyleyen Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, özellikle aşırı kırmızı et ve sakatat tüketiminin sindirim sistemini zorlayabildiğine dikkat çekti.</p>

<p>Pirçek, <strong>"Kırmızı et gibi yoğun protein kaynaklarının sindirimi daha uzun sürer. Lif tüketiminin yetersiz kalmasıyla birlikte gaz, şişkinlik ve kabızlık gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Ayrıca fazla protein tüketimi karaciğer ve böbreklerin çalışma yükünü artırabilir" </strong>ifadelerini kullandı.</p>

<p>Aşırı protein tüketiminin ürik asit seviyelerini yükselterek gut ataklarını tetikleyebileceğini de belirten Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "<strong>Bayram sonrası hissedilen halsizlik ve ağırlık hissi yalnızca tatlı tüketiminden değil yoğun protein yükünden de kaynaklanabiliyor" </strong>dedi.</p>

<h2>"BİR TABAK DAHA AL" MASUM GÖRÜNSE DE ZARAR</h2>

<p>Bayram sofralarının yalnızca yemek değil; aynı zamanda gelenek, paylaşım ve sosyal bağ anlamı taşıdığını da belirten Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, sosyal yeme baskısının da kontrolsüz tüketimi artırabildiğini söyledi.</p>

<p><img height="731" src="https://kanal6habercom.teimg.com/kanal6haber-com/uploads/2026/05/dinner-set-white-plates-containing-meat-vegetables.jpg" width="800" /></p>

<p>"‘Bir tabak daha al", "bayramda diyet mi olur?' gibi cümleler çoğu zaman masum görünse de kişiler üzerinde fark edilmeden baskı oluşturabildiğini söyledi ve özellikle aile ortamlarında ikramı reddetmenin bazı kişilerde suçluluk hissi oluşturabileceğine dikkat çekti. Bu durumun ise fiziksel açlıktan çok duygusal nedenlerle yeme davranışını tetikleyebildiğini belirten Pirçek, <strong>"Bayram sonrası hissedilen suçluluk duygusu çoğu zaman yeni bir kısır döngüye yol açabiliyor. Oysa önemli olan kusursuz beslenmek değil, dengeyi koruyabilmek ve bedenin sinyallerini fark edebilmek"</strong> şeklinde konuştu.</p>

<h2>DENGELİ BİR BAYRAM TABAĞI ÖNEMLİ</h2>

<p>Bayram sofralarında amaçlanan şeyin yalnızca protein tüketmek değil, öğünü dengelemek olduğunu vurgulayan Pirçek, ideal bir bayram tabağında etin yanında mutlaka sebze, salata ve kompleks karbonhidrat kaynaklarının bulunması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, <strong>"Et tüketiminin yanında bol yeşillik, sebze ve yeterli su tüketimi sindirim sistemini destekler. Bayram boyunca küçük porsiyonlarla ilerlemek, öğün dengesini korumak ve fiziksel aktiviteyi tamamen bırakmamak da oldukça önemlidir" </strong>dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kanal6haber.com/bayram-sofralarinda-gizli-risk-asiri-protein-tuketimi</guid>
      <pubDate>Sat, 23 May 2026 09:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanal6habercom.teimg.com/crop/1280x720/kanal6haber-com/uploads/2026/05/bayram-sofralarinda-gizli-risk-asiri-protein-tuketimi.jpg" type="image/jpeg" length="87478"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eli Lilly yeni ilacını duyurdu! "Retatrutide" ile ameliyatsız zayıflama]]></title>
      <link>https://www.kanal6haber.com/eli-lilly-yeni-ilacini-duyurdu-retatrutide-ile-ameliyatsiz-zayiflama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanal6haber.com/eli-lilly-yeni-ilacini-duyurdu-retatrutide-ile-ameliyatsiz-zayiflama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyaca ünlü ilaç firması Eli Lilly'nin yeni geliştirdiği "Retatrutide" isimli ilaç, klinik deneylerde mucizevi sonuçlar verdi. İlacı en yüksek dozda kullanan hastalar, ameliyata gerek kalmadan, iki yıl gibi bir sürede kilolarının neredeyse üçte birini (ortalama 38 kilo) vermeyi başardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık dünyası, obezite ve aşırı kilo mücadelesinde bugüne kadar görülmemiş bir başarıya tanıklık ediyor. Zepbound gibi popüler zayıflama ilaçlarının da üreticisi olan ilaç devi Eli Lilly, yeni nesil ilacı <strong>Retatrutide</strong>’in merakla beklenen son aşama (Faz 3) sonuçlarını paylaştı. Vücuttaki üç farklı açlık ve metabolizma hormonunu aynı anda harekete geçiren bu yeni formül, tıp dünyasında "ameliyatsız zayıflamada ulaşılan en yüksek başarı" olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>[related-posts id="92735" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<h2>SONUÇLAR ŞAŞIRTICI</h2>

<p>Eli Lilly and Company şirketinin paylaştığı basın bültenine göre; Diyabeti olmayan ancak ileri derece kilo problemi yaşayan yüzlerce kişi üzerinde yapılan araştırmada, ilacın dozu arttıkça elde edilen başarı da katlandı.</p>

<p>Haftalık iğne şeklinde uygulanan tedavide hastaların ulaştığı sonuçlar ezber bozdu:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>80 Haftalık (Yaklaşık 1,5 yıl) Süreçte:</strong> En yüksek dozu (12 mg) kullananlar ortalama <strong>32 kilo</strong> (vücut ağırlıklarının %28,3'ünü) verdi.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>104 Haftalık (2 yıl) Süreçte:</strong> Tedaviye uzun süre devam eden ve kilosu daha fazla olan hastalar tam <strong>38,5 kilo</strong> hafifledi. Bu da vücutlarının %30,3'ünün erimesi anlamına geliyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Bel Çevresi İncildi:</strong> En yüksek dozu alan hastaların bel çevresi ortalama <strong>24 santimetre</strong> birden inceldi.</p>
 </li>
</ul>

<p><img height="546" src="https://kanal6habercom.teimg.com/kanal6haber-com/uploads/2026/05/retatrutide-sonuclar.jpg" width="800" /></p>

<p>Uzmanlar, bugüne kadar hiçbir ilacın tek başına vücut ağırlığının yüzde 30'unu kaybettiremediğini, bu oranların ancak mide küçültme ameliyatlarıyla yakalanabildiğini belirtiyor. Yale Üniversitesi Obezite Araştırma Merkezi Direktörü Dr. Ania Jastreboff şunları söylüyor:</p>

