Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevinden alınan CHP Grup Başkanı Özgür Özel bayramlaşma programı kapsamında Güvenpark’ta açıklamalarda bulundu. Özel'in vereceği mesajların parti içindeki yeni sürece yön vermesi bekleniyor.
Sözlerine Nazım Hikmet'in;
"Arkamızda bir düşman gözü gibi karanlığın yolu,
Önümüzde bakır taslar güneş dolu,
Dostların arasındayız,
Güneşin sofrasındayız!" satırlarıyla başlayan Özel şu ifadeleri kullandı:
Mübarek Kurban Bayramı'nın son günündeyiz. Bugün buraya bayramlaşmaya, kucaklaşmaya ve helalleşmeye geldik. Bugün buraya yeniden birbirimize sarılmaya, yeniden umuda sarılmaya, hep beraber dostlarımıza birbirimizi, dost olmayanlara kararlılığımızı göstermeye geldik.
("Hain Kılıçdaroğlu" sloganları üzerine) Değerli Ankaralılar, sizi anlıyorum. Öfkenizi anlıyorum. Ancak bugün öfke sözleri değil; umudu yükseltmenin, umut sözlerini söylemenin, iktidar yürüyüşünü başlatmanın, "İktidar!" diye haykırmanın günüdür!
KİMSENİN GÜCÜ CHP'YE YETMEDİ
Partimiz kurulduğu günden beri tarih boyunca, Sivas Kongresi'nden bugüne çok zor günler geçirdi. Mallarına el kondu. Partinin kapısı kapatıldı. Partinin genel başkanları hapse atıldı. İl başkanları suikaste uğradı, şehit edildi. Bu partiye her kötülük yapıldı ama hiç kimsenin gücü Cumhuriyet Halk Partisi'ne yetmedi!
Tarihte ilk kez Cumhurbaşkanlığında bir partinin genel başkanı otururken, 24 yıl boyunca her seçimi kazanmışken, hiç seçim kaybetmemişken; bu ses Cumhuriyet Halk Partisi, bir partili cumhurbaşkanını yendiği için, yapılacak ilk seçimde iktidar olacağı için, bir güç, devleti elinde tutan kötücül bir akıl Cumhuriyet Halk Partisi'nin umuduna, Türkiye'de seçimle iktidarı değiştirme umuduna, yani cumhuriyetin en büyük kazanımı sandığa müdahale etmekte, Türkiye'nin birinci partisi Cumhuriyet Halk Partisi'nin başına seçilen genel başkanı değiştirip atama yapmaya kalkmaktadır, kayyum getirmektedir!
BU ÖZEL-KILIÇDAROĞLU MESELESİ DEĞİL
Değerli arkadaşlar keşke birilerinin söylediği gibi bu mesele Cumhuriyet Halk Partisi'nin iç meselesi olsa. Keşke bu mesele parti içi bir tartışma olsa. Meseleyi doğru görelim, doğru şekilde ortaya koyalım. Bu mesele Cumhuriyet Halk Partisi'nin iç meselesi değildir. Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu meselesi değildir! Bu mesele Recep Tayyip Erdoğan'la milletin meselesidir!
Değerli arkadaşlar meydan alabileceğini aldı, doldu taştı. Bugün ses sitemi güçlü, daha güçlü bir otobüsümüz yok. Bir binamız yok. Paramız yok. Ama başkalarında olmayan bir şey var. Siz varsınız.
Bir tarafta binalar, bir tarafta size rağmen polisle Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kanunsuz emirleriyle ele geçirilen bina var. O binada AK Parti'den destekle. TGRT'den kampanyayla önünde A Haberin TGRT'nin canlı yayın yaptığı. Türkiye'nin dört bir yanından gündüz tarlada çalışanları dahi yevmiyeni verelim diye getirilenlerle meşruiyet arayışı var. Bir tarafta milletin ta kendisi var.
