İran, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in askeri ve siyasi tesislere yönelik başlattığı hava saldırılarıyla tarihinin en karanlık ve belirsiz günlerini yaşıyor.
BBC'nin özel haberine göre, Başkent Tahran ağır bombardıman altında inlerken, dini lider Ayetullah Ali Hamaney’in ilk saldırı dalgasında öldürülmesi ülkede taşları yerinden oynattı. Ancak liderin ölümü saldırıları durdurmaya yetmedi; aksine çatışmaların şiddeti her geçen gün artıyor.
SİVİL KAYIPLAR VE İNSANİ DRAM
Saldırılar yalnızca askeri noktalarla sınırlı kalmıyor. Cumartesi günü Minab şehrindeki bir kız okuluna düzenlenen hava saldırısı, savaşın en kanlı yüzünü ortaya koydu.
İranlı yetkililer, aralarında çok sayıda çocuğun da bulunduğu 160’tan fazla kişinin yaşamını yitirdiğini duyurdu. Beyaz Saray cephesi ise olayla ilgili soruşturma başlatıldığını savunurken, "sivillerin hedef alınmadığı" yönündeki klasik açıklamasını yineledi.
SOKAKLARDA KORKU VE "GÖLGE" SAVAŞI
Tahran sokakları bugünlerde "boş" ve "tekinsiz" olarak tarif ediliyor. Güvenlik güçlerinin her köşe başında kontrol noktaları oluşturduğunu belirten yerel halk, rejimin baskısının daha da sertleştiğini ifade ediyor.
BBC Farsça’ya konuşan ve güvenlik gerekçesiyle adı değiştirilen Salar, yaşadıklarını şu sözlerle özetliyor: "Her gün bir ay gibi geldi. Patlamaların sayısı, yıkım ve yaşananlar inanılmaz. Şu anda yaşadıklarımız, geçen yıl İsrail ile İran arasında yaşanan 12 günlük savaşın çok ötesinde."
EKONOMİK ÇÖKÜŞ VE KITLIK KAPIDA
Savaşın vurduğu tek yer binalar değil; halkın mutfağı da yangın yeri. Yumurta, patates ve ekmek gibi temel gıda maddelerinin fiyatları fırlarken, benzin istasyonları ve fırınların önünde kilometrelerce uzanan kuyruklar oluşmuş durumda.
Şehirdeki çoğu dükkanın kepenk indirdiği, ATM’lerin çalışmadığı ve hayatın durma noktasına geldiği bildiriliyor.
REJİMDEN "İŞBİRLİKÇİ" TEHDİDİ
İran güvenlik güçleri, sarsılan otoriteyi korumak için halka tehdit mesajları yağdırıyor. Protesto amacıyla sokağa çıkmaya hazırlananlara gönderilen SMS'lerde, dışarı çıkan herkesin "İsrail işbirlikçisi" sayılacağı ve en ağır şekilde cezalandırılacağı vurgulanıyor.
Salar, bu mesajların tonunun açık bir şiddet iması taşıdığını belirterek, "Aranızdan herhangi biri dışarı çıkıp protesto ederse, sizi işbirlikçi kabul edeceğiz diyorlar," ifadelerini kullanıyor.
HAMANEY'İN ÖLÜMÜ: ÖFKE VE BELİRSİZLİK
Dini lider Hamaney’in ölümü ülkede karışık duygulara yol açtı. Bazı bölgelerde gizli kutlamalar yapılırken, bazı kesimler rejim güdümündeki yas törenlerine katıldı.
Şehir dışındaki arkadaşlarına bilgi ulaştırmaya çalışan Kaveh isimli bir vatandaş, hissettiği karmaşayı şu sözlerle anlatıyor: "O anın mutluluk dolu olacağını hayal etmiştim ama öyle olmadı. Milyonlarca insanın hayatı mahvoldu ve o bir anda ortadan kayboldu; bu beni gerçekten öfkelendirdi."
GELECEĞE DAİR SON ŞANS
İnternet kesintileri ve vize engelleri nedeniyle dış dünyayla bağı kopan İran halkı, belirsiz bir geleceğe bakıyor. Birçok kişi Tahran’ı terk ederek kuzeye kaçmaya çalışırken, hasta ve yaşlıları olanlar yıkımın ortasında kalmış durumda.
Her şeye rağmen umudunu korumaya çalışan Kaveh, süreci bir ameliyata benzetiyor: "Bu operasyondan sonra ne olacağını bilmiyorum ama bu ameliyat olmasaydı kesinlikle daha kötü bir şey olurdu. Bu sayede en azından hayata ve yarına dair bir şans kalıyor."