<blockquote>
<p><strong>"Obezite, iradesizlik değil kronik bir hastalıktır. Bu yüzden hastaların vücut biyolojisine doğrudan etki edecek güçlü çözümlere ihtiyacı vardı. En yüksek dozu alan ciddi obezite hastalarının iki yıl içinde kilolarının neredeyse üçte birini verdiğini görmek tek kelimeyle büyüleyici. Bu ilaç sadece kilo kaybettirmiyor, metabolizmayı kökten iyileştirerek hastanın hayatını değiştiriyor."</strong></p>
</blockquote>

<h2>HASTALARIN YARISI "OBEZİTE" SINIRININ ALTINA DÜŞTÜ</h2>

<p>Araştırmanın en sevindirici yanlarından biri de ilacın hastaları sadece zayıflatmakla kalmayıp, onları "sağlıklı" sınıra taşıması oldu. En yüksek dozu kullanan her 10 hastadan neredeyse 7’si, tedavi sonunda klinik olarak "obez" kategorisinden çıkıp "hafif kilolu" veya "normal kilolu" seviyesine geriledi.</p>

<p>Düşük dozlarda bile etkili olan ilacın, plasebo (boş iğne) verilen grupla kıyaslandığında, yan etkiler yüzünden yarıda bırakılma oranının çok düşük olması da tedavinin ne kadar konforlu olduğunu kanıtladı.</p>

<p><img height="1067" src="https://kanal6habercom.teimg.com/kanal6haber-com/uploads/2026/05/hastalarin-yarisi-obezite-sinirinin-altina-dustu.jpg" width="800" /></p>

<h2>KİLO HARİCİNDE BAŞKA FAYDALARI DA VAR</h2>

<p>Aşırı kilonun tetiklediği birçok ölümcül risk de bu ilaçla birlikte ortadan kalkıyor. Klinik veriler, Retatrutide kullanan hastaların sadece zayıflamadığını, aynı zamanda şu hayati faydaları sağladığını gösterdi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek tansiyon (sistolik kan basıncı) normale dönüyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kötü kolesterol ve yağlanmaya sebep olan trigliserid oranları ciddi şekilde düşüyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vücuttaki gizli iltihaplanmayı gösteren değerler (hsCRP) temizleniyor.</p>
 </li>
</ul>

<p> </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Özlem Gürpınarlı Güneş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kanal6haber.com/eli-lilly-yeni-ilacini-duyurdu-retatrutide-ile-ameliyatsiz-zayiflama</guid>
      <pubDate>Sat, 23 May 2026 08:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanal6habercom.teimg.com/crop/1280x720/kanal6haber-com/uploads/2026/05/obezite-tedavisinde-ezber-bozan-gelisme-104-haftada-38-kilo.jpg" type="image/jpeg" length="11823"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avrupa Birliği: Hantavirüs için aşı ve tedavi çalışmaları sürüyor]]></title>
      <link>https://www.kanal6haber.com/avrupa-birligi-hantavirus-icin-asi-ve-tedavi-calismalari-suruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanal6haber.com/avrupa-birligi-hantavirus-icin-asi-ve-tedavi-calismalari-suruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa Birliği (AB) Komisyonunun Sürdürülebilir Ulaştırma ve Turizmden Sorumlu Üyesi Apostolos Tzitzikostas, hantavirüs vakalarının şu aşamada geniş çaplı bir salgının başlangıcına işaret etmediğini ancak AB'de aşı ve tedavi geliştirmeye yönelik çalışmaların sürdüğünü söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa Birliği (AB) Komisyonunun Sürdürülebilir Ulaştırma ve Turizmden Sorumlu Üyesi Apostolos Tzitzikostas, Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Hollanda bandralı MV Hondius adlı yolcu gemisinde ortaya çıkan hantavirüs salgınına ilişkin AB'nin müdahalesini değerlendirdi.</p>

<p>Şu ana kadar 11 vakanın tespit edildiğini, bunlardan 9’unun Andes hantavirüsü olarak laboratuvar testleriyle doğrulandığını belirten Tzitzikostas, salgında 3 kişinin hayatını kaybettiğini, 2 hastanın yoğun bakımda tedavisinin sürdüğünü söyledi.</p>

<p><img height="533" src="https://kanal6habercom.teimg.com/kanal6haber-com/uploads/2026/05/apostolos-tzitzikostas.jpg" width="800" /></p>

<h2>"GENİŞ ÇAPLI BİR SALGININ İŞARETİ YOK"</h2>

<p>Tzitzikostas, tüm şüpheli ve doğrulanmış vakaların sıkı tıbbi gözetim altında izole edildiğini ifade ederek, "Şu aşamada daha geniş çaplı bir salgının başlangıcını gördüğümüze dair herhangi bir işaret yok." dedi.</p>

<p>[related-posts id="91349" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<p>Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezinin (ECDC), Avrupa’daki genel nüfus için riski "çok düşük" olarak değerlendirdiğini kaydeden Tzitzikostas, AB sağlık ve sivil koruma mekanizmalarının hızlı biçimde devreye sokulduğunu anlattı.</p>

<p>[related-posts id="93988" color="bg-primary"][/related-posts]</p>

<p>Tzitzikostas, İspanya’nın yardım talebi üzerine 6 Mayıs’ta AB Sivil Koruma Mekanizması’nın aktive edildiğini belirterek, Tenerife Adası'ndan Avrupa’daki hastanelere 70’ten fazla yolcu ve mürettebatın tahliye edildiğini, bunların 40’tan fazlasının AB vatandaşı olduğunu ifade etti.</p>

<h2>DSÖ İLE YAKIN TEMAS</h2>

<p>Virüsün uzun kuluçka süresi nedeniyle önümüzdeki haftalarda yeni vakaların görülebileceği uyarısında bulunan Tzitzikostas, Avrupa Komisyonu’nun Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), ECDC ve üye ülkelerle yakın temas halinde çalışmayı sürdürdüğünü söyledi.</p>

