İstanbul, Zeytinburnu sahilinde ölü bulunan Fatmanur Çelik ve 8 yaşındaki kızı Hifa İkra Şengüler'in ölümüne ilişkin sosyal medya paylaşımları sebebiyle "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçundan yürütülen soruşturma kapsamında ifadeye çağrılan şarkıcı Gülben Ergen, bugün Bakırköy Adliye Sarayı'ndaydı.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada, Ergen hakkında paylaşımlarıyla "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçunu işlediği iddiasıyla işlem başlatıldığı belirtildi.
GÜLBEN ERGEN'İN İFADESİ ORTAYA ÇIKTI
Ünlü sanatçı Gülben Ergen, hakkında "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" (TCK 217/A-1) suçlamasıyla başlatılan soruşturma kapsamında savcıya ifade verdi. Fatma Nur isimli bir annenin yardım çığlığı üzerine harekete geçtiğini belirten Ergen, "Bir anne olarak duyarsız kalamadım; amacım kurumlara saldırmak değil, bir çocuğun hayatını kurtarmaktı" dedi.
BAKANLIĞIN SUÇ DUYURUSU ÜZERİNE İFADE VERDİ
Sanatçı Gülben Ergen, 6 Nisan 2026 tarihinde Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu’na gelerek ifade verdi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın suç duyurusu üzerine başlatılan soruşturmada Ergen, TCK 217/A-1 maddesi kapsamında suçlanıyor. 53 yaşındaki sanatçı, ifadesinde uzun yıllardır çocuk ve kadın hakları konusundaki hassasiyetiyle tanındığını ve kurucusu olduğu dernekle 61 anaokulu açtığını vurguladı.
"CAN GÜVENLİĞİM YOK" ÇAĞRISINA KAYITSIZ KALMADI, EVLERİNİ ZİYARET ETTİ
Olayın başlangıcını anlatan Ergen, Fatma Nur isimli bir annenin adliye önünde yaptığı "can güvenliğim yok" şeklindeki açıklamasının ardından 2026 yılı Ramazan ayında aileyi Çekmeköy’deki evlerinde ziyaret ettiğini belirtti. Ziyaret sırasında çocuğun sağlık durumunun son derece kötü olduğuna şahit olduğunu ifade eden Ergen, annenin en büyük korkusunun, istismarla suçlanan eski eşine çocuğun teslim edilmesi olduğunu dile getirdi. Ergen ifadesinin bu bölümünde şunları söyledi:
"Kızının sağlıksal anlamda ne kadar kötü durumda olduğuna şahit oldum. Yaptığımız görüşmede Fatma Nur'un en büyük korkusunun kendisine tecavüz eden ve kızına da istismarda bulunan çocuğunun babasına çocuğun teslim edilmesi kaygısıydı. Bu konuda kendisine destek verdim."
HASTANEYE YATIŞ SÜRECİNİ KENDİSİ SAĞLADI
Ergen, evde yaptığı gözlemlerde çocuğun su içmediğini ve konuşmadığını fark ettiğini söyledi. Bu durum üzerine Koç Üniversitesi Hastanesi ile iletişime geçerek çocuğun 9-10 gün sürecek olan yatarak tedavi sürecini bizzat organize ettiğini açıkladı. Sanatçı, anne Fatma Nur'un bu süreçte kendisine defalarca teşekkür ettiğini de ekledi.
"Fatma Nur ile sonrasında da telefon ile görüşmelerine devam ettik. Çocuğun tedavisi için Koç Üniversitesi'ne yatışını ben sağladım. Çünkü çocuk su içmiyordu, yemek yemiyor, konuşmuyordu. Evdeki halinden sonra tedavi amacıyla Koç Üniversitesi'ne yatışının sağlanması amacı ile hastaneden biri ile görüştüm. Daha sonra Fatma Nur'a telefon ettim ve Koç Üniversitesi Hastanesi'ne gidip gidemeyeceğini sordum. Gidebileceğini söyledi ve aynı gün ilgili hastaneye gidip çocuğun yatışını sağladı."
"BAKANLIĞI VE BAKAN MAHİNUR HANIM'I BİLGİLENDİRDİM"
Hakkındaki iddiaların aksine devlet kurumlarıyla eşgüdümlü hareket etmeye çalıştığını savunan sanatçı, "Yaşanan süreçle ilgili Aile Bakanı Mahinur Hanımı da bilgilendirdim" dedi. Ziyaret öncesinde Bakanlığa bilgi verdiğini ve "isterseniz Bakanlık avukatıyla birlikte gidebilirim" teklifinde bulunduğunu ifade etti. Ayrıca bakanlık çalışmalarına yönelik aksi bir beyanda bulunmadığını ve kurumlarla bir husumeti olmadığını belirtti.
"Ayrıca ben yaşanan süreçle ilgili Aile Bakanı Mahinur Hanım'ı da bilgilendirdim. Bu konuya ilişkin imkanlarım dahilinde çocuğa yardımcı oldum. Bunun dışında Bakanlığın çalışmalarına ilişkin aksi bir beyanda bulunmadım."
HUKUKİ SAVUNMA: "SUÇUN MADDİ VE MANEVİ UNSURLARI OLUŞMADI"
Ergen’in müdafileri Av. Emek Ali Emre ve Av. Dilan Doğan Emre, savunmalarında şu teknik noktalara dikkat çekti:
- Hedef Gösterme Yok: Paylaşımların herhangi bir kurumu veya işleyişi hedef alma amacı taşımadığı, tamamen fikir ve düşünce hürriyeti kapsamında olduğu belirtildi.
- Kamu Barışı: Yapılan paylaşımların halk arasında korku, endişe veya panik yaratma amacı taşımadığı, dolayısıyla suçun yasal şartlarının oluşmadığı vurgulandı.
- Vatandaşlık Görevi: Savunmada, müvekkilin kamu vicdanını ilgilendiren bir konuda farkındalık yaratarak vatandaşlık görevini yerine getirdiği ifade edildi.
Soruşturma sonunda avukatlar, müvekkilleri hakkında "Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar" (takipsizlik) verilmesini talep ettiler. Tutanak, 06/04/2026 tarihinde Cumhuriyet Savcısı Yusuf Demir ve taraflarca imza altına alındı.



