Katıldığı programda Rasim Ozan Kütahyalı ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulunan Şamil Tayyar, Kütahyalı’nın Taraf gazetesindeki ilk günlerinden bugünkü "abartılı hayat tarzına" kadar pek çok konuya değindi.
"MUHABİRLİKTEN GELMEDİ, TARAF'TA YAZARLIĞA BAŞLADI"
Rasim Ozan Kütahyalı’nın medya kariyerine giriş sürecini anlatan Tayyar, "Kendisi aslında bir gazeteci değil, direkt yazar olarak başladı. Muhabirlikten gelen birisi değil. Taraf gazetesinin okuyucu köşesine mektuplar gönderirken Ahmet Altan ya da Neşe Düzel’in dikkatini çekiyor. Ona köşe veriyorlar ve yazmaya başlıyor. Tanışıklığımız o döneme dayanıyor" dedi.
"2010 YILINDA BANA BİR KAZIK ATTI, SONRA İLİŞKİLERİMİZ MESAFELİ YÜRÜDÜ"
Geçmişte aralarında bir kırgınlık olduğunu da ekleyen Tayyar, "2010 yılında bana bir kazık attı. Sonrasında ilişkilerimiz mesafeli yürüdü. Kendisi İstanbul’da, ben Ankara’da olduğum için çok bir hukukumuz gelişmedi" ifadelerini kullandı.
"SANKİ DERİN DEVLET TEMSİLCİSİYMİŞ GİBİ..."
Kütahyalı’nın televizyon ekranlarındaki ve sosyal medyadaki üslubunu eleştiren Tayyar, bu tarzın kamuoyunda rahatsızlık yarattığını şu sözlerle ifade etti:
"Zaman zaman gelgitleri ve bir kontrolsüzlük hali vardı. Yakın zamanda çözüm süreciyle ilgili Abdullah Öcalan için 'Gölbaşı’nda evi bile hazır, isterseniz mobilyasının rengini bile söyleyebilirim' gibi çıkışları oldu. Bir de yani böyle bir abartılı bir hayat tarzı, sanki hani böyle derin devletin temsilcisi, işte istihbarata çok yakın, hani devlet adına böyle söz söyleyen vesaire gibi böyle bir yaklaşımla yaptığı yorumlar ve değerlendirmeler vardı. Bunlar tabii rahatsız ediciydi."
Tayyar ayrıca, Kütahyalı’nın daha önce Ankara’da operasyon yapılacağına dair toplumda infial yaratabilecek iddiaları nedeniyle de gözaltına alınıp serbest bırakıldığını hatırlattı:
"Bir ara bu programda kendisine tepki göstermiştim. Ankara ile ilgili bir yorum yapmıştı işte; 'Etimesgut, Keçiören'e operasyon yapılacak, işte polislerde izinler kaldırıldı' vesaire gibi hani böyle bir toplumda infiale sebep olacak bir yorumu nedeniyle gözaltına alındı ve sonra serbest bırakıldı."
"O GÖRÜNTÜLERDEN HİÇ HOŞNUT OLMADIM"
Rasim ile geçmişte kişisel kırgınlıkları ve mesafeli bir hukuku olan meslektaşları dahi, ortaya çıkan kelepçeli gözaltı görüntülerine ilkeli bir duruşla tepki gösterdi. Bu tarz uygulamaların kişilerden bağımsız olarak hukuki bir sorun olduğunu savunan basın mensupları, konuyu daha önce İBB dosyasında toplu halde otobüse bindirilen CHP'li belediye başkanlarının durumuna benzeterek yargıda çifte standart olmaması gerektiğinin altını çizdi.
“Şimdi bütün bunları bir kenara koyduğumuzda ben her şeye rağmen böyle elleri kelepçeli, sorguya götürülen o görüntülerinden hiç hoşnut olmadım. Keşke buna hiç gerek kalmasaydı. Ama bunu söylerken Rasim özelinde söylemiyorum. İBB dosyasında yargılanan CHP'li belediye başkanları da böyle bir toplu halde otobüse bindirilirken o görüntülere de itiraz etmiştim. Ben her şeye rağmen şüphelilerin... Ya bir hukukun bir miktar, yani hukukun korunması gerektiğini düşünüyorum. Biz çünkü yakın bir zamanda lekelenmeme hakkını yasalaştırdık. Hukuku korumak lazım. Çünkü yarın bu insanlar aklandığında, kendine isnat edilen suçlamalar haksız çıktığında ve beraat ettiğinde ne yapacaksınız? Bütün bu görüntüler hafızalarda kalacak. O nedenle ben daha özenli olunması gerektiği kanaatindeyim”