<p>[related-posts id="94244" color="bg-primary"][/related-posts]</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tzitzikostas, AB’de hantavirüslere karşı onaylanmış bir aşı veya özel tedavi bulunmadığını belirterek, "Hantavirüslere karşı umut vadeden aşı ve tedavi yöntemleri geliştiriyoruz." diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kanal6haber.com/avrupa-birligi-hantavirus-icin-asi-ve-tedavi-calismalari-suruyor</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 14:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanal6habercom.teimg.com/crop/1280x720/kanal6haber-com/uploads/2026/05/avrupa-birligi-hantavirus-icin-asi-ve-tedavi-calismalari-suruyor.jpg" type="image/jpeg" length="95287"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Durham Üniversitesi'nden yeni bir araştırma! Hamilelikteki beslenme alışkanlığı damak tadını şekillendiriyor]]></title>
      <link>https://www.kanal6haber.com/durham-universitesinden-yeni-bir-arastirma-hamilelikteki-beslenme-aliskanligi-damak-tadini-sekillendiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanal6haber.com/durham-universitesinden-yeni-bir-arastirma-hamilelikteki-beslenme-aliskanligi-damak-tadini-sekillendiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Durham Üniversitesi'nde yapılan araştırmada, bebeklerin anne karnındayken deneyimledikleri acı veya tatlı aromaları unutmadıklarını ve bu durumun doğum sonrası yemek tercihlerini doğrudan şekillendirdiğini ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Durham Üniversitesi'nin psikoloji departmanı liderliğinde yürütülen yeni bir bilimsel çalışma, çocuklarda sağlıklı beslenme alışkanlıklarının temellerinin henüz doğum gerçekleşmeden atılabileceğini kanıtladı.</p>

<p>Araştırma sonuçlarına göre, anne karnındayken belirli sebze aromalarına maruz kalan çocuklar, büyüdüklerinde bu sebzelerin kokularına karşı çok daha az olumsuz tepki veriyor. Uzmanlar, bu bulguların çocuklarda erken yaşta sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazandırmak için kritik bir dönüm noktası olabileceğini belirtiyor.</p>

<p><img height="534" src="https://kanal6habercom.teimg.com/kanal6haber-com/uploads/2026/05/anastasiia-chepinska-b7-j-vo5y3g-l8-unsplash-1.jpg" width="800" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>Görsel: Unsplash</i></p>

<h2>ULTRASONDAN 3 YAŞINA UZANAN TAKİP</h2>

<p>Araştırmacılar, anne karnındaki evreden başlayarak titiz bir takip süreci yürüttü. Çalışma kapsamında, 12 çocuğun 3 yaşına geldiklerinde tatlı bir aroma olan havuca ve acımsı bir aroma olan kale verdikleri yüz ifadeleri ve tepkiler incelendi.</p>

<p>Aynı çocukların geçmiş verilerini de inceleyen bilim insanları, bebeklerin anne karnındaki (ultrason görüntülerindeki) ve doğumdan üç hafta sonraki tepkilerini içeren iki eski çalışmayı bu araştırmayla birleştirdi. Böylece tıp literatüründe nadir görülen uzun soluklu bir takip zinciri oluşturuldu.</p>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="315" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/HfO5gMt9coU?si=Pmnds2cTOfg_ajHN" title="YouTube video player" width="560"></iframe></p>

<h2>SEBZELERİN TOZ KAPSÜLLERİ DENENDİ</h2>

<p>Deney, hamilelik döneminde kontrollü bir şekilde yürütüldü. Gebelikleri sırasında takviye olarak havuç tozu kapsülü kullanan annelerin çocukları, 3 yaşına geldiklerinde havuç kokusuna karşı neredeyse hiç rahatsızlık belirtisi göstermedi.</p>

<p>Benzer şekilde, hamilelikte kale tozu kapsülü tüketen annelerin çocukları da normalde çocukların mesafeli yaklaştığı bu acımsı sebzenin kokusuna karşı çok daha az olumsuz reaksiyon verdi.</p>

<p><i><img height="267" src="https://kanal6habercom.teimg.com/kanal6haber-com/uploads/2026/05/carrot-child-slideshow-web.jpg" width="800" /></i></p>

<p><i>Görsel: Durham Üniversitesi</i></p>

<h2>HAMİLELİĞİN SON AYLARI DAMAK TADINI BELİRLİYOR</h2>

<p>Elde edilen son bulgular, gebeliğin son dönemlerinde maruz kalınan aromaların, çocuklarda uzun vadeli bir koku ve lezzet hafızası oluşturduğu tezini güçlü bir şekilde destekliyor. Anne karnında başlayan bu duyusal deneyim, doğum sonrasında neyin sevilip neyin sevilmeyeceğini belirleyen gizli bir kod haline geliyor.</p>

<p><img height="267" src="https://kanal6habercom.teimg.com/kanal6haber-com/uploads/2026/05/kale-child-slideshow-web.jpg" width="800" /></p>

<p><i>Görsel: Durham Üniversitesi</i></p>

<h2>SIRADA NE OLACAK?</h2>

<p>Bilim insanları, bu koku hafızasının çocukların sadece tepkilerini mi yumuşattığını, yoksa doğrudan sebze tüketim miktarını artırıp artırmadığını netleştirmek istiyor. Bir sonraki aşamada, anne karnındaki bu erken tanışmanın, çocukların tabaklarındaki sebzeleri iştahla yiyip yememeleri üzerinde ne kadar etkili olduğu araştırılacak.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Özlem Gürpınarlı Güneş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kanal6haber.com/durham-universitesinden-yeni-bir-arastirma-hamilelikteki-beslenme-aliskanligi-damak-tadini-sekillendiriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 11:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanal6habercom.teimg.com/crop/1280x720/kanal6haber-com/uploads/2026/05/cocugunuzun-yemek-secme-nedeni-anne-karninda-sakli-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="80742"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hastanelerde polen yoğunluğu: Griple karıştırılan belirtiler astıma yol açabilir]]></title>
      <link>https://www.kanal6haber.com/hastanelerde-polen-yogunlugu-griple-karistirilan-belirtiler-astima-yol-acabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanal6haber.com/hastanelerde-polen-yogunlugu-griple-karistirilan-belirtiler-astima-yol-acabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bahar aylarının gelmesiyle birlikte polen alerjisi şikayetleri nedeniyle hastanelere başvurularda ciddi artış yaşanıyor. Uzmanlar, sıklıkla grip ile karıştırılan polen alerjisinin hafife alınmaması gerektiğini belirterek, tedavi edilmeyen vakaların alt solunum yollarına inerek astım krizlerine yol açabileceği konusunda uyarıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Polenler bitkilerin üreme döneminde havaya yayılan tanecikler olarak ifade edilirken çoğunlukla ilkbaharda insanları etkiliyor. Uzmanlar, yaz sonu ve sonbaharda ise genellikle yabani otların polen üretmeye başladığını söylerken polen alerjisine karşı önemli uyarılarda bulundu. Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Dr. Aysun Aynacı, polenlerin kaşıntı, peş peşe hapşırık, burun akıntısı, öksürük, gözlerde kızarıklık ve kaşıntı gibi belirtiler ortaya çıkardığını belirtirken tanı ve tedavi süreçlerine yönelik bilgi verdi. Uzm. Dr. Aysun Aynacı, son dönemlerdeki başvurulara ilişkin de konuştu.</p>

