DÜNYA

Rusya ve Ukrayna arasında buzları eriten adım: ABD ve BAE ara buluculuğunda 314 esir evine dönüyor

Moskova ile Kiev hattında savaşın gölgesinde önemli bir insani gelişme yaşandı. ABD ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) ara buluculuğunda yürütülen üçlü görüşmeler sonuç verdi; Rusya ve Ukrayna toplamda 314 esir askeri takas etti.

Rusya-Ukrayna savaşında cephedeki çatışmalar sürerken, diplomasi masasında somut bir adım atıldı. ABD, Rusya ve Ukrayna heyetleri arasında bir süredir devam eden ve "üçlü mekanizma" olarak adlandırılan görüşmeler, geniş çaplı bir esir takasıyla meyvesini verdi.

157'YE 157: BİRE BİR DEĞİŞİM

Rusya Savunma Bakanlığı ve diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere göre, takas süreci "bire bir" formülüyle işletildi.

  • Rusya Tarafı: Ukrayna’daki esir kampından 157 Rus askeri serbest bırakıldı. Ayrıca Ukrayna ordusu tarafından esir alınan Kursk bölgesinden 3 Rus sivilin de iade edildiği belirtildi.

  • Ukrayna Tarafı: Karşılık olarak Rusya, elinde tuttuğu 157 Ukrayna Silahlı Kuvvetleri mensubunu Kiev yetkililerine teslim etti.

KRİTİK ROL: ABU DABİ MASASI VE TRUMP'IN TEMSİLCİSİ

Takasın arkasındaki diplomatik trafik ise dikkat çekici. İlk turu 23-24 Ocak'ta Birleşik Arap Emirlikleri'nin başkenti Abu Dabi'de yapılan görüşmelerin ikinci turu dün başlayıp bugün tamamlandı.

Sürecin mimarlarından olan ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, mutabakatın sağlandığını duyuran isim oldu. Witkoff, yürütülen yoğun diplomasi trafiği sonucunda 314 esirin özgürlüğüne kavuştuğunu açıkladı. Rusya Savunma Bakanlığı da BAE ve ABD'nin insani yardım ve ara buluculuk rolüne vurgu yaparak teşekkür etti.

İLK MÜDAHALE BELARUS'TA

Serbest bırakılan Rus askerlerinin ilk durağı Belarus oldu. Askerlere burada gerekli psikolojik destek ve tıbbi müdahalenin sağlandığı bildirildi. İlk kontrollerin ardından askerlerin, tedavi ve rehabilitasyon süreçlerinin tamamlanması amacıyla Rusya Savunma Bakanlığı'na bağlı hastanelere nakledileceği kaydedildi.

Bu gelişme, savaşın devam ettiği süreçte taraflar arasında diyalog kanallarının, özellikle üçüncü ülkelerin desteğiyle açık tutulabildiğini gösteren en somut örneklerden biri olarak kayıtlara geçti.