MİLLETİN ONLARI İSTEMEDİĞİNİ BİLİYOR
O yüzden mukayese kabul etmez, kıyas kabul etmez; bir tarafta ele geçirilmiş binalar, bir tarafta partisine, ülkesine sahip çıkan milyonlar var. O yüzden şunu, şunu herkes bilsin: Biz, biz, ben değil, sadece biz değil, biz hepimiz Cumhuriyet Halk Partisi'ni 47 yıl sonra iktidar yapanlarız, birinci parti yapanlarız. Biz, Adalet ve Kalkınma Partisi'ni kurulduğu günden beri ilk kez yenen kadrolarız. Biz kaybeden, kaybetmeye alışmış CHP değil, kazanan CHP'yiz! Biz atanmış değiliz, biz seçilmiş CHP'yiz! Değerli arkadaşlar, herkes şunu adı gibi bilsin ki AK Parti asla demokratik bir seçimi bundan sonra kazanamayacağını biliyor, asla kazanamayacağını biliyor. Bu aziz milletin onları istemediğini biliyor.
Bu yüzden Türk milletinin iradesine karşı savaş açmış olanlar, AK Parti'nin kara düzenini savunanlardır. Geçen sene 19 Mart günü 15.5 milyon kişinin oy verdiği, 25 milyon kişinin imza verdiği Cumhurbaşkanı adayımız gözaltına alınıp tutuklandığında buna bir darbe demiştim ve bir yıldır hep birlikte 19 Mart darbesine direndik, direnmeye devam ediyoruz. Herkes şunu bilsin ki saldırı altında olan Cumhuriyet Halk Partisi değildir; milletin iktidarı değiştirme kararı saldırı altındadır, tüm demokratik sistem saldırı altındadır. İktidarı değiştirmek isteyen tüm siyasi partiler, onların seçmenleri saldırı altındadır. İşte bu yüzden bu meseleyi Cumhuriyet Halk Partisi'nin meselesi görmeyen, o atanma siyasetine direnen ve Cumhuriyet Halk Partisi'yle dayanışma gösteren tüm siyasi partiler tarihin en doğru yerinde durmaktadırlar.
BU MEYDAN TARİHİN KENDİSİ
Size andolsun ki yemin ederim ki iktidar yürüyüşünden asla vazgeçmeyeceğim. Türkiye'de yıllardır planlanan müesses nizam kendi kurgusunu bozmak istemiyor. Cumhuriyet Halk Partisi'ndeki değişimi gençleşmeyi hazmedemiyorlar.
Bugün buraya gelenler tarihin doğru tarafında duruyor demek kifayetsizdir. Bugün bu meydan tarihi yazmaya gelmiştir. Bu meydanın küsüratı bile orada yoktur. Bu meydan tarihin ta kendisidir.
Cumhuriyet Halk Partisi'ne mazbatasız genel başkan olmaz. Derhal kurultay yapılmalıdır. Buradan açıkça sesleniyorum hangi delegeyle istiyorsanız derhal bir kurultay yapın. Partiyi seçilmiş bir Genel Başkana kavuşturun. Cumhuriyet Halk Partisi atama kabul etmez. Kimse butlan istemiyor. Seçilmiş genel başkan istiyor.
KURULTAY TARİHİNİ İLAN EDİN
Kurultay tarihini ilan edin. Kurultay olmadan önce tüm üyeleri çağırın genel başkanın kim olacağına 2 milyon Cumhuriyet Halk Partili karar versin. O sandıktan kim çıkarsa kurultaya o kişinin genel başkanlık adaylığında gidelim. Genel Başkanlık için için seçim istiyorum.
Söz veriyorum ön seçimde yüzde 85'in altında oy alırsam göreve talip olmayacağım. Burada tarihi bir fırsat var. Bu kaostan bu türbülanstan Cumhuriyet Halk Partisi iktidara koşarak gidebilir.
VAKİT İKTİDARI ALMA VAKTİ
Mansur başkan bugüne kadar ne adım attı ne açıklama yaptıysa bilgim dahilinde. Bundan sonra da ne yapacaksa birlikte yapacağız.
Ben demokrasiye sahip çıkan tüm sendikalara tüm partilere ve sivil toplum örgütlerine yürekten teşekkür ediyorum. Vakit birleşe birleşe kazanma ve iktidarı alma vaktidir. Ya teslim olacağız onlar kazanacak ya da teslim olmadan biz kazanacağız.
Otobüs dönene kadar kıpırdamayın, otobüsten iniyorum, benim peşimden Anıtkabir'e yürüyoruz. Beni, partisini seven, ülkesini seven arkamdan gelsin. Yürüyelim arkadaşlar!