<h2>"ÇOCUKLAR, YAŞLILAR, KRONİK HASTALIĞI OLANLARDA DAHA AĞIR SEYREDER"</h2>

<p>‘Polen bitkilerin üremek için oluşturduğu toz tanecikleri' diyerek sözlerine başlayan Uzmanı Dr. Aysun Aynacı, <strong>"Özellikle çayır, çimen, yabani ot ve ağaçlardan kaynaklanır. Bahar, yaz aylarında şikayetler ortaya çıkartır. Rüzgarla havaya karışır, yatkınlığı olan kişilerde semptomlara sebep olur. Burun akıntısı, kaşıntısı, hapşırma, göz sulanması, gözlerde kaşıntı, kızarma, yanma, burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, yanma ve bazı durumlarda alt solunum yollarını etkileyerek nefes darlığı, hırıltı, hışıltı, öksürük, astım krizine kadar yol açabilen ciddi semptomlara sebep olabilir. Astımlı hastaların polen zamanında alerjik şikayetleri daha fazla olur, astım ataklarına neden olabilir. Çocuklar, yaşlılar, kronik hastalığı olanlarda şikayetler daha ağır seyreder. Çoğu zaman grip gibi şeylerle karışıyor. Ateş olmadığı sürece, mevsim boyunca devam ederse ve her yıl tekrarlarsa bu polen alerjisiyle uyumlu. Böyle bir durumda alerji uzmanına başvurmalarını öneriyoruz"</strong> dedi.</p>

<p><img alt="Alerji Hapsirik" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://kanal6habercom.teimg.com/kanal6haber-com/uploads/2026/04/alerji-hapsirik.png" width="800" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"MUTLAKA KIYAFETLERİNİ DEĞİŞTİREREK, DUŞ ALARAK, POLENLERİ UZAKLAŞTIRMALARI GEREKİYOR"</h2>

<p>Tedaviye ilişkin bilgi veren Uzm. Dr. Aynacı,<strong> "Tedavi noktasında burun spreyleri, göz damlaları, alerji hapları astımlı hastalarda özellikle cihazlarla kullanılabilen astım ilaçları semptomlarını gidermede oldukça etkili. Ayrıca polene yönelik tedaviler uygulanabiliyor, tamamen kişiye özel planlanıyor. Alerji aşısı dediğimiz bazı tedavi yöntemleriyle kontrol altına alınabiliyor. Kuru, rüzgarlı havalarda, sabah saatlerinde mümkün olduğunca çayır, çimenden uzak durmaları gerekiyor, mecburen çıkılacaksa koruyucu önlemler; şapka, gözlük, uzun kollu kıyafetler kullanılarak eve geldiklerinde de mutlaka kıyafetlerini değiştirerek, duş alarak, polenleri uzaklaştırmaları gerekiyor. Ev içerisinde de sabahları kuru ve rüzgarlı havalarda havalandırma amaçlı pencerelerinin açılmaması faydalı"</strong> şeklinde konuştu.</p>

<h2>"'ÖNEMLİ DEĞİL' DENEREK ALT SOLUNUM YOLLARINI DA TUTAN BİR SORUN HALİNE GELEBİLİYOR"</h2>

<p>Sosyal medyadan alerjilere karşı önerilere yönelik konuşan Aynacı, <strong>"İçeriğini bilemediğimiz ürünler alerjisini gidermek yerine daha büyük alerjik reaksiyonlara yol açabilir. Çok tehlikeli buluyorum, tıp ehli olmayan kişilerin çeşitli, ilaç adı altında önerdikleri şeylerin faydadan daha çok zarar getireceğine alerjik reaksiyonlara tehlikeli boyutta zemin hazırlayabileceğini düşünüyorum. Kimi zaman alerjilerinin farkında değiller, genellikle semptomlarını çok önemsemiyorlar, gelir geçer olarak düşünüyorlar. ‘Normal bir polen alerjisi önemli değil' şeklinde davranıyorlar ama bu ilerleyen süreçlerde her geçen yıl daha da ağırlaşıp sonrasında alt solunum yollarını da tutan bir sorun haline gelebiliyor. Polen alerjileri yaz döneminde de devam ediyor hatta bazı polenler var, ağustos gibi ortaya çıkıyor; yabani ot polenleri. Ağustos, eylül, ekim, kasım aylarında hastanın özellikle şikayet ortaya çıkarmasına sebep oluyor. İlkbaharda olmadığı için hastalar tarafından çok polenmiş gibi hissedilmiyor ve ne olduğunu anlamadan bize geliyor. Yabani otların bazıları özellikle sonbaharda etki gösteriyor ve bunlar da polen alerjisi"</strong> ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Polen Alerjisi-1" class="detail-photo img-fluid" height="451" src="https://kanal6habercom.teimg.com/kanal6haber-com/uploads/2026/05/polen-alerjisi-1.png" width="800" /></p>

