Tasarımcı Yıldırım, kamp yapmak için geldiği Küçükyayla Köyü'nden etkilenerek bölgede bir arazi satın aldı. Satın aldığı araziye küçük bir köy evi inşa eden Yıldırım, aynı yıl İstanbul'daki yaşamını geride bırakarak köye taşındı. Kısa sürede köy yaşamına uyum sağlayan Yıldırım, arazisinde doğal üretime yöneldi. Yıldırım, 20 keçi ile tavuk, hindi ve ördek besliyor. Ayrıca, ektiği buğdaydan elde ettiği unla kendi ekmeğini yapıyor.

"BURADA KENDİMİ YENİDEN DOĞMUŞ GİBİ HİSSEDİYORUM"
Köye yerleştikten sonra keçi sütünden katkısız peynir yaptığını, ekmeğini ise ata tohumu buğdayla hazırladığını söyleyen Yıldırım, sabah erken saatlerde güne başladığını ve günün büyük bölümünü hayvanların bakımı ve üretim işleriyle geçirdiğini anlattı.

Yıldırım, köy yaşamına başlarken bazı arkadaşlarının kendisine "Yapamazsın, geri dönersin." dediğini aktararak, doğayla iç içe yaşamaktan vazgeçemediğini ifade etti.
Köy hayatının kendisine huzur verdiğini dile getiren Yıldırım, "Burada kendimi yeniden doğmuş gibi hissediyorum. Her sabah herhangi bir baskı altında olmadan, hayvanlarımla uyum içinde yaşamak, toprakla ve ormanla iç içe olmak gerçekten çok güzel bir duygu." dedi. Yıldırım, köy yaşamının İstanbul'daki hayatla kıyaslanamayacak kadar farklı ve huzurlu olduğunu sözlerine ekledi.






