EKONOMİ

Savaş riski enerji haritasını değiştiriyor

Orta Doğu’da yükselen gerilim, enerji güvenliği tartışmalarını yeniden alevlendirdi. 2025’te rekor kıran güneş ve rüzgar yatırımları ise ülkeleri fosil bağımlılığından koparan yeni hattı güçlendiriyor.

Küresel enerji dengeleri, artan jeopolitik gerilimlerle birlikte yeniden şekilleniyor. Özellikle Orta Doğu’da tırmanan kriz, petrol ve doğal gaz arzına yönelik riskleri büyütürken, ülkeleri alternatif kaynaklara yönelmeye zorluyor.

Bu kırılgan tabloda yenilenebilir enerji, sadece çevresel değil, stratejik bir seçenek olarak öne çıkıyor.

Uluslararası enerji düşünce kuruluşu Ember’in verilerine göre, 2025 yılında devreye alınan güneş ve rüzgar enerjisi kapasitesi yüzde 17 artarak 814 gigavata ulaştı. Bu artış, küresel ölçekte şimdiye kadar kaydedilen en yüksek yıllık kapasite artışı olarak kayıtlara geçti.

Toplam kurulu gücün 4 bin 174 gigavata yükselmesiyle birlikte, enerji üretiminde ağırlık merkezi hızla değişmeye başladı.

Güneş enerjisi 647 gigavatlık yeni kapasiteyle büyümenin ana taşıyıcısı olurken, toplamda 2 bin 900 gigavata ulaştı. Rüzgar enerjisi ise yüzde 47’lik artışla 167 gigavat ek kapasite kazandı ve toplamda 1300 gigavata çıktı.

ENERJİ KİLİT GÜÇ

Devreye giren yeni kapasitenin yıllık yaklaşık 1046 teravatsaat elektrik üretmesi bekleniyor. Bu miktar, küresel ölçekte gazdan elde edilen elektriğin yedide birinden fazlasını ikame edebilecek düzeyde.

Bu dönüşüm, yalnızca üretim değil, maliyet tarafında da dengeleri değiştiriyor. Mevcut piyasa fiyatlarıyla hesaplandığında, yenilenebilir kaynaklardaki bu büyüme yıllık yaklaşık 138 milyar dolarlık gaz ithalatının önüne geçebilecek potansiyele sahip.

Jeopolitik gerilimin tırmandığı son dönemde ise güneş ve rüzgar enerjisi üretimi, 330 teravatsaatlik gaz kaynaklı elektriğin yerini alarak 40 milyar doları aşan bir tasarruf sağladı.

YENİ GÜÇ: YERLİ VE BAĞIMSIZ ENERJİ

Uzmanlara göre bu tablo, enerji güvenliğinin artık yalnızca kaynak erişimi değil, aynı zamanda bağımsız üretim kapasitesiyle tanımlandığını ortaya koyuyor.

Ember Enerji Stratejisti Kingsmill Bond, fosil yakıtlara bağımlılığın ülkeleri jeopolitik kırılganlıklara açık hale getirdiğini belirterek, güneş, rüzgar ve batarya teknolojilerinin daha hızlı, daha düşük maliyetli ve dışa bağımlılığı azaltan bir çözüm sunduğunu vurguladı.

Veri Analisti Leonard Heberer ise yenilenebilir enerjideki büyümenin artık geri döndürülemez bir noktaya ulaştığını ifade ederek, bu kaynakların küresel elektrik sisteminin omurgasını oluşturma yolunda hızla ilerlediğini dile getirdi.