<h2>"ŞİKAYETLERİ DAHA ÇOK ARTTI O YÜZDEN DE BAŞVURULAR ARTTI"</h2>

<p>‘Her zaman sağlıklı beslenmeyi öneriyoruz' diyen Aynacı, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<blockquote>
<p>"Katkı maddeli besinler, çok fazla fast food tüketmek hiçbir zaman istediğimiz şeyler değil. Hem alerjiye yatkınlığı artırıyor hem de alerjik reaksiyonlara sebep oluyor. Kapalı alanlarda kalınca ev tozunun etkisi çok fazla artıyor. Yaz kış çok fark etmiyor. Bahar aylarında özellikle polen alerjisi çok miktarda geliyor, bu aralar çayır, çimen polenleri çok görüyoruz ama kendi adıma servi ağacının polenini de çok görmeye başlıyorum. Bazıları farkında, ‘Alerjim var' diyerek geliyor. Çeşitli testler yapıyoruz, bazıları kan testi, bazıları koldan yapılan testler. Bunları yapıp hastanın alerjisini doğruluyoruz. Neye karşı alerjisi olduğunu buluyoruz sonrasında tedavisini düzenliyoruz. Hastanın şikayetleri geçtikçe alt solunum yollarına inmeyip astım gelişmesini bir nebze önlüyor. Alerji aşıları, immüno terapi dediğimiz yöntemle polene, ev tozuna ya da evcil hayvana karşı hastanın alerjisini ortadan kaldırmayı hedefliyoruz. Poliklinikte özellikle şu dönemde polen alerjileri çok daha fazla, 2 ay öncesinde ev tozu alerjileri daha fazlaydı. Bu dönemde polenler daha fazla gelmeye başladı çünkü şikayetleri daha çok arttı o yüzden de başvurular arttı. Hastalar şikayetleri olmayınca genelde zaten başvurmuyorlar"</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Batuhan Börcan</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kanal6haber.com/hastanelerde-polen-yogunlugu-griple-karistirilan-belirtiler-astima-yol-acabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanal6habercom.teimg.com/crop/1280x720/kanal6haber-com/uploads/2026/04/polen-alerjisi.jpg" type="image/jpeg" length="41363"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Obezitede ezber bozan rapor! Ülkelere göre son veriler...]]></title>
      <link>https://www.kanal6haber.com/obezitede-ezber-bozan-rapor-ulkelere-gore-son-veriler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanal6haber.com/obezitede-ezber-bozan-rapor-ulkelere-gore-son-veriler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyanın en saygın bilim dergilerinden Nature’da yayımlanan ve 232 milyon kişinin sağlık verilerini inceleyen çığır açıcı yeni bir araştırma, küresel obezite haritasında radikal bir makas değişimini ortaya koydu. Gelişmiş batı ülkelerinde obezite artış hızı duraklama evresine girerken, düşük ve orta gelirli ülkelerde salgın korkutucu bir ivmeyle tırmanmaya devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>NCD Risk Faktörleri İş Birliği (NCD-RisC) tarafından yürütülen bu geniş kapsamlı araştırma, 1980-2024 yılları arasında 200 ülke ve bölgede gerçekleştirilen 4 bin 50 nüfus tabanlı çalışmanın sonuçlarına dayanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, obezite oranlarını yalnızca on yıllık uzun periyotlarla karşılaştırmak yerine, salgının yıllık mutlak değişim hızını ("velocity") ölçerek küresel dinamikleri ilk kez bu kadar hassas bir şekilde mercek altına aldılar. Araştırmada obezite tanımı; yetişkinler için Vücut Kitle İndeksinin (VKİ) 30 kg ve üzerinde olması, çocuk ve ergenler için ise Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) büyüme referans değerlerinin iki standart sapma üzerinde bulunması esasına göre yapıldı.</p>

<p>Obezitenin kardiyovasküler, böbrek, karaciğer ve solunum yolu hastalıkları, diyabet, bazı kanser türleri ve nöropsikiyatrik bozukluklar gibi ciddi sağlık risklerini doğrudan artırdığı biliniyor.</p>

<h2>ÇOCUK VE GENÇLERDE DURUM NASIL?</h2>

<p>Çalışmanın en dikkat çekici bulgularından biri, yüksek gelirli batı ülkelerindeki okul çağındaki çocuk ve ergenlerde (5-19 yaş) obezite artış hızının 1990'lı yıllardan itibaren yavaşlamaya başlaması ve ardından bir duraklama evresine girmesidir. Ancak bu duraklama, ülkeler arasında ciddi oran farklarıyla gerçekleşti.</p>

<p>Örneğin, yaşa göre standardize edilmiş obezite oranları Japonya, Danimarka ve Fransa'daki kız çocuklarında yüzde 3-4 gibi oldukça düşük seviyelerde sabitlenirken, ABD'deki erkek çocuklarında bu oran yüzde 23 gibi son derece yüksek bir endemik seviyede düzlüğe ulaştı. İtalya, Portekiz ve Fransa gibi bazı batı Avrupa ülkelerinde ise 2000'li yıllardan bu yana çocuk ve ergen obezitesinde hafif gerileme sinyalleri (negatif artış hızı) kaydedildi. Bu durumun istisnaları ise obezitenin istikrarlı bir şekilde artmaya veya hızlanmaya devam ettiği Avustralya, Finlandiya ve İsveç oldu.</p>

<p><img height="533" src="https://kanal6habercom.teimg.com/kanal6haber-com/uploads/2026/05/cocuklar-ve-gencler-obezite.png" width="800" /></p>

<h2>YETİŞKİNLERDE MAKAS 10 YIL SONRA KAPANDI</h2>

<p>Yetişkin nüfusta obezite artışının yavaşlaması ve duraklaması, çocuklardakinden yaklaşık on yıl sonra, yani 2000'li yılların başında veya sonrasında gerçekleşti. Kıta Avrupası'nda yetişkin obezite oranları 2024 yılı itibarıyla genellikle yüzde 25'in altında (Fransa'da yüzde 11 kadar düşük) seyrederken; İngiltere, Kanada ve ABD gibi İngilizce konuşulan yüksek gelirli ülkelerde bu oran yüzde 25 ile yüzde 43 arasında değişen çok daha yüksek seviyelerde sabitlendi. İspanya gibi bazı ülkelerde ise yetişkin obezitesinde az da olsa bir geri dönüş ve azalma eğilimi gözlendi.</p>

<p><img height="533" src="https://kanal6habercom.teimg.com/kanal6haber-com/uploads/2026/05/yetiskinlerde-10-yil.png" width="800" /></p>

<h2>GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE DURDURULAMAZ YÜKSELİŞ</h2>

<p>Gelişmiş ülkelerdeki bu durağanlığa tezat olarak; Asya, Afrika, Latin Amerika, Karayipler ve Pasifik ada ülkelerinde obezite oranları adeta kontrolden çıkmış durumda.</p>

<p>Düşük ve orta gelirli birçok ülkede yıllık obezite artış hızı sabit kalırken veya hızlanırken, buralardaki toplam obez nüfus oranı gelişmiş ülkelerin seviyesini çoktan geride bıraktı. İncelenen 200 ülkenin 110'unda kız çocukları, 91'inde ise erkek çocukları için 2024 yılındaki obezite artış hızı, 1980'den bu yana kaydedilen en yüksek seviyeye ulaştı.</p>

<p><img height="533" src="https://kanal6habercom.teimg.com/kanal6haber-com/uploads/2026/05/obesity-gelismekte-olan-ulkeler.png" width="800" /></p>

<p>Çocuklarda en kritik yıllık artışlar kızlarda Tonga ve Samoa'da, erkeklerde ise Peru'da (yıllık 0.9 yüzde puanlık artışla) görüldü. Yetişkinlerde ise obezite oranı Pasifik ada ülkelerinden Tonga ve Cook Adaları'nda yüzde 65'i aşarken, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Latin Amerika'daki birçok ülkede yüzde 35'in üzerine tırmandı. Gelişmiş batı dünyasından bu yüksek artış hızlarına yaklaşan tek istisna, yetişkin kadınlarda Finlandiya oldu.</p>

