Fotoğraf: AA

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, Anadolu Ajansı Katılım Finans Zirvesi’nde ekonomi gündemine dair kritik açıklamalarda bulundu. Küresel ekonominin jeopolitik gelişmeler ve artan belirsizliklerin etkisi altında olduğunu belirten Karahan, özellikle enerji fiyatlarındaki artışın dünya genelinde enflasyon görünümünü olumsuz etkilediğini ifade etti.

Türkiye’de de savaşın etkilerinin nisan ayı enflasyon verilerinde net bir şekilde görüldüğünü, enerji kaynaklı bu baskıların kısa vadede devam etmesinin beklendiğini vurguladı. Karahan, bu gelişmelerin orta vadeli enflasyon görünümüne yansımalarının Merkez Bankası’nın para politikası duruşuyla şekilleneceğini ve kararların bu unsurlar dikkate alınarak verileceğini belirtti.

DEZENFLASYON SÜRECİ VE KARARLILIK VURGUSU

TCMB’nin temel önceliğinin fiyat istikrarı olduğunu hatırlatan Karahan, "Savaş dezenflasyon sürecini etkilese de kararlılığımızı değiştirmiyor" dedi. Nisan ayı itibarıyla yıllık tüketici enflasyonunun yüzde 32,4 olarak gerçekleştiğini, Mayıs 2024’teki zirveye kıyasla önemli bir mesafe kat edilse de enflasyonun halen yüksek seyrettiğini ifade etti. Sıkı para politikası sayesinde, 2025 yılında katılık gösteren hizmet grubunda daha ılımlı bir seyir gözlemlendiğini, ancak akaryakıt fiyatlarındaki artış nedeniyle ulaştırma grubundaki fiyat artışlarının güçlü kalmaya devam ettiğini ekledi.

CARİ DENGEDE 2026 ÖNGÖRÜSÜ

Cari işlemler açığının yılın ilk çeyreğinde enerji ithalatı kaynaklı artış göstermesine rağmen, milli gelire oranla tarihsel ortalamaların altında kalmayı sürdürdüğünü belirten Karahan, 2026 yılında da bu durumun korunacağını öngördüklerini ifade etti. Enerji maliyetlerindeki yükselişin dış ticaret dengesi üzerinde baskı oluşturduğunu, ancak aynı dönemde gerileyen altın ithalatının cari dengeye pozitif katkı sağladığını kaydetti.

KATILIM FİNANS SEKTÖRÜNÜN STRATEJİK ÖNEMİ VE BÜYÜMESİ

Karahan, Türkiye'nin kronik cari açık sorununun kalıcı çözümü için yurt içi tasarrufların artırılması gerektiğini, bu noktada katılım finans sektörünün finansal derinleşme ve kapsayıcılık açısından kritik bir rol oynadığını belirtti. Katılım finansın bankacılık sektörü içindeki payının son 15 yılda yüzde 4,6'dan yüzde 9,5'e yükseldiğini ve halihazırda 10 katılım bankasının faaliyet gösterdiğini paylaştı. Sektörün yüksek sermaye yeterliliği ve güçlü aktif kalitesiyle Mart 2026 itibarıyla finansal istikrara olumlu katkı sunduğunu vurguladı.

TCMB'NİN KATILIM FİNANS SEKTÖRÜNE YÖNELİK ADIMLARI

Merkez Bankası’nın katılım finans kuruluşlarının likidite yönetimine destek olmak amacıyla araç çeşitliliğini artırdığını belirten Karahan, şu gelişmelere dikkat çekti:

  • Katılım finans kuruluşlarının Açık Piyasa İşlemlerine diğer bankalarla eşit koşullarda erişimi sağlanmıştır.

  • Likidite sterilizasyonu için Borsa İstanbul Taahhütlü İşlemler Piyasası'nda işlemlere başlanmış ve Türk Lirası karşılığı döviz alımına dayanan ters swap ihaleleri devreye alınmıştır.

  • Temmuz 2025'te başlayan ihracat reeskont finansmanı kullandırımları, Nisan 2026 itibarıyla günlük 176 milyon TL seviyesine ulaşmıştır.

  • TLREFK endeksinin yaygınlaşmasıyla, TLREF ile arasındaki makas 200 baz puandan 30 baz puana inmiştir.

Karahan konuşmasını, katılım finans kuruluşlarının rekabet gücünün arttığını, 2026 Nisan ayında kredi büyüme ivmesinin diğer bankaların 4 puan üzerine çıktığını belirterek; dezenflasyon sürecinin başarısıyla finans sektörünün ülke ekonomisine katkısının daha da artacağını öngördüklerini ifade ederek tamamladı.

Kaynak: Kanal 6 Haber