Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 hane halkı verilerine göre tek kişilik hane halkı sayısı 5.5 milyonu aşarak son 10 yılda yaklaşık yüzde 66 civarında arttı. İstanbul, yalnız yaşayan nüfusuyla başı çekerken, İzmir, Antalya ve Bursa gibi büyükşehirler de yüksek oranlarla dikkat çekiyor. Bu artış trendi, Türkiye’de yalnız yaşayanların sayısının her geçen yıl yükselerek yeni bir “yalnızlık rekoru” kırdığına işaret ediyor.
Sevgililer Günü’nün gelişiyle daha da dikkat çeken bu veriler sadece “bekar” olmak veya tek başına yaşamak sosyal bağ eksikliğinin doğrudan tanımı olmasa da, uzmanlar bu verilerin toplumsal izolasyon hissi ve duygusal yalnızlıkla örtüştüğüne dikkat çekiyor.
GENÇLER KALABALIKLAR İÇİNDE YALNIZ
Son araştırmalar, yalnızlık hissinin özellikle gençler arasında yükseldiğini gösteriyor. Üsküdar Üniversitesi ve Method Research Company iş birliğiyle yapılan bir araştırmada 18–29 yaş arası gençlerin yüzde 32’sinin yalnızlık düzeyinin en yüksek seviyede olduğu; gençlerin sosyal medyayı “bağ kurmak” yerine yalnızlıktan kaçış için kullandığı belirtildi.

Dr. Abdullah Sarman ve Dr. Suat Tuncay yaptığı araştırmalarla, sosyal medyanın gençler için duygusal bir “liman” olduğuna, ancak yüz yüze ilişkiler kadar doyurucu olamadığına dikkat çekiyor. Uzmanlar, burada temel meselenin sosyal medya kullanımı değil, sosyal medya ile geçirilen zamanın kalitesi ve bağ kurma biçimi olduğunu vurguluyor.
SOSYAL MEDYA NEDEN Mİ, SONUÇ MU?
Türkiye’de yalnızlık ve bekar nüfusunun artışı çok boyutlu bir toplumsal değişimin parçası. Sosyal medyanın bu sürece doğrudan neden olup olmadığı üzerine kesin bir görüş birliği yok; ancak araştırmalar, dijital etkileşim araçlarının yalnızlık hissi ile ilişkili olabileceğini gösteriyor.
Uzmanlar, sosyal medya kullanımının bilinçli ve dengeli hâle getirilmesinin, yüz yüze ilişkilerin öneminin yeniden hatırlanmasının ve bireylerin psikolojik destek kaynaklarına erişiminin artırılmasının, yalnızlık duygusuyla mücadelede kritik olduğunu vurguluyor.