<h2>GIDA TEKNOLOJİLERİ VE EKONOMİK DÖNÜŞÜMÜN ETKİSİ</h2>

<p>Bilim insanları, bu keskin küresel farklılığın temelinde sosyo-ekonomik ve teknolojik faktörlerin yattığını vurguluyor. Gelişmiş ülkelerdeki gıda bulunabilirliği, satın alınabilirlik ve bilinç düzeyindeki değişimler salgının kontrol altına alınmasına yardımcı oldu. Buna karşılık gelişmekte olan ülkelerde durum çok daha yapısal sebeplere dayanıyor:</p>

<ul>
 <li>Gıda üretimi, işleme, depolama ve nakliye teknolojilerindeki değişimler gıda maliyetlerini ve erişilebilirliğini radikal şekilde etkiledi.</li>
 <li>Ülkelerin ve hanelerin ekonomik kaynaklarının artmasıyla birlikte, beslenme alışkanlıkları hızla geleneksel gıdalardan endüstriyel ve işlenmiş gıdalara kaydı.</li>
 <li>Kurumsal ve ticari uygulamalar, agresif pazarlama stratejileri ve yetersiz mali ya da düzenleyici politikalar, sağlıksız gıdaların ucuzlamasına ve yaygınlaşmasına yol açtı.</li>
</ul>

<h2>KÜRESEL SAĞLIK POLİTİKALARI İÇİN ACİL EYLEM ÇAĞRISI</h2>

<p>Araştırmacılar, obeziteyi tek bir küresel salgın olarak genellemenin ülkeler arasındaki bu derin ve heterojen dinamikleri maskelediği uyarısında bulunuyor. Gelişmiş ülkelerde salgın durağanlaşarak belirli bir endemik hal alırken, düşük ve orta gelirli ülkelerin acil ve kapsamlı politika müdahalelerine ihtiyacı var.</p>

<p>Uzmanlar; beslenme ve kamu sağlığı programlarının önceliklendirilmesi, gıda fiyatları ve bulunabilirliğini etkileyecek düzenleyici (mali/yasal) politikaların devreye sokulması, kilo verme ilaçları ile bariatrik cerrahi gibi sağlık hizmetlerine erişimin küresel adaletsizliği derinleştirmeyecek şekilde planlanması gerektiğini belirtiyor. Sadece bireysel bilgilendirmeye dayalı politikaların yetersiz kalacağı, özellikle gelişmekte olan ülkelerde gıda tedarik zincirini ve sağlıklı beslenmeyi destekleyecek yapısal reformların şart olduğu vurgulanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Özlem Gürpınarlı Güneş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kanal6haber.com/obezitede-ezber-bozan-rapor-ulkelere-gore-son-veriler</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 12:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanal6habercom.teimg.com/crop/1280x720/kanal6haber-com/uploads/2026/05/232-milyon-kisinin-verileri-incelendi-obezitede-cografya-degisiyor.jpg" type="image/jpeg" length="23010"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aynadaki o değişim artık bilimsel: İnsan vücudu iki farklı yaşta aniden yaşlanıyor]]></title>
      <link>https://www.kanal6haber.com/aynadaki-o-degisim-artik-bilimsel-insan-vucudu-iki-farkli-yasta-aniden-yaslaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanal6haber.com/aynadaki-o-degisim-artik-bilimsel-insan-vucudu-iki-farkli-yasta-aniden-yaslaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Stanford Üniversitesi tarafından yapılan kapsamlı araştırma, yaşlanmanın kademeli bir süreç olmadığını ve insan vücudunun 44 ile 60 yaşlarında iki büyük ani kırılma yaşadığını ortaya koydu.
Bilim insanları, moleküler düzeyde gerçekleşen bu ani sıçramaların ardından Alzheimer ve kalp-damar hastalıkları gibi ciddi sağlık risklerinin de dikey bir tırmanışa geçtiğini saptadı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaşlanmanın zamana yayılan, yavaş ve kademeli bir süreç olduğuna dair yaygın inanış, bilim dünyasından gelen son araştırma ile sarsıldı. Stanford Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen kapsamlı bir çalışma, insan biyolojisinin doğrusal bir hat izlemediğini, aksine 44 ve 60 yaşlarında iki büyük ve ani yaşlanma dalgası yaşadığını ortaya koydu. Moleküler düzeyde yapılan incelemeler, bireylerin aynaya baktıklarında hissettikleri ani yaşlanma algısının bir yanılsama olmadığını bilimsel olarak kanıtladı.</p>

<p><img alt="" height="578" src="https://kanal6habercom.teimg.com/kanal6haber-com/uploads/2026/05/fotoramio-2026-05-18t114847812.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>YAŞLANMA SÜRECİNDE İKİ BÜYÜK KRİTİK DÖNÜM NOKTASI</h2>

<p>Stanford Üniversitesi Genetik Uzmanı Michael Snyder ve ekibinin yürüttüğü araştırma, insan ömrü boyunca biyolojik yapının iki keskin virajdan geçtiğini gösteriyor. Elde edilen verilere göre, ilk büyük moleküler değişim dalgası ortalama 44 yaşında, ikinci büyük kırılma ise 60 yaş civarında meydana geliyor. Uzmanlar, incelenen molekül sınıflarının neredeyse tamamında, bu iki spesifik yaş döneminde oldukça dramatik ve ani sıçramalar kaydedildiğini vurguluyor.</p>

<h2>KRONİK HASTALIK RİSKLERİ KADEMELİ DEĞİL ANİDEN ARTIYOR</h2>

<p>Yaşlanmaya bağlı kronik hastalıkların önüne geçebilmek ve daha etkin tedavi protokolleri geliştirebilmek amacıyla yürütülen çalışmada, yaşları 25 ile 70 arasında değişen 108 yetişkin yıllar boyunca yakından takip edildi. Katılımcılardan düzenli aralıklarla alınan biyolojik örnekler üzerinden RNA, proteinler, lipidler ve vücut mikrobiyomları dahil olmak üzere 135 binden fazla biyolojik parametre analiz edildi.</p>

<p>Milyarlarca veri noktasının incelenmesi sonucunda, Alzheimer ve kalp-damar hastalıkları gibi fonksiyonel rahatsızlıkların riskinin zaman içinde yavaş yavaş artmadığı, aksine bu iki kritik yaş sınırından sonra dikey bir tırmanışa geçtiği saptandı. Araştırma kapsamında takip edilen moleküllerin yaklaşık yüzde 81'inin, bu iki dönemden en az birinde radikal değişimler geçirdiği gözlendi.</p>

<p><img alt="" height="533" src="https://kanal6habercom.teimg.com/kanal6haber-com/uploads/2026/05/fotoramio-2026-05-18t115230803.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<h2>44 VE 60 YAŞLARINDA VÜCUTTA NELER DEĞİŞİYOR?</h2>

<p>44 yaş civarında gözlenen ilk biyolojik kırılmada özellikle lipid (yağ), kafein ve alkol metabolizması ile ilgili moleküllerin yanı sıra deri ve kas dokularındaki değişimlerin zirve yaptığı belirlendi. Araştırmacılar ilk etapta 40'lı yaşların ortasındaki bu ani dalgalanmanın kadınlardaki menopoz süreciyle bağlantılı olabileceğini öngörse de, yapılan analizler erkeklerin de aynı yaşta benzer moleküler kırılmalar yaşadığını ortaya koydu. Bu durum, her iki cinsiyeti de eş zamanlı etkileyen daha baskın biyolojik faktörlerin varlığını kanıtlıyor.</p>

<p>60 yaş civarında gerçekleşen ikinci büyük dalgada ise karbonhidrat metabolizması, bağışıklık sisteminin düzenlenmesi ve böbrek fonksiyonları gibi hayati mekanizmalarda keskin ve ani gerilemeler meydana geldiği rapor edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Kanal 6 Haber</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kanal6haber.com/aynadaki-o-degisim-artik-bilimsel-insan-vucudu-iki-farkli-yasta-aniden-yaslaniyor</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 11:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanal6habercom.teimg.com/crop/1280x720/kanal6haber-com/uploads/2026/05/image-is-closeup-two-faces-one-young-woman-one-old-woman-14117-192054.jpg" type="image/jpeg" length="38861"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uyuyamayanlara doğal çözüm: Bilim uykuya geçişin şifresini açıkladı]]></title>
      <link>https://www.kanal6haber.com/uyuyamayanlara-dogal-cozum-bilim-uykuya-gecisin-sifresini-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanal6haber.com/uyuyamayanlara-dogal-cozum-bilim-uykuya-gecisin-sifresini-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uyku problemi yaşayan milyonlarca kişi çözümü takviyelerde ararken, uzmanlar vücudun doğal sıcaklık dengesinin uykuya geçişte kritik rol oynadığını belirtiyor. Basit yöntemlerle uyku sürecinin hızlandırılabileceği ifade ediliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Modern yaşamın getirdiği stres, ekran kullanımı ve düzensiz alışkanlıklar nedeniyle uyku sorunları giderek yaygınlaşıyor. Pek çok kişi magnezyum ve melatonin gibi takviyelere yönelirken, uzmanlar vücudun kendi biyolojik mekanizmasının da güçlü bir alternatif sunduğuna dikkat çekiyor.</p>

<p>Araştırmalara göre insan vücudu gün boyunca belirli bir biyolojik ritim içinde çalışıyor. Akşam saatlerine doğru ise beden doğal olarak merkez sıcaklığını düşürmeye başlıyor. Bu süreçte özellikle eller ve ayaklar, vücuttaki ısının dışarı aktarılmasında önemli rol üstleniyor.</p>

<p><img alt="Thumbs B C 7Ddc0569F3E59C4E380C00E32105D2E9-1" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://kanal6habercom.teimg.com/kanal6haber-com/uploads/2026/05/thumbs-b-c-7ddc0569f3e59c4e380c00e32105d2e9-1.jpg" width="864" /><i>Fotoğraf: AA</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR DİKKAT ÇEKİYOR</h2>

<p>1999 yılında gerçekleştirilen bir araştırmada, uykuya dalma sürecini etkileyen temel faktörlerden birinin ayak sıcaklığı olduğu ortaya kondu. Araştırma sonuçlarına göre, kişilerin uykuya geçiş hızında psikolojik uyku hissinden çok vücut ısısındaki değişim belirleyici olabiliyor.</p>

<p><img alt="Thumbs B C 0Ae6Dd786D745Afb17Df7Aea47414292-1" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://kanal6habercom.teimg.com/kanal6haber-com/uploads/2026/05/thumbs-b-c-0ae6dd786d745afb17df7aea47414292-1.jpg" width="864" /><i>Fotoğraf: AA</i></p>

<h2>UYKUYA GEÇİŞİ HIZLANDIRABİLECEK YÖNTEMLER</h2>

<p>Uzmanlar, vücudun doğal ritmini desteklemek adına bazı basit yöntemlerin uygulanabileceğini belirtiyor. Yatmadan önce çorap giymek veya ılık duş almak, vücudun sıcaklık değişimini hızlandırarak uyku mekanizmasını destekleyebiliyor.</p>

<p>Öte yandan Japonya kökenli ve "Hamamböceği Egzersizi" olarak bilinen bir yöntemin de dolaşımı artırarak rahatlamaya yardımcı olabileceği ifade ediliyor. Ancak bu uygulamaya ilişkin modern tıp literatüründe kesin bilimsel verilerin henüz sınırlı olduğu belirtiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Kanal 6 Haber</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kanal6haber.com/uyuyamayanlara-dogal-cozum-bilim-uykuya-gecisin-sifresini-acikladi</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 11:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanal6habercom.teimg.com/crop/1280x720/kanal6haber-com/uploads/2026/05/thumbs-b-c-044ee7d2fd6ba85bf723d593bbfaaa66.jpg" type="image/jpeg" length="56991"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dikkat çeken uyarı: Sigara kişiliği bile etkileyebilir]]></title>
      <link>https://www.kanal6haber.com/dikkat-ceken-uyari-sigara-kisiligi-bile-etkileyebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanal6haber.com/dikkat-ceken-uyari-sigara-kisiligi-bile-etkileyebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tütün kullanımının beyin yapısında değişikliklere neden olabileceğini belirten uzman isim, unutkanlık, dikkat bozukluğu ve davranış değişimlerine karşı uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilkent Şehir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Görkem Tutal Gürsoy, AA muhabirine yaptığı açıklamada, tütün kullanımının yalnızca akciğeri değil, beyin sağlığını da olumsuz etkilediğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="A A 20260517 41408593 41408591 T U T U N K U L L A N I M I B E Y I N K O R T E K S I N D E I N C E L M E Y E N E D E N O L U Y O R" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://kanal6habercom.teimg.com/kanal6haber-com/uploads/2026/05/a-a-20260517-41408593-41408591-t-u-t-u-n-k-u-l-l-a-n-i-m-i-b-e-y-i-n-k-o-r-t-e-k-s-i-n-d-e-i-n-c-e-l-m-e-y-e-n-e-d-e-n-o-l-u-y-o-r.jpg" width="1200" />Fotoğraf: AA</p>

<p>Sigaranın beyinde yol açtığı hasara ilişkin bilgi veren Gürsoy, "<strong>Tütün kullanımının özellikle beyin korteksinde incelmeye sebep olduğu ve beyin damarlarını etkilediği son yayınlarda gösterilmiştir." </strong>dedi.</p>

<p>Gürsoy, beyin korteksinin ise düşünme, konuşma, hafıza ve karar verme gibi bilişsel işlevleri yöneten en önemli beyin bölgesi olduğuna dikkati çekerek<strong> "Beyin korteksindeki incelme unutkanlık, öğrenme güçlüğü, dikkat dağınıklığı ve kişilik değişikliğine yol açan bozukluklara sebep olmaktadır. Bazı hastalarda ise depresyon benzeri bulgular ortaya çıkabilir." </strong>ifadelerini kullandı.</p>

<p>Sigara kullanım süresi ve miktarının beyindeki korteks incelmesini doğrudan etkilediğini vurgulayan Doç. Dr. Gürsoy, sigaranın içindeki toksinlerin, özellikle beynin işlevini sağlayan nöronları etkilediğini aktardı.</p>

<h2>"ELEKTRONİK SİGARA VE ISITILMIŞ TÜTÜN ÜRÜNLERİ DE BEYİN HASARINA YOL AÇIYOR"</h2>

<p>Nöronlardaki toksik hasarın hücre ölümüne yol açtığını belirten Gürsoy, bu durumun Alzheimer gibi hastalıkların ortaya çıkmasına neden olabildiğini, beyin damar sağlığının bozulmasına bağlı olarak da inme gibi nörolojik hastalıkların gelişebildiğini dile getirdi.</p>

<p>Doç. Dr. Gürsoy, elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin de nikotin içermesi nedeniyle beyin hücrelerine zarar verdiğini ve beyin hasarına yol açtığını söyledi.</p>

<p>Sigaraya genç yaşta başlanmasının riskleri artırdığına işaret eden Gürsoy, <strong>"Sigara kullanım süresi uzadıkça beyindeki hasar artmakta, tüketim miktarı yükseldikçe de hücre ölümü hızlanmaktadır. Alışkanlığa erken yaşta başlamak, demans ve inme riskini öne çekebileceği gibi dikkat ile öğrenme bozukluklarına da yol açabilir. Uzun süreli sigara kullanımında ise davranış değişiklikleri gözlenebilir."</strong> diye konuştu.</p>

<h2>"PASİF İÇİCİLİK BEYİN SAĞLIĞINI ETKİLİYOR"</h2>

<p>Sigaranın bırakılmasının ardından beynin kendini toparlama sürecinin oldukça uzun sürdüğüne dikkati çeken Doç. Dr. Gürsoy, <strong>"Sigarayı bırakan kişilerde beyin hücrelerinin yeniden toparlanabilmesi için yaklaşık 25 yıllık bir süreye ihtiyaç duyulabiliyor. Pasif içicilik de beyin sağlığını etkiliyor. Özellikle dumanda mevcut olan kimyasal maddeler ve ağır metaller kişinin beyin sağlığını etkileyen faktörlerden bir tanesi."</strong> ifadelerini kullandı.</p>

<p>Doç. Dr. Görkem Tutal Gürsoy, beyin sağlığının korunması için tütün ve tütün ürünlerinden uzak durulması gerektiğini vurgulayarak, özellikle çocukların ve gençlerin bu ürünlerden korunmasının büyük önem taşıdığını belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kanal6haber.com/dikkat-ceken-uyari-sigara-kisiligi-bile-etkileyebilir</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 11:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanal6habercom.teimg.com/crop/1280x720/kanal6haber-com/uploads/2026/04/sigara-yasagi.png" type="image/jpeg" length="48562"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Pandemiye yön veren isim Türkiye’de]]></title>
      <link>https://www.kanal6haber.com/pandemiye-yon-veren-isim-turkiyede</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanal6haber.com/pandemiye-yon-veren-isim-turkiyede" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Institut français Türkiye, bilim konferansları serisi kapsamında dünyaca tanınan Fransız epidemiyolog ve pandemi uzmanı Arnaud Fontanet’yi Türkiye’de ağırlamaya hazırlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Halk sağlığı ve salgın yönetimi alanındaki çalışmalarıyla bilinen Fontanet, Ankara ve İstanbul’da düzenlenecek iki ayrı konferansta bilim dünyası ve katılımcılarla bir araya gelecek.</p>

<p dir="ltr">Fransa’nın önde gelen akademik kurumlarından Collège de France bünyesinde Halk Sağlığı Kürsüsü Başkanlığı görevini yürüten Fontanet, ilk konferansını 20 Mayıs’ta Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde gerçekleştirecek. “Pandemiler: Yeni Tehditler Neler ve Bunlara Nasıl Hazırlanmalı?” başlıklı etkinlikte, COVID-19 sürecinden çıkarılan dersler ve gelecekteki salgın risklerine karşı alınması gereken önlemler ele alınacak.</p>

<h2 dir="ltr">COVID-19 DERSLERİ YENİDEN DEĞERLENDİRİLECEK</h2>

<p dir="ltr">İkinci konferans ise 21 Mayıs’ta Sabancı Üniversitesi Tuzla Kampüsü’nde düzenlenecek. Bu oturumda Fontanet, farklı ülkelerin COVID-19 sürecinde uyguladığı stratejileri karşılaştırarak, bilimsel verilerin kriz yönetiminde nasıl kullanıldığını değerlendirecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">Institut français Türkiye Genel Müdürü Gilles Roulland, Türkiye’nin Avrupa, Asya ve Orta Doğu’nun kesişim noktasındaki stratejik konumuna dikkat çekerek, ülkenin yeni hastalıkların izlenmesi ve bilimsel araştırmalar açısından önemli bir merkez olduğunu ifade etti. Roulland ayrıca, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı ile INSERM arasında yürütülen temasların, iki ülke arasında halk sağlığı alanındaki iş birliklerini güçlendirmeyi amaçladığını söyledi.</p>

<p dir="ltr">Pandemi sürecinde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından oluşturulan bilim kurulunda da görev alan Fontanet, aynı zamanda Pasteur Enstitüsü bünyesinde yeni ortaya çıkan hastalıkların epidemiyolojisi üzerine çalışmalar yürütüyor.</p>

<p dir="ltr">Konferanslara katılım ücretsiz olacak ancak kapasite sınırı nedeniyle önceden kayıt yaptırılması gerekecek. İngilizce gerçekleştirilecek etkinlikler, bilimsel iş birlikleri ve halk sağlığı tartışmalarına yeni bir zemin oluşturmayı hedefliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Kanal 6 Haber</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kanal6haber.com/pandemiye-yon-veren-isim-turkiyede</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 13:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanal6habercom.teimg.com/crop/1280x720/kanal6haber-com/uploads/2026/05/dokk.jpg" type="image/jpeg" length="44185"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
